Denememi Tom'a düzelttirdim.I got Tom to correct my essay.
Tom denememi düzeltti.Tom corrected my essay.
Düzenin bozucu davranış nedeniyle okuldan uzaklaştırıldım.I was suspended from school for disorderly conduct.
Saat çoktan 2.30 oldu ama Maria hala masasında oturup ödev düzeltiyordu.It was already 2:30 AM, but Maria was still sitting at her desk and correcting homework.
Sami hayal edebileceğiniz her şekilde Leyla'ya cinsel saldırı düzenledi.Sami sexually assaulted Layla in every way you can imagine.
Umarım kısa sürede onu düzelttirebiliriz.I hope we can get that fixed soon.
Onu düzeltebileceğimizi umuyorum.I hope we can fix that.
Bu yazıyı benim için düzeltebilir misin?Can you proofread this essay for me?
Denememi düzeltir misin?Could you proofread my essay?
Denememi düzeltmek için okuyorum.I'm proofreading my essay.
Leyla, çocuklarıyla bir buluşma düzenledi.Layla organized a get-together with her kids.
Onun nasıl düzeltileceğini bilmiyor musun?Don't you know how to fix it?
Bunun nasıl düzelteceği ilgili herhangi bir fikir var mı?Any ideas on how to fix this?
Bu sorunu nasıl düzelteceğiz?How do we fix this problem?
Bunu düzeltmeme yardım edebilir misin?Can you help me fix this?
Sen inanılmaz düzeyde sinir bozucusun.You're incredibly annoying.
Leyla hala düzeliyordu.Layla was still recovering.
Leyla onun hatasını düzeltmek için hiçbir şey yapmadı.Layla did nothing to correct his mistake.
Onu düzene koyduğumuzdan memnun değil misiniz?Aren't you glad we cleared that up?
Parkta düzenli olarak koşarım.I regularly run in the park.
Bu partiyi düzenleyen siz değil misiniz?Aren't you the one who organized this party?
Bunu düzeltebileceğini düşünmüyor musun?Don't you think you can fix this?
Onu düzeltebileceğini düşünmüyor musun?Don't you think you can fix that?
Sami düzenli olarak okula bir bıçak götürdü.Sami took a knife to school on a regular basis.
Sami atlarıyla birlikte ona yardım etmek için düzenli olarak Leyla'nın mülküne gitti.Sami went to Layla's property regularly to help her with the horses.
Onu düzeltmeyecek misin?Aren't you going to fix it?
Bu yer görece düşük kirlilik düzeyine sahip gibi görünüyor.This place seems to have relatively low levels of pollution.
Tezimi düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my thesis.
Yazımı düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my essay.
Kitabımı düzeltecek birisine ihtiyacım var.I need someone to proofread my book.
Leyla'nın düzenli bir işi vardı.Layla had a regular job.
Leyla düzenli ziyaretlerinden biri için Sami'nin evine geldi.Layla arrived at Sami's house for one of her regular visits.
Onu nasıl düzelteceğini anladın mı?Have you figured out how to fix that?
Eski ordudan geriye kalan, mevcut düzeni destekliyor ve belki de önde götürüyor.A remnant of the old army is supporting and perhaps leading the current chaos.
Düzeltmek zordu.It was difficult to fix.
Sami çok akıllı ve düzenliydi.Sami was so smart and organized.
Sami oldukça düzenliydi.Sami was quite organized.
Partiyi düzenleyen Tom'du.Tom was the one who organized the party.
Sami'nin, Leyla'nın düzensiz davranışları nedeniyle kafası karışmıştı.Sami was confused by Layla's erratic behavior.
Sami düzenli iş elbiselerini giydi.Sami wore his regular work clothes.
Ön çimenimde düzeltilecek büyük bir çalı var.I have a large shrub in my front lawn that needs to be trimmed.
İncil'i düzenli olarak okuyor musun?Do you regularly read the Bible?
Yazar önemli bir süre yanıt vermediğinden düzeltme yaptım.Since the author hasn't responded for some considerable time, I have made the correction.
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Öğretmen öğrencilerin hep birlikte masalarını yarım daire şeklinde düzenlemelerini istedi.The teacher asked the students to draw their desks together into a semicircle.
Sanırım bunu düzeltebilirim.I could fix that, I think.
Tom bilgisayarı düzeltmeye çalıştı.Tom has tried to fix the computer.
Tom muhtemelen düzenli olacak.Tom is likely to be organized.
Tom bunu düzenli olarak yapmaz.Tom doesn't do that regularly.
Her şeyi düzelttin mi?Have you fixed everything?
Düzenli egzersiz yapıyor musun?Do you exercise regularly?
Tom Mary'nin moralini düzeltmeye çalıştığını söyledi.Tom said he tried to cheer Mary up.
Tom birçok kitap düzenledi.Tom has edited many books.
Tom'un Mary'nin moralini düzelteceğini düşündüm.I thought Tom could cheer Mary up.
Tom Mary'nin düzensiz olduğunu söyledi.Tom said Mary is disorganized.
Tom düzenli gibi görünüyor.It looks like Tom is organized.
Tom bana Mary'nin düzenli olmadığını düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was disorganized.
Tom hâlâ düzensiz.Tom is still disorganized.
Tom düzenli değildi.Tom wasn't neat.
Bir aile toplantısı düzenledik.We had a family meeting.