Ben kusurlu bir insanım fakat bunlar kolaylıkla düzeltilebilen kusurlar.I am a flawed person, but these are flaws that can easily be fixed.
Eğer bir yanlış görürsen sonra lütfen düzelt.If you see a mistake, then please correct it.
Eğer bir hata görürsen, öyleyse lütfen onu düzelt.If you see a mistake, then please correct it.
Düzensiz fiilleri öğrenmeyi sevmiyorum.I don't like learning irregular verbs.
Ben web sitemin düzenini değiştirdim.I've changed my website's layout.
Bu hataları düzeltmelisin.You must put these mistakes right.
Sınıfınla aynı düzeye gelmek için çok çalışmalısın.You have to study hard to catch up with your class.
Düzenli bir nabzın var.You have a regular pulse.
Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.There are few high-ranking positions left open for you.
Cuma günü bir dans partisi düzenlenecek.A dance will be held on Friday.
Ders kitabında her bölüm yaklaşık bir düzine anlama soruları tarafından takip edilir.Each chapter in the textbook is followed by about a dozen comprehension questions.
Düzenli olarak açık havada çalışan kişiler uykusuzluk sıkıntısı çekmezler.People who regularly work in the open air do not suffer from sleeplessness.
Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.I believe in exercising regularly.
Uçak sahilden ayrılırken düz uçuşa geçmeden önce hızla yükseldi.The plane rose sharply before leveling off as it left the coast.
Masayı düzeltelim.Let's straighten out the desk.
Şirket iflasları geçen ay yüksek bir düzeyde devam etti.Corporate bankruptcies continued at a high level last month.
Gözlük takmak görüşünüzü düzeltmeli.Wearing glasses should correct your vision.
Eğer hatalıysa yazımı düzelt.Correct my spelling if it's wrong.
Eğer bir hata yaparsanız, sadece düzgün bir şekilde çiziniz.If you make a mistake, just cross it out neatly.
Eğer varsa hataları düzeltin.Correct the errors if there are any.
Hatayı düzeltin ve dosyayı Bay Luxemburg'a iade edin.Correct the mistake and return the file to Mr Luxemburg.
Hatalara karşı en üst düzeyde dikkat edelim.Let's take the utmost caution against errors.
Eğer varsa hataları düzelt.Correct errors, if any.
Tüm faturalar bilgisayarlar tarafından düzenlenir.The bills are all done by computers.
Hissedarların toplantısı düzenlendi.The shareholder's meeting was held.
Öğrenciler, yeni hükümete karşı gösteri düzenlediler.The students demonstrated against the new government.
Yabancı dil dersine düzenli katılım önemlidir.Regular attendance is important in a foreign language class.
O buluşmanın olabildiğince kısa sürede düzenlenmesinde ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
En kısa sürede bir toplantı düzenlenmesini ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
Konferans Tokyo'da düzenlenecek.The conference is to be held in Tokyo.
Toplantı gelecek ay düzenlenecek.The meeting will be held next month.
Toplantılar haftada bir düzenlenir.Meetings are held every other week.
Toplantı gelecek pazar düzenlendi.The meeting was arranged for next Sunday.
Biz sorunları çözmek ve bilgiyi düzenlemek için bilgisayarlar kullanırız.We use computers to solve problems and to put information in order.
Kitapları büyüklüklerine göre düzenledik.We arranged the books according to size.
Arabayı düzenleyebiliriz.We can dispose the car.
Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.We have to put right what we have done wrong.
O büyük yangında düzinelerce ev yanıp kül oldu.Dozens of houses were burned down in that big fire.
Bir şey düzenlemeye çalışalım.Let's try to arrange something.
Düzenli olarak herhangi bir ilaç alıyor musun?Are you taking any medicine regularly?
Altı çizili sözcükleri düzeltin.Correct the underlined words.
Düzgün bir şekilde eğitilirse müzikal yetenek geliştirilebilir.Musical talent can be developed if it's properly trained.
Ben sesi nasıl düzeltebilirim?How do I fix the volume?
Kaç düzine kurşun kalemin var?How many dozen pencils do you have?
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
Kurşun kalemler düzine ile satılırlar.Pencils are sold by the dozen.
İngilizlerin kanuna ve düzene çok saygıları var.The British have a lot of respect for law and order.
Atletizm yarışması 15 Ekim'de düzenlendi.The athletic meet took place on October 15.
Pirinç hasatında bir festival düzenlenir.A festival is held at the rice harvest.
Parti kötü havaya bakılmaksızın düzenlendi.The party set out regardless of the bad weather.
Komite eğitim sorunu üzerine bir tartışma düzenledi.The committee held a discussion on the problem of education.
Dünyanın düz olduğu düşünülüyordu.It used to be thought that the earth was flat.
Aşk, hayatınızı düzeltebilir.Love can mend your life.
Elmalar düzine ile satılırlar.Apples are sold by the dozen.
Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.Yuriko arranges flowers in her spare time.
Eğer yanlış yaparsam beni düzeltCorrect me if I am wrong.
Motor düzgün çalışmıyor.The motor does not function properly.
Düz gidin ve mağazayı bulacaksınız.Go straight on, and you will find the store.
Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.I have no time to put my books in order before I go.
Lütfen bana tekrar bir vize düzenler misiniz?Could you please issue me a visa again?