dünyayı ile cümle

dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Essas histórias fizeram-me viajar pelo mundo, e já estive em mais de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.In realtà, queste storie mi hanno spinto a girare il mondo, e sono stata in oltre 60 paesi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Pred týmito príbehmi som naozaj neunikla nikde na svete, a to som bola vo viac ako 60 krajinách.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sebenarnya, kisah-kisah ini membawaku berkeliling dunia, aku telah pergi ke lebih dari 60 negara.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sus historias me llevaron alrededor del mundo, y he estado en más de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Thật vậy, những câu chuyện này đã giục tôi đi khắp thế giới, và cho tới giờ, tôi đã đến được 60 quốc gia rồi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.To te historie skłoniły mnie do podróżowania i odwiedziłam ponad 60 krajów.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Tyto příběhy mě motivovaly k cestování kolem světa, byla jsem ve více než 60 zemích.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Valójában ezek a történetek késztettek arra, hogy körbejárjam a világot, és több, mint 60 országban jártam.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Βασικά, αυτές οι ιστορίες με συγκλόνισαν σε όλο τον κόσμο και έχω πάει σε περισσότερες από 60 χώρες.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Всъщност, тези истории ме накараха да обиколя целия свят, и аз съм била в над 60 страни.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.На самом деле эти истории подтолкнули меня путешествовать. Я была в свыше 60 странах мира.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Насправді, їхні історії підштовхнули мене до подорожей і я побувала в більше ніж 60 країнах.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.למעשה, הסיפורים הללו גרמו לי להסתובב בעולם, וביקרתי בלמעלה משישים מדינות.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.في الحقيقة ، تلك القصص أجبرتني على الطواف حول العالم ولقد زرت أكثر من 60 دولة
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.呢地故事,令我想去世界各地行下。 我去佐60幾個國家。
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Aber tatsächlich musste ich in einem Ballon um die Welt fahren um eingeladen werden, darüber zu sprechen.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Ale musel som obletieť celý svet v balóne, aby ma pozvali rozprávať o tom.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Ale ve skutečnosti jsem musel obletět balonem svět, abych byl pozván a mohl vám o nich říct.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Azonban körbe kellett utaznom a világot egy ballonban, hogy meghívjanak beszélni erről.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.J'ai dû faire le tour du monde en ballon pour être invité à en parler.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.그러나 사실 저는 이를 이야기하도록 초대받기 위해 열기구를 타고 세계를 여행해야만 했습니다.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Maar ik moest wel in een ballon rond de wereld om uitgenodigd te worden.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Ma in realtà dovevo andare intorno al mondo in un aerostato per essere invitato a parlare di questo.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Mas foi preciso dar a volta ao mundo num balão para me convidarem a falar sobre isso.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Men jag var tvungen att ta mig runt hela världen i en ballong för att bli inbjuden att tala om det.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Musiałem jednak okrążyć Ziemię balonem, bym mógł o nich opowiedzieć.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Nhưng thật ra tôi phải đi du hành thế giới bằng khí cầu để được mời tới đây nói về nó.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Pero tuve que dar la vuelta al mundo en globo para que me inviten a contarlo.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.Но всъщност се наложи да обиколя света с балон, за да ме поканят да говоря за тях.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.אבל בעצם הייתי צריך לטוס מסביב לעולם בכדור פורח כדי להיות מוזמן לדבר על זה.
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.ولكن وجب علي ان ادور العالم بالمنطاد لكي تسنح لي الفرصة للتحدث عنه
Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti.気球で世界一周しなくてはなりませんでした (笑)
Aynı manzarayı görüyorum ama ters tarafından. Dünyayı gösteren bir uydu fotoğrafı.И вижу ту же картинку, но с противоположной стороны — картинку, сделанную со спутника.
Aynı zamanda, dünyayı görme şeklimizi.마찬가지로 저희는 이 기술이 앞으로 새로운 패러다임으로의 변화를
Aynı zamanda, dünyayı görme şeklimizi.וכיצד אנו רואים את העולם, ומה שנהדר הוא,
Aynı zamanda, dünyayı görme şeklimizi.والطريقة التي نرى بها العالم ، والرائع في ذلك ،
Aynı zamanda, dünyayı görme şeklimizi.この技術はインターネットの次の パラダイムシフトになるでしょう
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Aber sie sind auch bedroht, weil sie den Planeten mit Leuten wie uns teilen.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.A jsou v ohrožení také proto, že sdílí planetu s lidmi jako jsme my.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.A sú ohrozené, pretože sa delia o planétu s ľuďmi ako sme my.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.En ze worden ook bedreigd omdat ze een planeet delen met mensen zoals wij.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.E sono a rischio anche perchè condividono il pianeta con esseri come noi.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.És veszély fenyegeti őket, mert velünk, emberekkel osztoznak ezen a bolygón.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.E também estão ameaçadas porque partilham um planeta com pessoas como nós.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Et elles sont également menacées parce qu'elles partagent une planète avec des gens comme nous.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.또한 우리 인간들과 지구를 공유하고 있기 때문에 식물들은 위협에 직면해 있죠.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Mà cũng bởi vì chúng phải sống chung trên một hành tinh với loài người chúng ta.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Și mai sunt în pericol din cauză că împart o planetă cu oameni ca noi.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Επίσης απειλούνται γιατί μοιράζονται τον πλανήτη με ανθρώπους σαν εμάς.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.А также они под угрозой из-за того, что они делят планету с людьми вроде нас с вами.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.Също така са застрашени, защото споделят планетата с хора като нас.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.והם תחת איום גם משום שהם חולקים כוכב לכת עם אנשים כמונו.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.وهي أيضاً مهددة لأنها تتشارك الأرض مع أناس مثلنا.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.危機に瀕しているのです 私たちのような者は植物やその生息環境を
Bakın, ben sadece dünyayı değiştirmeye çalışıyorum, tamam mı?Послушайте, я просто пытаюсь изменить мир, ясно?
Bana göre fen bilimleri dış dünyayı tanımak, anlamak ve ifade etmek için ortaya çıkardığımız sonuçlardır.제게 과학이란 이해와 경험을 공유하고 표현하려는 시도이며
Bana göre fen bilimleri dış dünyayı tanımak, anlamak ve ifade etmek için ortaya çıkardığımız sonuçlardır.המדעים, עבורי, הם ביטויים למאמץ שלנו לבטא או לשתף את ההבנה שלנו,
Bana göre fen bilimleri dış dünyayı tanımak, anlamak ve ifade etmek için ortaya çıkardığımız sonuçlardır.العلوم بالنسبة لي هي تجسيد لمحاولتنا الإعراب أو تقاسم فهمنا
Bana göre fen bilimleri dış dünyayı tanımak, anlamak ve ifade etmek için ortaya çıkardığımız sonuçlardır.表現して伝えて 自分達の外側にある宇宙に 働きかけようという

İlgili Sayfalar