dünyayı ile cümle
dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Antartika'ya kadar dünyayı kaplarlar.הן מכסות את כדור הארץ, חוץ מאנטארקטיקה.
Antartika'ya kadar dünyayı kaplarlar.وهم يغطون الأرض، باستثناء القارة القطبية الجنوبية.
Antartika'ya kadar dünyayı kaplarlar.彼らの偶然的な接触のパターンは
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ahonnan jövök, az egy rémisztően sötét hely. Ezért akarom megvilágítani a világot.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Am venit dintr-un loc foarte intunecat. Si de aceea vreau sa iluminez lumea.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.He venido de un lugar de intensa oscuridad. Y por eso quiero iluminar el mundo.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ich bin aus einem sehr düsteren Ort gekommen. Daher will ich die Welt erleuchten.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ik kom uit een diep duistere plek. Daarom wil ik de wereld verlichten.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Jag har kommit från en plats av intensivt mörker. Och det är därför som jag vill lysa upp världen.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Je viens d'un lieu où règne une obscurité intense. Et c'est pourquoi je voudrais illuminer le monde.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.저는 칠흙같은 어둠에 둘러싸인 곳에서 왔습니다. 그래서 세상에 빛을 비추고 싶습니다.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Přišel jsem z místa intenzivní temnoty. Proto chci svět osvítit.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Prišiel som z miesta intenzívnej temnoty. Preto chcem osvietiť svet.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Provengo da un luogo di tenebre. Ed è per questo che voglio illuminare il mondo."
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Przybyłem z miejsca, którym zawładnęła ciemność. Dlatego chcę oświecić cały świat.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Saya datang dari tempat yang penuh kegelapan. Oleh karena itu saya ingin menerangi dunia.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Tôi đến từ một nơi tăm tối. Và đó là lí do tôi muốn chiếu sáng thế giới.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum."Vim de um lugar de intensa escuridão. "E é por isso que quero iluminar o mundo."
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Έχω έρθει από ένα μέρος έντονου σκοταδιού. Και γι' αυτό θέλω να φωτίσω τον κόσμο.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Идвам от място с интензивна тъмнина. И затова искам да осветя света.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Я прийшов із місць глибокої темряви. Тому я хочу зробити світ світлішим!
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Я пришёл из мест глубокой тьмы. Поэтому я хочу сделать мир светлее!
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.אני בא ממקום של אפלה עמוקה. ולכן אני רוצה להאיר את העולם כולו.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.لقد جئت من مكان شديد الظلام. ولهذا السبب أرغب في إضاءة العالم.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.それが私が世界に光を与えたいと望む理由です 私の名前はパプサイです
Aşk dünyayı değiştiremez.Cinta tak dapat mengubah dunia.
Aşk dünyayı değiştiremez.Dragostea nu poate schimba lumea !
Aşk dünyayı değiştiremez.El amor no puede cambiar el mundo.
Aşk dünyayı değiştiremez.L'amour ne change pas le monde.
Aşk dünyayı değiştiremez.Láska nikdy nezmění svět.
Aşk dünyayı değiştiremez.Liefde kan de wereld niet veranderen.
Aşk dünyayı değiştiremez.Ljubezen ne more spremeniti sveta.
Aşk dünyayı değiştiremez.Miłość nie może zmienić świata.
Aşk dünyayı değiştiremez.Tình yêu không thể thay đổi thế giới.
Aşk dünyayı değiştiremez.Любовта не може да промени света.
Aşk dünyayı değiştiremez.אהבה אינה יכולה .לשנות את העולם
Aşk dünyayı dönüştürür.el amor transforma
Aşk dünyayı dönüştürür.l'Amour transforme le monde
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Así que pude elegir muestras para cubrir una sección transversal que abarcaría prácticamente a todo el mundo.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Daardoor kon ik voorbeelden kiezen om een dwarsdoorsnede van ongeveer de hele wereld te omvatten.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Ho potuto trovare campioni che corrispondessero a criteri imposti, per coprire praticamente il mondo intero.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Jadi saya dapat memilih sampel yang cukup untuk mewakili seluruh dunia.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.그래서 저는 전 세계를 실질적으로 포괄할 수 있는 단면을 위한 표본을 찾아야 했습니다.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Przy odpowiednim dobraniu próbek otrzymamy przekrój całego świata.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Şi am putut defapt să acopăr o zonă care acoperă practic întreaga lume.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Takže jsem si mohl vybrat průřezové vzorky, které pokryly prakticky celý svět.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Takže som si vlastne mohol vybrať vzorky - prierez ktorý pokryje prakticky celý svet.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Επέλεξα περιπτώσεις που αποτελούσαν αντιπροσωπευτικό δείγμα και κάλυπταν πρακτικά ολόκληρο τον κόσμο.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Можех всъщност да избера извадки, които ще покрият на практика целия свят.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.Я мог сделать такую выборку, которая показала бы, как обстоят дела практически во всём мире.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.כך שיכלתי בעצם לבחור דוגמאות שתכסנה את כל החתך אשר יכסה למעשה את כל העולם.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.لذا فقد تمكنت من إختيار عينات لتغطية شريحة تقوم تحديداً بتغطية كل العالم.
Aslında böylece pratik olarak tüm dünyayı kapsayacak bir kesit alabileceğim örnekleri seçebilirdim.多様なサンプルを取ることができます 約5年この実験を行ない
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.사실 이 이야기들은 저로 하여금 세계를 돌아다니게 하였습니다. 저는 60개 국에 가봤죠.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.60ヵ国以上を訪れました 何千もの話を聞きましたが
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.De fapt, aceste poveşti m-au obligat să merg în jurul lumii, şi am fost în peste 60 de ţări.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Dessa berättelser tvingade mig runt världen, och jag har varit i fler än 60 länder.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Diese Geschichten veranlassten mich, um die Welt zu reisen und ich war in über 60 Ländern.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Die verhalen dwongen mij de wereld over, en ik ben in meer dan 60 landen geweest.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.En fait, ces histoires m'ont obligée à voyager dans le monde, j'ai voyagé dans plus de 60 pays.