dünyayı ile cümle

dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Dar totul avea legătură cu încercarea mea de a înțelege lumea, de a înțelege limitele posibilului.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Es ging dabei immer um den Versuch, die Welt zu verstehen und die Grenzen des Möglichen auszuloten.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.이 모든 것은 이 세계를 이해하려는 시도였습니다. 가능성의 한계를 이해하고자 했던 거죠.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Maar het ging allemaal om het begrijpen van de wereld, de grenzen van het mogelijke begrijpen.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Mais c'était pour essayer de comprendre le monde, comprendre les limites du possible.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Ma si trattava sempre di cercare di capire il mondo, comprendere il limiti del possibile.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Men det handlade helt och hållet om att försöka förstå världen, att förstå gränserna för vad som var möjligt.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Men det handlede om at prøve at forstå verdenen, forstå grænserne for det mulige.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Mutta se oli tapani yrittää ymmärtää maailmaa, ymmärtää mahdollisuuksien rajat.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Nhưng tất cả những thứ đó cũng chỉ là những nỗ lực để hiểu về thế giới hiểu sự giới hạn của các khả năng
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Pero era todo para tratar de entender el mundo, entender los límites de la posibilidad.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.W tym wszystkim chodziło mi o zrozumienie świata, o zrozumienie granic możliwości.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Ήθελα να καταλάβω τον κόσμο, και τα όρια των δυνατοτήτων του.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Але таким чином я намагався зрозуміти світ, розуміти межі можливого.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Всё это было для того, чтобы понять этот мир, узнать границы возможного.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.Но всичко това беше, за да се опитам да разбере света, да разбере границите на възможностите.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.אבל זה היה במטרה לנסות ולהבין את העולם, להבין את גבולות האפשר.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.ولكن كان كل ذلك سببه رغبة مني بمحاولة فهم العالم وفهم حدود الامكانيات الممكنة
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.可能性の限界を知りたいがためでした そして 私のSFに対する愛は
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Aber der andere Teil bereist die Welt, verbindet verschiedene Kulturen miteinander.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Ale ta druhá cestuje po světě a navazuje spojení s jinými kulturami.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Cealaltă parte însă călătoreşte prin toată lumea, conectându-se la diferite culturi.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.De a másik szára a világot járja, és különböző kultúrákhoz kapcsolódik.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Het andere deel reist over de wereld en verbindt zich met verschillende culturen.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.하지만 다른 쪽은 세계를 여행하며, 다른 문화를 연결시켜요.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.länkandes samman olika kulturer.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.lecz jej druga część podróżuje po świecie łącząc różne kultury.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Mais l'autre partie parcourt le monde, en se reliant à différentes cultures.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Ma l'altra parte viaggia per il mondo, connettendosi a culture diverse.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Mas a outra parte viaja pelo mundo, ligando-se a diferentes culturas.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Pero la otra parte viaja por el mundo, conectándose con diferentes culturas.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Tapi bagian yang lain menjelajahi dunia, berkoneksi dengan budaya-budaya lain.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Το άλλο μέρος, όμως, ταξιδεύει τον κόσμο και συνδέεται με διάφορους πολιτισμούς.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.В то время как другая часть путешествует по свету контактирует с другими культурами.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.Другата обикаля света, докосвайки се до различни култури.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.אך חלק אחר בה נודד בעולם, מתחבר לתרבויות שונות.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.والجزء الآخر يحوم حول العالم. مرتبطًا بثقافات مختلفة.
Ama diğer bacağım dünyayı geziyor, farklı kültürler arasında köprüler kuruyor.そんな意味で私の小説は 地域的でありながら 国際的だと
Ama dünyayı nasıl algıladığımızla ilgili olarak çok ilgimi çekti.Journalistin zu werden, aber ich war sehr daran interessiert, wie wir lernen, unsere Welt wahrzunehmen.
Ama dünyayı nasıl algıladığımızla ilgili olarak çok ilgimi çekti.아주 오래 전 일이지만, 우리가 이 세상을 어떻게 인지하고 있는지를 배우게 되어 매우 흥미로웠습니다.
Ama dünyayı nasıl algıladığımızla ilgili olarak çok ilgimi çekti.להיות עיתונאית, אבל מאד עניין אותי כיצד אנו לומדים להבין את עולמנו.
Ama dünyayı nasıl algıladığımızla ilgili olarak çok ilgimi çekti.أن أصبح صحفية ،و لكني كنت مهتمة جدا أن اتعلم كيف نفهم عالمنا.
Ama dünyayı nasıl algıladığımızla ilgili olarak çok ilgimi çekti.私たちがどう世界を認識するようになるのか すごく興味がありました ナレーター:出来事を1つの視点から見ると
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Ale czy to nie jest niebezpieczne - oddać świat w ich ręce?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Ale není nebezpečné vložit svět do jejich rukou?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Ampak, ali ni nevarno položiti usodo sveta v njihove roke?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Bukankah berbahaya membiarkan dunia berada di tangan mereka?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Dar nu este periculos să pui lumea în mâinile lor ?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Maar is het dan niet gevaarlijk om de wereld in hun handen te leggen?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Mais n'est-il pas dangereux de leur confier le monde ?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Nhưng cũng thật nguy hiểm khi đặt thế giới lên chúng, phải không?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?¿Pero no es peligroso acaso el poner el mundo en sus manos?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?Но не е ли опасно да оставяш света в ръцете им?
Ama dünyayı onların ellerine bırakmak tehlikeli değil mi?אבל אין זה מסוכן לשים ?את העולם בידיהם
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.D'altro canto, se si uniscono i sentimenti positivi, possiamo fare del mondo un flusso positivo.
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.Jos taas positiiviset tunteet yhdistyvät- -maailmasta voidaan tehdä myönteinen virta.
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.Men hvis positive følelser finder sammen, kan verden blive positiv.
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.Men om positiva känslor går samman kan världen bli positiv.
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.Przewaga pozytywnych uczuć nada światu pozytywny kierunek.
Ama olumlu duygular bir araya gelirse, dünyayı daha olumlu bir yer haline getirebiliriz.Αν, όμως, συνδεθούν θετικά συναισθήματα ο κόσμος παρασύρεται από ένα ρεύμα θετικότητας.

İlgili Sayfalar