dünyasında ile cümle

dünyasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Manche, noch weniger, kommen aus der Wirtschaft.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Niektóre, jeszcze mniejsza liczba, z biznesem.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Un numero minore dal mondo degli affari.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Unos cuantos, vienen del mundo de los negocios.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Некоторые, их меньше, - с бизнесом.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.Някои, по-малко, са дошли от бизнеса.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.חלק, אבל פחות, מעסקים.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.البعض ، لا تزال قلة، تأتي الأعمال.
Bazıları, az da olsa, iş dünyasından geliyor.私のボスもいます。
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.Forse non riuscirete a rivoluzionare l'industria, o la scena indie, o l'universo delle arti in genere.
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.Peut être que vous ne changerez pas l'industrie, ou la scène indépendante, ou l'univers ou les arts.
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.Vielleicht verändert ihr nicht die Industrie oder die Indie-Szene oder das Universum oder die Künste.
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.Возможно, вы не поменяете индустрию, или инди-сцену, или вселенную, или искусство.
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.変える事は出来ないかもしれません。 しかし、あなたは、あなた自身を 変えるチャンスを持っています。 これが、私が言いたかったことです。
Bence bu paragraf size finans dünyasındaki bilanço makyajlama teknikleri konusunda fikir veriyor olacaktır.A tohle vám, myslím, dá představu o hře skořápky, kterou se finanční odvětví snaží s lidmi hrát.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Als je met je hoofd in de wolken leeft, af en toe, dan kan je je voeten beter op de grond houden.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Cred că, dacă trăiți cu capul în nori uneori, vă ajută să vă mențineți picoarele pe pământ.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Creo que vivir con la cabeza en las nubes de vez en cuando, ayuda a mantener los pies en el suelo.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.여러분이 가끔씩 머리를 구름속에 두고 산다면, 현실에 발을 딛고 사는데 도움이 된다고 생각합니다.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Om du lever med huvudet bland molnen emellanåt, hjälper det dig nog att hålla fötterna på jorden.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Penso che ogni tanto vivere con la testa fra le nuvole ci aiuta a tenere i piedi per terra.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Tôi nghĩ, thỉnh thoảng mơ màng một chút lại giúp bạn luôn tỉnh táo và thực tế.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Żyjąc czasem z głową w chmurach, łatwiej twardo stąpać po ziemi.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Πιστεύω πως αν ζούμε με το μυαλό στα σύννεφα κάθε τόσο, μας βοηθά να κρατάμε τα πόδια μας στο έδαφος.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Аз мисля, че, ако живеете с главата си в облаците, това ви помага да поддържате краката си на земята.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.Я думаю, что если время от времени позволять себе "витать в облаках", это поможет "тверже стоять на ногах".
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.ההיבט המגוון ביותר, המעורר והפיוטי של הטבע. אני חושב, אם אתם חיים עם הראש בעננים
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.أعتقد أن تأمل السحب بين الحين والآخر، يساعد على المحافظة على الهدوء والاستقرار.
Bence, eğer hayal dünyasında yaşasaydınız, arada sırada, ayaklarınızı yere tutmaya yardımcı olur.しっかりとした足場を築けるのだと思います その理由を説明するために
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Azt hiszem ez nélkülözhetetlen a mai világban, a hiedelmek konfliktusai között.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Cred ca este foarte necesar in ziua de azi avand in vedere discrepanta dintre credinte care s-a creat.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Ich denke, dass das so notwendig in unserer Welt, wo es soviele Glaubenskämpfe gibt,
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.오늘날의 세계에서 일어나고 있는 종교간의 마찰과 이로 인해 생기는 우리가 겪는 위협들을
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.No ano passado, metemos um grupo de adolescentes e funcionou muito bem.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Penso sia veramente necessario al giorno d'oggi quando si vedono questi scontri di credenze.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Saya rasa hal itu sangat penting saat ini di mana bentrokan kepercayaan sedang terjadi.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.W dzisiejszym świecie to niezwykle ważne gdy ścierają się światopoglądy.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.אני חושב שזה כל כך חשוב בעולמנו היום כשאתם רואים את התנגשות האמונות האלה קורה.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.وهذا أعتقد انه شديد الاهمية في عالمنا اليوم فكما ترون أن تصادم المعتقدات يحدث.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.信条のぶつかり合いを目にしますし それらは安全保障上の問題も引き起こします
Benzer şekilde, Arap dünyasında büyük Arap tarihçisi Albert Hourani'nin이와 비슷하게 아랍 세계에서는 위대한 아랍 역사학자인 Albert Hourani가
Benzer şekilde, Arap dünyasında büyük Arap tarihçisi Albert Hourani'ninPodobnie, w arabskim świecie były, jak mówi wielki arabski historyk Albert Hourani --
Benzer şekilde, Arap dünyasında büyük Arap tarihçisi Albert Hourani'ninבצורה דומה, בעולם הערבי, התחילה תקופה שנקראה על ידי ההיסטוריון הדגול אלברט חוראני
Benzer şekilde, Arap dünyasında büyük Arap tarihçisi Albert Hourani'ninوكذلك الامر في العالم العربي لقد رأى المؤرخ ألبرت هوراني
Benzer şekilde, Arap dünyasında büyük Arap tarihçisi Albert Hourani'nin優れたアラブ歴史家であるアルバート・ハウラニの定義における 自由時代がありました。
Bilgisayar yazılımları dünyasında birimin ne olduğunu tanımlamanın bir yolu yoktu.Nel mondo del software per computer, non c'era modo di definire quale fosse l'unità.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.A tudományban mi azokat az okokat akarjuk tudni, amiért az emberek hisznek valamiben.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.Dalam ilmu pengetahuan, kita ingin tahu apakah alasan Anda mempercayai sesuatu.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.En la ciencia, queremos saber cuáles son las razones para creer algo.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.En science, nous voulons savoir pour quelles raisons vous croyez en quelque chose.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.In der Wissenschaft wollen wir wissen, welche Gründe Sie haben, etwas zu glauben.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.In de wetenschap willen we weten wat je redenen zijn om iets aan te nemen.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.Inom vetenskap bryr vi oss om dina skäl för att tro på något.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.În ştiinţă, noi vrem să ştim care sunt motivele pentru care crezi în ceva.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.I videnskab vil vi vide hvorfor du tror noget.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.과학에서는, 사람이 어떤것을 믿는 이유를 알고 싶어합니다
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.Nella scienza, vogliamo sapere quali sono le ragioni per credere qualcosa.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.Trong khoa học, chúng tôi muốn biết lý do khiến bạn tin vào một cái gì đó.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.Ve vědě chceme znát důvody toho, proč něčemu věříte.
Bilim dünyasında, bir şeye inanıyorsanız, inanma nedenlerinizi öğrenmek isteriz.V znanosti hočemo vedeti, kateri so vaši razlogi za verjetje v določeno stvar.

İlgili Sayfalar