dükkânlar ile cümle
dükkânlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hodler'in erken dönem çalışmaları çoğunlukla dükkânlara ve turistlere satılan manzara resimleridir.Najwcześniejsze prace Hodlera to tradycyjne krajobrazy, które sprzedawano w sklepach dla turystów.
Gruba, evcil hayvan dükkânlarında çalışan arkadaşlarının anısına Pet Shop Boys adını verdiler.Nazwę Pet Shop Boys zapożyczyli później od znajomych, którzy pracowali w sklepie zoologicznym.
Bütün dükkanlar ve işyerleri kapalıdır.Wiele sklepów i biur pozostało zamkniętych.
Bu dükkanlar geleneksel ve modern şekerler sunarlar.Wykonawcy prezentują kolędy tradycyjne i pastorałki.
Getto bölgesinde ayrıca bir yeşiva, çeşitli Yahudi ürünleri satan dükkânlar ve Chabad sinagogu bulunur.Na obszarze byłego getta znajduje się jesziwa, kilka sklepów z judaikami, a także synagoga Chabad.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Niektóre sklepy oferują nawet taiyaki zawierające okonomiyaki lub kiełbasę.
Ünlü kahve dükkânları zinciri Starbucks'un sahibidir.Głównym nabywcą kawy z Timoru Wschodniego jest Starbucks.
Dükkanların her birinin ayrı kapısı yoktur.Każde pomieszczenie miało oddzielne drzwi.
Pawilony, 1970'lerde, esas olarak dükkanlar ve zanaat atölyelerine ev sahipliği yapmıştır.Pawilony powstały w latach 70. XX wieku głównie jako sklepiki i zakłady rzemieślnicze.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Det finns flera broar över kanalen.
1 cadde vardır ve tüm dükkânlar bu cadde üzerindedir (Kulaksız Caddesi).Vid denna gatan finns nästan alla butiker i stadens centrum.
Oldukça küçük olan bu dükkânlar değişik fiyat ve pazarlıkla satış yaparlar.Kedjan är inriktad på låga priser och stora butiker.
1930'lu yıllarda Amerika'da banka ve dükkânları soymuşlardır.В 1930 році готель облюбували фінансисти і банкіри.
Görüldü ki esnaf derhal dükkânlarını kapadı.Незабаром магазин довелося закрити.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Поруч з мостом розташовувалися кузні.
Bazı dükkanlar iki veya daha fazla şurup kullanarak renkli çeşitler sunar.Для виробів використовували сировину у два і більше кольорів.
Bütün dükkanlar ve işyerleri kapalıdır.Jsou zavřeny všechny obchody a úřady.
Dükkânların kuzey bölümünde ise sütunlu cadde yer almaktadır.Pod severní částí budovy se nachází sklepy.
Firmanın katma değerli ürünleri Alaska'nın diğer bölgelerinde de dükkânlarda satışa sunulur.Společnost bude mít na starost i jeho prodej ve vybraných teritoriích světa.
Yahudilere ait dükkânlar yakıldı ve sinagog harabeye çevrildi.Židé byli obklíčeni a natlačeni do synagog, které byly zapáleny.
Her bölgenin kendine ait alışveriş dükkânları ve parkları bulunur.V přízemí se nacházejí prostory pro jednotlivé obchody a kanceláře.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Nad jezem se nachází most.
Orijinal planda bina, zeminde dükkânlar olmak üzere toplam 6 kattan oluşuyordu.Původně v těchto místech stával hostinec, kolem kterého rostlo šest lip.
Kilise dükkanlar ve ofislere sahipti.Tvořila obchody, kanceláře a kluby.
Bu demirci dükkanları yüzyıllarca civar köy ve kazalara hizmette bulunmuştur.Tato část domu sloužila téměř sto let jako pekárna a obchod.
Bazı dükkânların tabanı mozaikle kaplıdır.Toate boltele sunt acoperite cu mozaicuri.
Fakat köşe dükkânlarda bira satılabilir.Berea este exportată în butelii în magazinele din apropiere.
Günümüzde, hala dünyadaki çay dükkanlarında servis edilen ortak bir içecektir.Este un ceai ce se poate bea în orice moment al zilei.
Köprünün altında dükkânlar ve iskeleler vardı.În jurul clădirii au fost montate bariere și garduri de sârmă ghimpată.
Bütün dükkanlar ve işyerleri kapalıdır.A boltokat és a hivatalokat bezárták.
Bu pakette oyuncular kendi dükkânlarını oluşturabiliyorlar.Itt a boltok üzemeltetői együtt élhettek a családjukkal.
Genelde avizeci dükkânları bulunur.Itt többnyire társasházak találhatók.
Bundan dolayı dükkanlar 6 ay için kapandı.A gyárakat az évben hat hétre be kellett zárni.
Köprü üzerinde bazı dükkanlar bulunur .Az öböl fölött több híd is épült.
Caddenin iki yanında gezinti yolları ve dükkânlar vardır.Az utca mindkét oldalán éttermek, üzletsorok vannak.
Özel kontenjanlı ürünler onun ziyaretinden önce ilgili dükkânları dolduruyorlardı.Sok étterem az üzlete elé állította ki finomságait.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Ezt gyógyszertárak árusítják.
Burada bulunan dükkânların tamamı yok oldu.Paikalla olleet rakennukset on purettu.
Kilise dükkanlar ve ofislere sahipti.Siellä on kauppoja ja toimistoja.
Bu dükkânlarda yalnızca renkli mendiller üretilirdi.Tässä tehtaassa valmistettiin värillisiä pullopapereita.
Ünlü kahve dükkânları zinciri Starbucks'un sahibidir.Yrityksellä on Intian Starbucks-ketjun kahviloista vastaava Tata Starbucks -yhteisyritys Starbucksin kanssa.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Sairaalat saavat tulonsa lääkkeiden myynnistä.
Bu dükkanlarda yaklaşık 300 kişi çalışıyordu.Tehtailla työskenteli tuolloin noin 360 henkilöä.
Pazar günleri mağaza ve dükkanların açılmasına karşıdır.SDP on vastustanut kauppojen ja ravintoloiden aukioloa sunnuntaisin ja pyhäpäivinä.
Fakat köşe dükkânlarda bira satılabilir.Olutta myydään kuitenkin satunnaisesti luostarilta.
Bu dükkanlarda yaklaşık 300 kişi çalışıyordu.Μαζί, αυτά τα δύο καταστήματα απασχόλησαν πάνω από 300 άτομα.
Kilise dükkanlar ve ofislere sahipti.Τα κτίρια στεγάζουν καταστήματα και γραφεία.
Bunu terzi ve ayakkabıcı dükkânları takip etti.Ασχολείται με το χρηματοκιβώτιο και τα υποδήματα της Φρίγκα.
Bütün bu olaylar pek çok Hollandalının paniklemesine, dükkânların ve okulların kapanmasına sebep oldu.Mange indbyggere gik i panik; domhuse, skoler, butikker mm. lukkede.
Şimdi yoğun turist çeken bu alan pek çok hotel, banka ve pahalı Dükkanlara ev sahipliği yapar.Det er nu stærkt touristet og der er mange hoteller, banker og butikker .
Bütün dükkanlar ve işyerleri kapalıdır.Skoler og butikker er stengt.
Bu dükkanlarda yaklaşık 300 kişi çalışıyordu.På denne tiden hadde bedriften cirka 300 ansatte.
Dükkânlarının Kapalıçarşı yakınında olduğu anlaşılmaktadır.De finner ut at kasemattene er tomme.
Bu dükkânlarda yalnızca renkli mendiller üretilirdi.I disse hagene ble det dyrket medisinplanter.
Bu pakette oyuncular kendi dükkânlarını oluşturabiliyorlar.Slike formater kan spilles på produsentenes egne spillere.
Kızgın kalabalıklar Tahran'da dükkânları kırdı, camları parçaladı.Massa yang marah di Tehran menyerbu toko-toko, merobek tanda-tanda dan memecahkan jendela-jendela.
Bütün dükkanlar ve işyerleri kapalıdır.Toko, kantor dan transportasi umum ditutup.
Ayrıca son dönemlerde yoğurtlu tantuni de tantuni dükkanlarında satışa sunulmaktadır.Oleh karena itu selama masa ujian, banyak dijual yeot di jalanan.
Bölgede birçok otel, alışveriş merkezi ve diğer küçük dükkânlardan vardır.Di desa ini terdapat toko-toko, mini market dan berbagai aktivitas perekonomian lain.
Yangın, Circus Maximus'un güneydoğu köşesinde çabuk tutuşan mallar satan dükkânlarda başladı.Trận hỏa hoạn xuất phát từ phía đông nam của Circus Maximus trong khu cửa hàng bán đồ dễ cháy.