Kötü alışkanlıklara düşmek kolaydır.It's easy to fall into bad habits.
Bu kadar uzağa geldik, bu yüzden şimdi duramayız. Kötü yola düşmek istemiyorum.We've come this far, so we can't stop now. I don't want to backslide.
Ağaç düşmek üzereydi.The tree was ready to fall down.
Neyse ki bir dalı tuttum ve düşmekten kurtuldum.Luckily, I got hold of a branch and was saved from falling.
Cehenneme düşmek kolaydır.The descent to hell is easy.
O günaha yenik düşmek için yeterince zayıf.He was weak enough to succumb to temptation.
Ham petrol fiyatı düşmektedir.Crude oil has been falling in price.
Büyükannem düşmekten korkuyor.My grandmother is afraid to fall.
Buz üzerinde düşmek incitir.Falling on ice hurts.
Seninle ters düşmekten nefret ediyorum.I hate to contradict you.
Tom'a peşime düşmekten vazgeçmesini söyle.Tell Tom to stop following me around.
Tom onu düşmekten korumak için Mary'yi yakaladı.Tom grabbed Mary to keep her from falling.
Darboğaza düşmek istemiyorum.I don't want to get into a jam.
Zor duruma düşmek istemiyorum.I don't want to get into a jam.
Eğer uçurumdan düşmek istemiyorsanız, onun yanında durmayın.If you don't want to fall off the cliff, don't stay near it.
Gömlek düğmen düşmek üzere.Your shirt button is about to fall off.
Bu insanların üstüne düşmekten vazgeç.Stop coddling these people.
Dal düşmek üzere.The branch is about to fall off.
Tom düşmek üzereydi ama Mary onu yakaladı.Tom was about to fall, but Mary caught him.
Başkalarının niyet ve hareketlerini yorumlamakta yanlışa düşmek kolaydır.It's easy to misinterpret the actions and intentions of others.
O kadar yüksekten düşmek ölümcül olur.A fall from that height would be fatal.
Çok uykuluyum neredeyse düşmek üzereyim.I'm so sleepy I'm about to fall over.
Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir.But there is forgiveness with thee, that thou mayest be feared.
Her yıl dünya çapında, 100.000'den fazla hane sağlık giderleri nedeniyle yoksulluğa düşmektedir.Every year, worldwide, over 100,000 households fall into poverty due to health care expenses.
İlde km²'ye 54 kişi düşmektedir.The total number of perpetrators is estimated to be 54 leftists.
Ancak sezon sonunda küme düşmekten kurtulamadılar.They did not fight each other at the end of the season.
Bu durumda, Fermi seviyesi bant aralığı içine düşmektedir.In this case, the Fermi level falls within a band gap.
Uzun mesafe sürüş avantajı %6'ya düşmektedir.For long distance driving the advantage decreases to 6%.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.When the birds spots prey animals moving by, they will pounce on them.
Yeni yılın ilk günü 21 Ocak ile 20 Şubat tarihleri arasındaki yeni aya düşmektedir.The first day of the New Year falls between January 21 and February 20.
Ancak küme düşmekten kurtulamadılar.Unfortunately they failed to drop.
Sonbahar yaklaştığında ise bu sayı yine düşmektedir.With autumn approaching, the school year will start again.
Zaman zaman 100 dişiye 1'den daha az erkek düşmektedir.Each of the four companies initially numbered less than a hundred men.
Nazilerin eline düşmekten korktu.He dies at the hands of the Nazis.
Savaş, büyük bir yenilgi ile sonuçlanmış, Adrianos esir düşmekten zor kurtulmuştur.The battle ended in a disastrous defeat, and Adrianos barely escaped being captured.
İlde km2'ye 12 kişi düşmektedir.M-12 was used for US 2.
İlde km2'ye 29 kişi düşmektedir.Lion is in Danger 29.
Tarımsal ürünlerin fiyatı ise dolayısıyla düşmekteydi.The purchase price of agricultural products had declined significantly.
Kendinizi geriye doğru yatırmayın ve düşmekten korkmayın.Please TURN AROUND, DON`T DROWN.
İlde km²'ye 34 kişi düşmektedir.Life expectancy has fallen to 34.
İlde km2'ye 85 kişi düşmektedir.By 1985, there were only 8 per km2.
Akademik personel başına 25 öğrenci düşmektedir.There are 25 Academic Staff within the department.
Ligi son sırada tamamlayan takım ise Türkiye Buz Hokeyi 1. Ligi'ne düşmektedir .Team which finishes the league in last position relegates to the Turkish Ice Hockey First League.
Aynı şekilde yukarıdan da bazı nesneler düşmektedir.They also look different from above.
İlde km²'ye 41 kişi düşmektedir.There are 41 miles of multipurpose trails.
Kişi başına 0,85 çalışan düşmektedir.This represents approximately 0.05 complaints per officer.
Ligde 16 takım mücadele edip, sadece bir takım küme düşmektedir.They will play in a 16 team, single elimination bracket.
İlde km2'ye 328 kişi düşmektedir.Displacement remained 283 cid.
İlde km2'ye 134 kişi düşmektedir.Four N1K2s were shot down.
En güçlü durumdayken bile cephenin her kilometresine 11 top ya da havan düşmektedir.At its height, the Southern Front could operate eleven guns or mortars per kilometer of front.
İlde km²'ye 59 kişi düşmektedir.It is known as 59 Choron wali.
Ticari reklamların çok çeşitli bir kısmı da bu kategoriye düşmektedir.Various types of commercial advertising, ranging from hype to fraud, may fall into these categories.
Hane başı ortalama 4 kişi düşmektedir.That is four times faster than the average human.
İlçede kar dağlık yüksek kesimlere düşmektedir.Snow is more common in the upper reaches of the mountain.
Klasik masa üstü üç boyutlu yazıcıların üretim maliyetleri düşmektedir.The overcharging affected 3 million purchase transactions of foreign drafts.
Zine'nin törelere göre öldürülme görevi öncelikle ihanete uğrayan kocaya düşmektedir.With the guidance of the crow, Ashe starts killing Judah's henchmen, one by one.
Bölge sürekli yağış altındaydı ve ısı düşmekteydi.By that point, the weather had deteriorated, and it was raining heavily.
Moleküllerin potansiyel enerjileri yüksektir çünkü birbirlerine doğru düşmek isterler.Their potential energy is higher because they want to fall towards each other.
Nesneler düşmek zorunda mı?Do they have to fall down?
Newton gerçekten kendine bunu sordu: "Neden? Nesneler hep böyle düşmek mi zorunda?"Does it always have to be that way?