düşman ile cümle

düşman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Vermiculus: Düşmanları solucana dönüştürür.Vermiculus – zamienia w robaki.
Yakın mesafedeki düşmanlarda etkilidir.Trzyma wszystkich intruzów na dystans.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.Dzięki twardej skorupie żółwie szylkretowe nie mają wielu naturalnych wrogów.
Bu iki ülke düşman oldular.Oba państwa były też zaciekłymi wrogami.
Düşmanlarını zekası ve kurnazlığı ile yendi.Mistrz słynął ze swojej inteligencji i bystrości.
Düşmanın gücü iyice azalmıştı.Opór przeciwnika zmalał.
Yaprak galerigüvelerinin çok sayıda doğal düşmanı bulunmaktadır.Bawełnica ma wielu naturalnych wrogów.
Bu hareket kapitalizmin en büyük düşmanı haline gelir.Kobieta staję się przynęta na najniebezpieczniejszego terrorystę.
Masum insanları düşman sanır.Tajne służby widzą w nim wroga państwa.
Uzaktan düşmanları vurma yeteneği vardır.Stamtąd ostrzeliwano wrogów z łuku.
Kente ulaştıklarında düşmanlarının geri çekildiğini öğrendiler.Na przedpolach miasta natknęły się na opór nieprzyjaciela.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Jednakże jej sława przysparza jej także wielu wrogów.
İkili arasındaki sürekli karşı karşıya düşüşler zamanla düşmanlıktan daha şefkatli bir hâle dönüşecektir.Serdeczna przyjaźń między obojgiem z czasem przeradza się w gorącą miłość.
Batman'in düşmanıdır.Był aktywistą Bejtaru.
Parolles sahte düşman tarafından sorguya çekilir.Wymiata paraliżujące wroga pnącza.
Dosta düşmana karşı daima dik durmuş asla zaafiyet göstermemiştir.Okrutność wobec wroga nigdy nie jest za wielka.
10'u aşkın düşman hava aracını düşürdü.W powietrznych walkach strącił 2 samoloty wroga.
Düşman Görele sınırına dayanır.Naprzeciw kulom wroga marsz!
İki aile artık birbirine düşmandır.Okazuje się jednak, że obaj mają wspólnego wroga.
Don Rosa'ya göre, Rockerduck kendi kurgusal düşmanlarından ve tarihi adaşından bazı farklara sahipti.Don Ramiro domyśla się kim faktycznie jest piękna nieznajoma i podąża w ślad za nimi.
Gagaları ile kanatlarını düşmanlarına karşı silah olarak kullanır.Używa skrzydeł jako broni.
Düşman merkez üssünü yok etmek zaferi garanti eder.Zniszczenie wszystkich jednostek wroga również powoduje wygraną.
Sıra düşmana gelmişti.Ten okazuje się wrogiem.
Aralarındaki düşmanlık ve rekabetin kökeni açıklanmamıştır.W ich relacjach nie brakowało jednak zazdrości i rywalizacji.
Askerlerimiz düşmanı kovaladılar ve avladıklarını ve kadınları ve çocukları, getirdiler.Ci natychmiast ścięli woźnicę, który prosił, żeby oszczędzili kobiety i dzieci.
Tiger'ların kayıp vermesinin sebebi düşmanlar değil karmaşık mekanik yapısıydı.Przyczyną katastrofy maszyny była usterka techniczna, a nie ostrzał wroga.
Düşman uzaylıların dünyayı istilasını anlatmaktadır.Misjonarz wobec obcych światów mówienia.
Tanrı, halkını düşmanlarına karşı koruyacak ve günahlarını temizleyecektir.O Panie, Boże nasz, Ukarz Twych wrogów I spraw, by upadli.
Öldürülen düşmanların silahları yerden alınabilmekte ve oyuncunun cephanesine eklenebilmektedir.Broń poległych wrogów można podnieść w celu zastąpienia nią arsenału gracza.
Nothingham Şerifi, Robin Hood'un ezeli düşmanı olan kurgusal karakter.Szeryf z Nottingham / Keith (Wil Traval) to wróg Robin Hooda.
Ve an itibarıyla bir düşman olmuşturlar.Czas jednak okazał się ich wrogiem.
Bu da aracın düşman tarafından fark edilmesini kolaylaştırıyordu.Pomysł był prosty do wykonania po odpowiednim rozpoznaniu wroga.
Şimdi Yin ve Yang'ın düşmanlarından biridir.Jest wrogiem Tom'a i jego przyjaciół.
High Roller --- Düşmanı havaya kaldırır.Pnącza – oplątują przeciwnika.
Bu nedenle, Sergius hakkında bildiğimiz bilgilerin çoğu düşmanlarından geliyor.Av den orsaken kommer större delen av vår kunskap om Sergius från hans fiender.
"De ki: Cebrail’e kim düşman olabilir?Är det tillåtet att förklara någon avfälling (takfir)?
Pliny Nero hakkında en olumsuz düşünen tarihçilerden birisidir ve onu "insanlığın düşmanı" olarak adlandırır.Plinius har en av de mest negativa uppfattningarna om Nero och kallar honom ”mänsklighetens fiende”.
En çok düşman askerini öldüren takım kazanır.Den grupp som dödat flest fiendesoldater vinner.
Ra's Al Ghul Batman'in baş düşmanlarından biridir.Därefter har Ra's al Ghul kommit att bli en av Batmans farligaste fiender.
Bu kuyruklar büyük bir ihtimalle düşmanlarına karşı savunma silahı olarak kullanır.Dessa klor används antagligen som försvarsmedel mot fiender.
Çünkü o büyük bekleyişin Düşman ateşinden kurtaracak beni.Men drog även därför till sig fiendens eld.
Edindiği düşmanlıkların sebebi de budur.Det är orsaken till deras fiendskap.
Batman'in düşmanıdır.Han är Humbugs fiende.
Bu, 800 yıl önce Roma'nın düşman eline düşmesinden sonra bu ilk olaydı.Det var första gången Rom hade intagits av fiender sedan slaget vid Allia åttahundra år tidigare.
Kaçış macerasında Bart, düşmanları ve hayvanları savuşturmak için silahlarla donatılmıştır.I spelet, är Bart utrustad med vapen som används för att skjuta på fiender och djur.
Bu hızlarını da en büyük düşmanları olan dingolara karşı kullanırlar.Detta beteende används även mot fiender som dingon.
Her iki taraf aralarındaki ortak düşmanlıklarının farkındaydı.Bägge parter var väl medvetna om sambandet mellan dessa fenomen.
Ne bir düşmanım var, ne de kötü bir olay.Jag har inga fiender, jag hyser inget hat.
Sauron, İkinci Çağ'ın sonunda Yüzük'ü düşmanlarına kaybedince, bazı orklar bağımsız işler yürüttü.När Sauron förlorade sin mästarring i slutet av Andra åldern började alvringarna sända ut sin kraft igen.
Tek doğal düşmanı leopardır.Svinets största naturliga fiende är leoparden.
Her ikisi de düşmanları yok etmek için anılır.Båda är de besatta av att förgöra den andre.
Pek çok doğal düşmanları vardır.Den har mycket få naturliga fiender.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.På grund av sitt speciella sätt att försvara sig har dessa bältdjur nästan inga naturliga fiender.
Aslanların doğal düşmanı azdır.Artens naturliga fiender är därför fåtaliga.
Düşmanlarının öldürülme emri, profesyonellikten psikotiğe kayar.Hans dödsbekräftelser av fiender korrumperas från professionella i början till psykotiska.
General olarak Roma şehrinin askerlerine "Volskiani" düşman kabilesine karşı savaşta komuta etti.Som general ledde han framgångsrikt stadens styrkor mot fiendestammen volskerna.
Başındaki bir pervane sayesinde uçabilir ve düşmanlarına diken atabilir.Han kan flyga tack vare en propeller på huvudet och han kan kasta pilar på fienden.
Seninle kadın arasına, senin soyunla onun soyu arasına düşmanlık koyacağım.De skall båda upp en skara mot dig, som skall stena dig och stycka dig med sina svärd och bränna ner dina hus.
Oyuncular, engeller üzerinden siper alıp, zıplayabilir ve çeşitli silahlarla düşmanı vurabilir.Spelare kan ta betäckning, ta sig över hinder och skjuta fiender samtidigt med hjälp av en mängd olika vapen.
Bu saldırılar Britanya ve İspanya arasındaki düşmanlık bitene kadar devam etmiştir.Räderna fortsatte långt efter det att fientligheterna mellan Storbritannien och Spanien hade tagit slut.
İlgili Sayfalar