düşmüş ile cümle

düşmüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Hans kärntemperatur hade sjunkit till 25 grader celsius.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Hans kerne temperatur var faldet til 25 grader.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.H θερμοκρασία του σώματός του είχε πέσει στους 25 βαθμούς Κελσίου.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Jego temperatura spadła do 25 stopni C.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Jeho telesná teplota klesla na 25°C.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Jeho tělesná teplota spadla na 25 stupňů.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.La sua temperatura interna era scesa a 25 gradi.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Sa température était tombée à 25° C.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Seine Körperkerntemperatur war auf 25 Grad Celsius gesunken.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Su temperatura corporal había bajado a 25ºC.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Temperatura corpului ii scazuse la 25 de grade Celsius.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Thân nhiệt cậu bé tụt xuống tới 77 độ.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Zijn kerntemperatuur was gedaalt tot 25 graden.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Телесната му температура била паднала до 25 градуса.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.Температура его тела упала до 25 градусов Цельсия.
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.טמפרטורת הליבה שלו ירדה ל 25 מעלות
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.وقد إنخفضت درجة حرارته الأساسية إلى 25 درجة مئوية
Vücut ısısı 25 dereceye düşmüştü.マジシャンとして私は不可能というものは存在しないと考えています
Vulcan ise dehşete düşmüş, tehlikeli gözüküyor.Vulcano parece horrorizado y amenazante.
Vulcan ise dehşete düşmüş, tehlikeli gözüküyor.Vulkán vypadá naštvaně a nebezpečně.
Vulcan ise dehşete düşmüş, tehlikeli gözüküyor.Wulkan wygląda na przerażonego i niebezpiecznego.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Also wir waren fraglos überwältigt und ein bisschen in Panik -- wenigstens war ich es.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Aşa că am fost absolut copleşiţi şi puţin îngroziţi -- cel puţin eu eram.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Boli sme nimi teda naozaj zaplavení a trochu vystrašení, teda aspoň ja som bola.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Jadi kami benar-benar kewalahan dan sedikit takut -- setidaknya saya takut.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.제 동료는 어쨌는지 모르지만, 저는 당황도 했고 겁도 났었지요
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Nên chúng tôi đã hoàn toàn quá tải và một chút lo sợ -- ít nhất là tôi.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Nous étions donc vraiment dépassés et un peu terrifiés, en tous cas, je l'étais.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Perciò ci sentivamo letteralmente sopraffatti e anche un po' terrorizzati -- almeno io lo ero.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Portanto, ficámos completamente esmagados e um pouco aterrorizados — pelo menos eu fiquei.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Så vi var afgjort overvældede, og bare en smule skræmte -- eller jeg var i hvert falde.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Seveda sva bila zagotovo preobremenjena in malo tudi preplašena -- no vsaj jaz sem bila.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Sin duda, estábamos abrumados y hasta un poco aterrorizados, al menos yo.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Takže práce jsme měli až nad hlavu, a byli jsme tak trochu vyděšení - alespoň tedy já.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Tehát határozottan túl voltunk terhelve és egy kicsit megrémülve -- legalábbis én.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.We waren zeker overweldigd en een beetje bang - ik tenminste toch.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Więc czuliśmy się zdecydowanie przytłoczeni i trochę przerażeni - przynajmniej ja.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Звичайно, ми були приголомшені і трохи налякані - принаймні я.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Мы были определенно подавленны и чуть напуганы - по крайней мере, я была.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.Така че ние определено бяхме претоварени и съвсем малко ужасени, или поне аз бях.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.אז באמת היינו עמוסים ורק קצת מבועתים -- לפחות אני הייתי.
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.لذا كنا نشعر بالحماس والرهبة، أو على الأقل كنت كذلك
Yani kesinlikle şaşkına dönmüş ve biraz dehşete düşmüştük - en azından ben öyle hissediyordum.多少怖くもありました 少なくとも私はそう感じました 個人的には 本当に私が
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.Cu toată tehnologia din lume vedem tineri muşcaţi de acest Sindrom al Bogăţiei Bruşte.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.In deze technologische wereld zien we jonge mensen gebeten door dit plotselinge-rijkdom-syndroom.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.기술발전 속에서, 젊은층은 이 증상에 시달립니다.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.Na całym świecie technologii, widzimy młodych ludzi, ugryzionych przez ta chorobe zespoly naglego bogactwa.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.Napříč technologickým světem potkáváme mladé lidi, kteří onemocněli tímto syndromem nečekaného zbohatnutí.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.Из целия технологичен свят виждаме млади хора, ухапани от тази болест -- синдром на внезапното забогатяване.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.ברחבי העולם הטכנולוגי, אנו רואים אנשים צעירים שנדבקים במחלה הזו של הון פתאומי.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.جميع أنحاء العالم التكنولوجيا، نراه الشباب عضات هذا مرض متلازمة الثروة المفاجئة.
Yaşadığımız bu teknoloji dünyasında birçok genç insan Ani Servet Sendromunun pençesine düşmüş durumda.「突然金持ち病」にかかっています しかし彼らは 彼らの祖先とは 全く違う富の使い方をしています
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Een man, een oude man was in slaap gevallen, en zijn sprei viel in een pan met vuur die hem warm hield.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Egy öregember elaludt, és a takarója beleesett a parázsba, ami melegen tartotta.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.En gammal man somnade och täcket trillade i eldstaden som höll värmen.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.I jego kołdra wpadła do kaganka z ogniem, który utrzymywał ciepło.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.소름끼치는 사고가 있었어요. 한 늙은노인이 깜빡 잠이들었는데, 그의 이불이 그를 따뜻하게 지켜주었던 불화덕에 빠뜨려졌어요.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Um homem idoso adormeceu, e a manta caiu na lareira que o mantinha quente.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un hombre, un anciano, se quedó dormido, y su edredón cayó en un brasero que lo mantenía caliente.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un homme, un vieil homme, s'est endormi, et sa couverture est tombée dans le feu qui le réchauffait.

İlgili Sayfalar