Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.為 要 給 孤 兒 和 受 欺 壓 的 人 伸 冤 、 使 強 橫 的 人 不 再 威 嚇 他 們
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.為要 給孤兒 和 受 欺壓 的 人 伸冤 、 使 強橫 的 人 不再 威嚇 他 們
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Aceia smulg pe orfan dela ţîţă, iau zălog tot ce are săracul.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Äidin rinnoilta riistetään orpo, ja kurjalta otetaan pantti.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Có người cướp kẻ mồ côi cha còn bú; Bắt thế chưng áo trên mình kẻ nghèo;
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Có người cướp kẻ mồ_côi cha còn bú ; Bắt thế chưng áo trên mình kẻ nghèo ;
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Den faderlöse slites från sin moders bröst, och den betryckte drabbas av utpantning.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Den farløse rives bort fra mors bryst, og armingens klær blir tatt som pant.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Elszakítják az emlõtõl az árvát, és a szegényen levõt zálogba viszik.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Há os que arrancam do peito o órfão, e tomam o penhor do pobre;
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Hay quienes arrancan del pecho a los huérfanos, y toman en prenda al bebé de los pobres
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.어떤 사람은 고아를 어미 품에서 빼앗으며 가난한 자의 옷을 볼 모 잡으므로
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Loupí sirotky, kteříž jsou při prsích, a od chudého základ berou.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Man reißt das Kind von den Brüsten und macht's zum Waisen und macht die Leute arm mit Pfänden.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.- Man river den faderløse fra Brystet, tager den armes Barn som Borgen.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Olupujú sirotu o prsia, a to, čo je na biednom, berú do zálohu,
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.On arrache l`orphelin à la mamelle, On prend des gages sur le pauvre.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Orang jahat memperbudak anak yang tak beribu bapa, dan mengambil bayi orang miskin yang berhutang kepadanya
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Porywają sierotkę od piersi, a od ubogiego biorą zastaw.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Rapiscono con violenza l'orfano e prendono in pegno ciò che copre il povero
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Siroto od prsi trgajo krivičniki, in kar ima na sebi ubožec, jemljejo v zastavo. –
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Εκεινοι αρπαζουσι τον ορφανον απο του μαστου, και λαμβανουσιν ενεχυρον παρα του πτωχου
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.Други грабват сирачето от съседите, И вземат залог от сиромаха.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.отторгают от сосцов сироту и с нищего берут залог;
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.יגזלו משד יתום ועל עני יחבלו׃
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.يخطفون اليتيم عن الثدي ومن المساكين يرتهنون.
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.又 有 人 從 母 懷 中 搶 奪 孤 兒 、 強 取 窮 人 的 衣 服 為 當 頭
Öksüz memeden uzaklaştırılıyor, Düşkünün bebeği rehin alınıyor.又 有 人 從母懷 中 搶奪 孤兒 、 強取窮人 的 衣服 為當頭
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Aveva un sacco in un luogo che amava, un 'amava' em come se fosse bambini - o pettirossi.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Cô đã có rất nhiều ở một nơi cô thích, một "bà yêu" em như trẻ em hoặc mi.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Ea a avut o mulţime într-un loc ea a fost pasionat de, o "ea a iubit-le cum au fost copii - sau Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Ela tinha muito em um lugar que ela gostava de, um 'amava' em como eles eram crianças - ou tordos.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Ella tenía mucho en un lugar que ella le gustaba, un 'amaba' em como si fueran niños - o petirrojos.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Hänellä oli paljon paikassa hän oli ihastunut, "hän rakasti 'em kuin ne oli lapsia - tai Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Hon hade en hel del på en plats hon var förtjust i, en "hon älskade dem som om de var barn - eller rödhake.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Hun havde en masse på et sted, hun holdt af, en 'hun elskede' em, som om de var børn - eller Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Imela je veliko v mestu je bila pri srcu, "je ljubila 'em, kot da je bil otrok - ali Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.그녀가 좋아한다는 것 뿐이 장소에서 많이 있었는데 그들이 같은 '그녀가 사랑하는'그들은 아이 였어요 - 또는 울새.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Mala veľa na mieste, bola rada, "milovala" em ako by boli deti - alebo Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Měla hodně na místě, byla ráda, "milovala" em jako by byly děti - nebo Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Miała wiele w miejscu lubiła, "kochała" em jak oni było dzieci - lub rudziki.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Sie hatte eine Menge in einem Ort, den sie liebte, 'sie geliebt' em, wie sie waren Kinder - oder Rotkehlchen.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Volt egy csomó olyan helyen, ő szerette, a lány szerette őket, mintha lett gyerek - vagy Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Ze had een partij in een plek waar ze was dol op, een 'zij hield' em alsof ze was kinderen - of roodborstjes.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Είχε πολλά σε ένα χώρο που ήταν λάτρης της, μια "αγάπησε" em σαν να ήταν παιδιά - ή Robins.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.Тя имаше много място, тя обичаше, "Тя обичаше 'Em като те деца - или Робинс.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.У нее было много в место, которое она любила, "она любила им, как они были детьми - или малиновки.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.У неї було багато в місце, яке вона любила, "вона любила їм, як вони були дітьми - або малинівки.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.היו לה הרבה במקום שהיא מחבבת, "היא אוהבת אותם כמו שהם היו ילדים - או אדומי.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.كان لديها الكثير في مكان كانت مولعا ، وهو "احبت' م مثل ما كان الأطفال -- أو الحناء.
O o düşkün bir yerde bir sürü vardı, em gibi 'diye sevdi' çocuklar robins.またはコマドリ。 私は"キス'日の間、彼女曲がりを見てきました。"彼は別の雑草をドラッグしてでscowled
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Pan czyni, co sprawiedliwego jest, i sądy wszystkim uciśnionym.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.(102:6) Господь творит правду и суд всем обиженным.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Činí, což spravedlivého jest, Hospodin, a soudy všechněm utištěným.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.De HERE helpt allen die verdrukt worden; Hij laat het recht voor hen zegevieren.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Der HERR schafft Gerechtigkeit und Gericht allen, die Unrecht leiden.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Domnul face dreptate şi judecată tuturor celor asupriţi.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Ðức Giê-hô-va thi hành sự công bình Và sự ngay thẳng cho mọi người bị hà hiếp.
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Ðức_Giê - hô-va thi_hành sự công_bình Và sự ngay_thẳng cho mọi người bị hà_hiếp .
RAB bütün düşkünlere Hak ve adalet sağlar.Herra tekee vanhurskauden ja hankkii oikeuden kaikille sorretuille.