düşen ile cümle

düşen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kültürel Devrim sırasında bile kişi başına düşen gelir büyümesindeОказва се, че дори тогава
Kültürel Devrim sırasında bile kişi başına düşen gelir büyümesindeОказывается, даже во время культурной революции
Kültürel Devrim sırasında bile kişi başına düşen gelir büyümesindeמתברר שאפילו בזמן מהפכת התרבות, סין עברה את הודו
Kültürel Devrim sırasında bile kişi başına düşen gelir büyümesindeإتضح أنه حتى خلال فوضى الثورة الثقافية, تفوقت الصين على الهند
Kültürel Devrim sırasında bile kişi başına düşen gelir büyümesinde一人あたりのGDP成長において 毎年平均約2.2%の差で
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Aber wird einer nicht die Hand ausstrecken unter Trümmern und nicht schreien vor seinem Verderben?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Contudo não estende a mão quem está a cair? ou não clama por socorro na sua calamidade?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Dar cel ce se prăbuşeşte nu-şi întinde mînile? Cel în nenorocire nu cere ajutor?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.De a roskadóban levõ ne nyujtsa-é ki kezét? Avagy ha veszendõben van, ne kiáltson-é segítségért?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Dog, mon den druknende ej rækker Hånden ud og råber om Hjælp, når han går under?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Heb ik soms de noodlijdenden niet geholpen, wanneer zij om hulp schreeuwden?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Jistě žeť nevztáhne Bůh do hrobu ruky, by pak, když je stírá, i volali.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.그러나 사람이 넘어질 때에 어찌 손을 펴지 아니하며 재앙을 당할 때에 어찌 도움을 부르짖지 아니하겠는가
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Len že či nevystrie človek ruky i v rumoch; aj keď hynie, preto len kričí o pomoc.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mais celui qui va périr n`étend-il pas les mains? Celui qui est dans le malheur n`implore-t-il pas du secours?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Ma qui nessuno tende la mano alla preghiera, né per la sua sventura invoca aiuto
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mengapa Kau menyerang orang yang celaka, yang tak dapat berbuat apa pun kecuali mohon iba
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Men skulle man vid sitt fall ej få sträcka ut handen, ej ropa efter hjälp, när ofärd har kommit?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Mutta eikö saisi hukkuessaan kättänsä ojentaa tahi onnettomuudessa apua huutaa?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Sin embargo, ¿no extenderá su mano el que está en la ruina? ¿No clamará a él en su infortunio
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Toda ne iztegne li kdo roke svoje, ko pada? in če kdo gine, ne vpijejo li za pomoč?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Wszakże na grób nie ściągnie ręki swej, a gdy ich niszczyć będzie, wołać nie będą.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Αλλα δεν θελει εκτεινει χειρα εις τον ταφον, εαν κραζωσι προς αυτον οταν αφανιζη.
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Верно, Он не прострет руки Своей на дом костей: будут ли они кричатьпри своем разрушении?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.Обаче в падането си човек няма ли да простре ръка, Или да нададе вик в бедствието си?
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.אך לא בעי ישלח יד אם בפידו להן שוע׃
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.ولكن في الخراب ألا يمد يدا. في البليّة ألا يستغيث عليها
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.然 而 人 仆 倒 、 豈 不 伸 手 . 遇 災 難 、 豈 不 求 救 呢
‹‹Kuşkusuz düşenin dostu olmaz, Felakete uğrayıp yardım istediğinde.然而 人仆倒 、 豈 不 伸手 . 遇災難 、 豈 不 求救 呢
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.Also habe ich meinen Teil für Königin und Land getan, jetzt arbeite ich für mich selbst.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.E allora ho già dato la mia parte alla Regina e alla patria, quindi ora lavoro per me stesso.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.Et donc j'ai fait ma part pour la Reine et pour le pays, et maintenant je travaille pour moi.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.여왕과 나라(영국)를 위해 내 몫을 다 했고, 이제 나를 위해 사는 거라고.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.Làm việc cho Nữ hoàng và cả nước rồi, giờ bác sống cho bản thân.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.No i zrobiłem swoje dla królowej i dla kraju, teraz pracuję dla siebie.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.Y he hecho mi parte por la Reina y el país, ahora trabajo para mí.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.И съм заработил своя дял за кралицата и за страната, сега работя за себе си.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.מרקוס: עשיתי את חלקי למען המלכה והארץ, ועכשיו אני עובד בשביל עצמי.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.إذاً لقد قمت بواجبي تجاه الملكة وتجاه بلدي، والآن أعمل لنفسي.
Marcus: Yani Kraliçe için ve bu ülke için kendi payıma düşeni yaptım, şimdi kendim için çalışıyorum.ぐうたらしてるだけじゃないか
Metre çarpı metre başına düşen fit. .그리고 야드당 피트로 적구요
Metre çarpı metre başına düşen fit. .'pies entre yardas', aquí en morado... 'pies entre yardas'
Metre çarpı metre başına düşen fit. .Yard szorozva lábbal per yard. .
Metre çarpı metre başına düşen fit. .Yardy krát stopy na yardy.
Metre çarpı metre başına düşen fit. .Ярдове по футове за ярдове. Ярдове по футове за ярдове.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A keď tomu bol čas, poslal k vinárom sluhu, aby vzal od vinárov z úrody vinice.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A suo tempo inviò un servo a ritirare da quei vignaioli i frutti della vigna
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A v čas užitků poslal k vinařům služebníka, aby od vinařů vzal ovoce z vinice.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.És a maga idejében szolgát külde a munkásokhoz, hogy kapjon a munkásoktól a szõlõ gyümölcsébõl.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.In de oogsttijd stuurde Hij één van zijn knechten naar de boeren om de huur op te halen.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.In ko je bilo čas, pošlje k vinogradnikom hlapca, da bi od vinogradnikov prejel pridelkov iz vinograda.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.I posłał, gdy tego był czas, sługę do winiarzy, aby od winiarzy odebrał pożytki onej winnicy.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Ja kun aika tuli, lähetti hän palvelijan viinitarhurien luo perimään tarhureilta viinitarhan hedelmiä.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.때가 이르매 농부들에게 포도원 소출 얼마를 받으려고 한 종을 보내니
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.La vremea roadelor, a trimes la vieri un rob, ca să ia dela ei din roadele viei.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.No tempo próprio, enviou um servo aos lavradores para que deles recebesse do fruto da vinha.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Tới mùa , chủ vườn sai một đầy_tớ đến_cùng bọn trồng nho , đặng thâu lấy phần hoa_lợi vườn nho nơi tay họ .
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Tới mùa, chủ vườn sai một đầy tớ đến cùng bọn trồng nho, đặng thâu lấy phần hoa lợi vườn nho nơi tay họ.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.И във времето на плода изпрати един слуга до земеделците да прибере от земеделците от плода на лозето.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.И послал в свое время к виноградарям слугу - принять от виноградарей плодов из виноградника.

İlgili Sayfalar