düşür ile cümle

düşür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onu bu sefer düşüreceksin.You will drop it this time.
Tom karı tekmeleyerek botundan düşürdü.Tom kicked the snow off his boots.
Biz beklentilerimizi düşürmeyeceğiz.We won't lower our expectations.
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça ifade etti.The government clearly stated its intention to lower taxes.
Anne, oyuncağımı düşürdüm. Onu benim için alabilir misin?Mom, I dropped my toy. Can you get it for me?
Sadece kan görme onu bitkin düşürüyor.The mere sight of blood makes him faint.
Ben sizin maaşlarınızı düşürmüyorum.I'm not lowering your salaries.
Bu onu bir bilim adamı olarak tamamen gözden düşürüyor.This utterly discredits him as a scientist.
Onu çöp bacasına düşürdüm sonra da almayı unuttum.I dropped it into the garbage chute and forgot about it.
Büyükanne gözlüğünü düşürdü ve o kırıldı.Grandma dropped her glasses and they broke.
Tom günlük bakımda Mary'yi düşürdü.Tom dropped Mary at day care.
Tom vazoyu düşürdü.Tom dropped the vase.
Tom bardağı düşürdü.Tom dropped the glass.
Her şeyi düşürdüm ve koştum.I dropped everything and ran.
O bütün fakir insanların bacalarını düşürür ve çorapları taşmasına doldurur.He tumbles down all the poor people's chimneys, and fills up the stockings to overflowing.
Tom, Mary'nin yakasına kar düşürdü.Tom dropped snow down Mary's collar.
Anahtarımı buralarda bir yere düşürdüm.I dropped my key somewhere around here.
Tom şoke edildi ve küçük düşürüldü.Tom was shocked and humiliated.
İnsanlar kendilerini tuzağa düşürülmüş hissetmekten nefret ederler.People hate feeling trapped.
Suçlamalar daha sonra düşürüldü.Charges were later dropped.
Biri topu düşürdü.Somebody dropped the ball.
Maliyetleri düşürmeye çalışmalıyız.We must try to bring down costs.
Tom kazara yere bir yumurta düşürdü.Tom accidentally dropped an egg on the floor.
Tom insanları küçük düşürmeyi sever.Tom likes humiliating people.
Bazı insanlar oy verme yaşının 16'ya düşürülmesi gerektiğini düşünüyor.Some people think that the voting age should be lowered to 16.
İnsanları yere düşürmekten hoşlanıyor.He enjoys putting people down.
İlaç almadan yüksek tansiyonumu nasıl düşürebilirim?How can I lower my high blood pressure without medication?
Topu düşürdüm.I dropped the ball.
Kupayı düşürdüm.I dropped the cup.
Vazoyu düşürüp onu kırdım.I dropped the vase and it broke.
Ben vazoyu düşürdüm.I dropped the vase.
Elbiseleri çıkararak yapılan aramalar aşağılayıcı ve insanlıktan düşürücüdür.Strip searches are degrading and dehumanizing.
Fadıl Sadık'ın öldürülmesi araştırmacıları hayrete düşürdü.The murder of Fadil Sadiq puzzled the investigators.
Ben her zaman bir şeyler düşürüyorum.I'm always dropping things.
Bardağı düşürdüm.I dropped the glass.
Bir şey düşürdüm.I dropped something.
Tom yeni akıllı telefonunu düşürdü.Tom dropped his new smartphone.
Tom'a yapılan suçlamalar düşürüldü.The charges against Tom have been dropped.
Sırt çantanı düşürdün.You dropped your backpack.
Telefonunu düşürdün.You dropped your phone.
Çantalarını düşürdün.You dropped your bags.
Çantanı düşürdün.You dropped your bag.
Gözlüklerini düşürdün.You dropped your glasses.
Şapkanı düşürdün.You dropped your hat.
Bavulunu düşürdün.You dropped your suitcase.
Leyla arkadaşlarının önünde Sami'yi küçük düşürdü.Layla humiliated Sami in front of his friends.
Leyla, Sami tarafından ihanete uğradı ve küçük düşürüldü.Layla has been betrayed and humiliated by Sami.
Onu küçük düşürmek istemiyoruz.We don't want to humiliate her.
Leyla tuzağa düşürüldü.Layla was trapped.
Sami onun saçlarını keserek Leyla'yı küçük düşürdü.Sami humiliated Layla by cutting her hair.
Onları pusuya düşürdük.We ambushed them.
Bizi pusuya düşürdüler.They ambushed us.
Onlar bizi pusuya düşürdü.They ambushed us.
Siz insanlar dünyevi dürtüleri düşürmeye çağrılmaktadır.You people are urged to drop the earthly impulse.
Siz insanlar dünyevi dürtüleri düşürmeye teşvik edilmektedir.You people are urged to drop the earthly impulse.
Maliyetleri düşürmeyi başardık.We managed to cut costs.
Dükkandaki adama fiyatı düşürebilip düşüremeyeceğini sordum.I asked the man in the shop if he could lower the price.
Tom ne düşürdü?What did Tom drop?
Tom maliyetleri düşürmeye çalışıyor.Tom has been trying to cut costs.
Tom saatini düşürmüş.Tom lost his watch.

İlgili Sayfalar