düşür ile cümle

düşür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom yere bir çilek düşürdü ve Mary onun üstüne bastı.Tom dropped a strawberry on the floor and Mary stepped on it.
Böyle aptalca bir şey yapacak olman beni hayrete düşürüyor.It amazes me that you would do something this stupid.
Tom'un ateşini düşürmek zorundayız.We have to get Tom's temperature down.
Onu düşürdün mü?Did I drop that?
Anahtarını düşürdün.You dropped your key.
Cüzdanını düşürdün.You've dropped your wallet.
Dolma kalemini düşürdün.You've dropped your pen.
Tom kahve fincanını düşürdü.Tom dropped his coffee cup.
Ne yaparsan yap, yeni telefonunu düşürme.Whatever you do, don't drop your new phone.
Tom masadan vazoyu düşürdü.Tom knocked the vase off the table.
Tom beklentilerini düşürmeli.Tom needs to lower his expectations.
At tökezleyip şovalyeyi düşürmüş olmalı.The horse must have stumbled and have toppled the knight.
Tom giderlerini düşürmeye çalışıyor.Tom has been trying to lower his expenses.
Vitesi düşürürken çoğu zaman frene basarım.I often brake before I change down.
Tom düşman uçağını düşürdü.Tom shot down the enemy aircraft.
Sahtekarların maskesini düşürmelisin.You must unmask the impostors.
Onları düşürmüş olmalısın.You must have dropped them.
Ben seni telaşa düşürmeye niyetlenmedim.I didn't intend to alarm you.
Seni küçük düşürmek istemedim.I didn't mean to demean you.
Affedersiniz, sanırım bir şey düşürdünüz.Excuse me, I think you've dropped something.
Gelecek sefer onu düşürmeyin.Next time, don't drop it.
Senin yaratıcılığın beni hep hayrete düşürüyor.Your creativity never ceases to amaze me.
Tom gözlüklerini düşürdüğünde gözlük çerçevelerini kırdı.Tom broke his eyeglass frames when he dropped his glasses.
Tom konteyneri kazara vincinden düşürdü.Tom accidentally dropped the container from his crane.
Tom bir polisi pusuya düşürdü ve onu bir baltayla öldürdü.Tom ambushed a policeman and killed him with an ax.
Ben sadece onu küçük düşürmek istiyorum.I just want to humiliate her.
Biz onları küçük düşürmek istemiyoruz.We don't want to humiliate them.
Ben onları küçük düşürmek istemiyorum.I don't want to humiliate them.
Ben onu küçük düşürmek istemiyorum.I don't want to humiliate him.
Ben onu küçük düşürmek istemedim.I didn't want to humiliate him.
Sen bütünüyle onları dehşete düşürdün.You totally freaked them out.
Sen bütünüyle onu dehşete düşürdün.You totally freaked him out.
Olanlar bizi dehşete düşürdü.What happened freaked us out.
Olanlar onları dehşete düşürdü.What happened freaked them out.
Olanlar beni dehşete düşürdü.What happened freaked me out.
Olanlar onu dehşete düşürdü.What happened freaked him out.
Tom silahını nehre düşürdü.Tom dropped his gun into the river.
Tom bardağını düşürdü.Tom dropped his glass.
Polis arabası, yerel bir çetenin üyeleri tarafından pusuya düşürüldü.The police car was ambushed by members of a local gang.
Tom yere bir fincan düşürdü ve fincan tuzla buz oldu.Tom dropped a cup on the floor and it shattered into a thousand pieces.
Üzgünüm, yanlış numara düşürdüğümü düşünüyorum.Sorry, I think I have the wrong number.
Affedersiniz, sesinizi biraz düşürebilir misiniz?Excuse me, could you lower your voice a little?
Affedersiniz, sesinizi biraz düşürür müsünüz?Excuse me, can you lower your voice a little bit?
Kendini komik duruma düşürme!Don't make a fool of yourself!
Kendini gülünç duruma düşürme.Don't make a fool of yourself!
Ailen kendini gülünç duruma düşürdü.Your family has become a laughing stock.
O onu küçük düşürdü.He humiliated her.
Savaş İngiltere için küçük düşürücü bir yenilgi ile sona erdi.The war ended with a humiliating defeat for Britain.
Bu, insanı hayrete düşürüyor.That boggles the mind.
Bu broşür size su faturasını nasıl düşürebileceğini söylüyor.This pamphlet tells you how you can lower the water bill.
Giderlerimizi düşürmemiz gerekiyor.We need to lower our expenses.
Harcamalar düşürülmelidir.Expenditures must be reduced.
Garsonlar birbirlerine çarptılar ve tepsilerini düşürdüler.The waiters bumped into each other and dropped their trays.
Son yıllarda, bir asker olarak hizmet etmenin itibarı sürekli düşürüldü.In the recent years, the reputation of serving as a soldier has steadily been lowered.
Montaj bandında yaptığımız iyileştirmeler sonunda fiyatları düşürebilir.The improvements we've made on the assembly line could eventually lower prices.
Tom'un aleyhine suçlamalar düşürüldü.Charges against Tom have been dropped.
Bu, maliyeti düşürecek.That'll bring the cost down.
Tom bir şey düşürdü.Tom dropped something.
Kendini bu duruma düşürmemen gerektiğini bilmeliydin.You should've known better than to put yourself in that situation.
O bunu bu sefer düşürecek.She will drop it this time.

İlgili Sayfalar