düşünmem ile cümle

düşünmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Her zaman felaketleri düşünmemek gerek.Hallucinációk nem mindig jelentkeznek.
"Bir kutup ayısını düşünmemeye çalışın.Ne gondolj a fehér elefántra.
Harry Cohn bir komedi filmini hiç düşünmemiştir.Kozincev kortárs témából nem is forgatott többé filmet.
Oyunu güncelledikleri zaman bu kadar tutacağını düşünmemişlerdi.En uskonut että pysyisin niin kauan tässä joukkueessa.
O, hiçbir zaman vatanı milletten ayrı düşünmemiştir.Eläessään hän ei ollut tavannut yhtään ulko­maista arvo­henkilöä.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Δεν ήθελε να κάνει κακό, αλλά ένιωσα πως δε θα έφτανα ποτέ τις προσδοκίες του".
Aptalca, bir tanesinin sizde de olduğunu düşünmemişim.Jeg, tåbe, vidste ikke, du havde en.
Eminim düşünmemişsindir.«Neverveien».
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Jeg prøver nemlig ikke å erkjenne for at jeg kan tro, men jeg tror for at jeg kan erkjenne».
Ancak o kalıp savaşmayı tercih etmiş, hiçbir zaman kaçmayı düşünmemiştir.«Han skulle aldri oppsøke striden, men heller aldri vike unna for striden.»
Birinin bunu duyacağını düşünmemiştim".«Det burde politiet ikke have hørt».
Hatta çoğu tam anlamıyla İsrail'e ait olduğunu da düşünmemektedir.Sayang sekali sebagian besar Israel tidak sungguh-sungguh menanggapi peringatan Allah ini.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Biasanya saya tidak mau menyalinnya, tapi saya ingin melihat bagaimana orang-orang ini mencapainya."
Eski Mısırlılar, ölümün hayatın bir sonu olduğunu düşünmemekteydiler.Orang Mesir percaya akan kehidupan setelah mati.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Tôi không thể nào diễn tả nó được nữa—mà chỉ có thể lắng nghe mà thôi."
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Hắn không nỡ làm người khác bị thương, chứ đừng nói gì tới chuyện xuống tay sát hại ai bao giờ.
Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti.Bạn chưa tin tưởng lắm, vì sợ họ lừa đảo gì đó.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."こういうの分かるって言っちゃいけない、分からないんだけどいい」と評した。
Birinin bunu duyacağını düşünmemiştim".彼はそれを聞いてるとは思わないよ」。
Her zaman felaketleri düşünmemek gerek.常に感情を表に出さない。
Almanya'nın mağlup edilme ihtimalini tekrar düşünmemenin kendi hatası olduğunu söylemeye devam etti.英仏はもはや倒せる見込みがなく、倒せる可能性があるのはロシアだけだったからである。
Eminim düşünmemişsindir.何とも思ってない。
Lisa tasarlanırken, Groening "kızların saç tarzını hiç düşünmemişti".在设计莉萨时,格勒宁“没有费心去像女生的发型”。
Eminim düşünmemişsindir.無關乎想像。
Düşünmemiz gereken hayranlarımız var dedi.”有识之士以为美谈。
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."”谁都不会想到我当时的感觉,我觉得快要活不下去了。
Wheeler bu olasılığı hiçbir zaman düşünmemiştir.그러나 굴드는 한 번도 이러한 창조론을 암시한 적이 없었다.
Eminim düşünmemişsindir.고려 말기 무신.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."비록 내가 그 말을 한 적이 없지만 말입니다."라고 말했다.
Eski Mısırlılar, ölümün hayatın bir sonu olduğunu düşünmemekteydiler.고대 이집트의 사람들에게는, 죽음은 오히려 새로운 인생에의 시작이었다.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Той няма да си го признае, но аз го заявявам.“.
Harry Cohn bir komedi filmini hiç düşünmemiştir.Мон Каламари не е включена нито един от официалните филми.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."On se ne bi doveo u tu poziciju da ne misli da to može učiniti."
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Ne opraštam kada netko nekoga udari, i mislim da nasilje ne smije zauzeti nikakvo mjesto u društvu.
Eski Mısırlılar, ölümün hayatın bir sonu olduğunu düşünmemekteydiler.Egipćani su vjerovali u život poslije smrti.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Nemyslel som, že toto musím vysvetľovať, ale je zrejmé, že som mal."
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Nikoli ne meri v nekaj kar nočeš streljati 7.
Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti.Ryte jie apsimeta, kad nieko nepamena.
Devletine, bayrağına o kadar inançlıdır ki bu kararı verirken bir kere düşünmemiştir bile.Pusiaukelėje jis sužinojo, kad vėliava jau pakelta, bet vis tiek nusprendė nufotografuoti jau iškeltą vėliavą.
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Niekada neliepiau šaudyti žydų, niekad neįsakiau vykdyti egzekucijų, tepadeda man Dievas.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim ama sanırım onları özleyeceğim."Aga ma ei soovi, et noored tüdrukud mind vaataksid ja ütleksid, et nemadki tahavad sellised välja näha."
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.38º선에서 이만 멈추는 것이 어떠냐고 말했고,
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Dan Amerika Serikat tidak berpikir bahwa Soviet akan berhenti di sana.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.En vanuit het oogpunt van de Sovjets, men neemt aan dat ze daar gestopt zijn --
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Et les Etats-Unis ne croyaient même pas que les Russes s'arrêteraient là, mais c'est ce qui s'est passé.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Gli Stati Uniti nemmeno pensava che i sovietici fermassero là.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.I Stany Zjednoczone nawet nie myślały, że Związek Radziecki tam się zatrzyma.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Nhưng Hoa Kỳ thậm chí không nghĩ rằng
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Ten na severu zavedl komunistickou diktaturu.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.И Съединенти щати дори не мислили, че Съветския съюз ще спрат там.
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.Насправді,
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.و لم تفكر الولايايت المتحدة الامريكية حتى
ABD, SSCB'nin orada duracağının düşünmemişti ama durdular.ソ連がその通りにとなるとはまさか考えていませんでした。
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.5파운드를 지불하는데서 느껴지는 고통은 그 양에 비례하는 것 뿐만 아니라 내가 그 돈이 어디로 간다고 생각하는지에도 좌우된다고 생각합니다.
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.למעשה הכאב שלי בלשלם חמישה ליש"ט הוא יחסי לא רק לסכום עצמו אלא גם לאיפה שאני חושב שהכסף הולך
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.حقيقةً ان لدي تجربة مؤلمة عند دفع خمسة جنيهات هي ليست فقط متناسبة مع المبلغ ولكن عندما افكر في اين سيذهب المال
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.単に金額に比例するだけでなく そのお金がどう使われるかによっても違ってきます これを理解することで 租税政策に革命をもたらす可能性があると思っています
Ah, bunu düşünmeme izin ver.À, để bố nghĩ thử xem.
Ah, bunu düşünmeme izin ver.Ah, aku akan memikirkannya terlebih dahulu.
Ah, bunu düşünmeme izin ver.Ah, laat me erover nadenken.

İlgili Sayfalar