düşünmek ile cümle

düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, üzerinde düşünmektir.이런 것을 '고려'라고 하죠
Bu, üzerinde düşünmektir.Nad tym należy się zastanowić.
Bu, üzerinde düşünmektir.هذا تفحص.
Bu, üzerinde düşünmektir.リアルチャネルにおいて難しい点があります
Bu videoda senaryodan senaryoya geçtikçe fırsat maliyetinin nasıl değiştiğini düşünmek istiyorum.제가 이번에 설명하고 싶은 개념은 각각의 시나리오마다 기회비용이 어떻게 바뀌는지 알아보는 것입니다. 시나리오에서 시나리오로 이동하면서요.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Also musste ich ein wenig schärfer Nachdenken.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Así que tuve que pensar un poco más.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.A tak som nad tým musel porozmýšľať viac.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.A trebuit, deci, să fac un efort mai mare.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Dus moest ik harder nadenken.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Então tive que pensar melhor.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Így kicsit keményebben kellett gondolkoznom.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Jadi saya harus berpikir lebih keras.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.J'ai donc dû réfléchir un peu plus.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Musel jsem tedy myslet důsledněji.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Musiałem wymyślić coś lepszego.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Pertanto dovevo lavorarci su un pò di più da me.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Så jeg tænkte mig om.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Vì vậy tôi đã phải nghĩ phức tạp hơn một chút.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Έτσι έπρεπε να σκεφτώ λίγο περισσότερο.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Поэтому пришлось задуматься посерьёзнее.
Bu yüzden biraz daha fazla düşünmek zorundaydım.Трябваше да се замисля повече. (Строго поверително)
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.Dus we denken altijd alsof bacteriën ons berijden... ..maar eigenlijk, vooral... ...hebben we een symbiose.
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.그래서 우리가 우리 자신을 생각할때 우리에게 타고 있는 박테리아를 떠올린다. 많은 정도에서 우리는 공생관계이다
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.och det är uppenbarligen en bra sak.
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.Хоча загалом ми думаємо, що бактерії їздять на нас, по суті ми живемо в симбіозі.
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.כך שאנחנו יודעים שתמיד יש חיידקים שבאים אתנו רוכבים עלינו אבל במדה רבה יש לנו סימביוזה עם החיידקים שלנו
Bu yüzden her tür bakteri gibi kendimizi düşünmek bize, binicilik, ancak büyük ölçüde simbiyoz tür.فنحن نفكر في انفسنا على ان البكتريا تتواجد علينا، ولكن بدرجة كبيرة نحن معها في علاقة تكافل
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Bei meiner Arbeit musste ich an die Menschen denken, an die Geschichten hinter diesen Bildern.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Enquanto trabalhava, não conseguia deixar de pensar nas pessoas "e nas histórias representadas nas imagens.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."În timp ce lucram, nu m-am putut abține să nu mă gândesc la oamenii şi la poveştile reprezentate de imagini.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Jak jsem pracovala, nemohla jsem nemyslet na jednotlivé lidi a příběhy zachycené na fotkách.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Keď som pracovala, stále som musela rozmýšľať o jednotlivých ľuďoch a príbehoch zachytených na fotkách.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Khi làm việc, tôi không thể không nghĩ đến mỗi thân phận và những câu chuyện chứa đựng trong các bức ảnh.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."이 일을 하면서, 저는 이미지에 나타나 있는 개인들과 이야기들을 생각하지 않을 수 없었어요.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Mentre lavoravo, non riuscivo a non pensare alle singole persone e alle storie rappresentate nelle immagini.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Mientras retocaba, no podía evitar pensar en las personas y las historias mostradas en las imágenes.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım.'Tijdens mijn werk moest ik alsmaar denken aan de mensen en verhalen achter de beelden.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."W trakcie pracy, nie mogłam przestać myśleć o osobach i historiach, które przedstawiały zdjęcia.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Ενώ δούλευα, σκεφτόμουν τους ανθρώπους και τις ιστορίες που εκπροσωπούσαν οι εικόνες.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Когато работех, не можех да не мисля за хората и за историите, представени на образите.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Пока я работала, я не могла не думать о людях и историях, воплощённых в изображениях.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."Працюючи з вами, я думала лише про особистості та історії, відображення на цих фото.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."כשעבדתי, לא יכולתי שלא לחשוב על האנשים ועל הסיפורים שהתמונות ייצגו.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım."وأنا أعمل، لم يسعني إلا أن أفكر في الأفراد والحكايات الممثلة في الصور.
"Çalışırken bu kişileri ve görüntülerin anlattığı hikayeleri düşünmekten kendimi alamadım.思いを馳せるのが止まりませんでした 特に お婆さんから小さな女の子まで 全ての世代の女性が
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Ajatella, että Centralin alla on tällainen paikka.
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Att det finns ett sånt här ställe under Central.
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Non pensavo ci fossero sotterranei come questo a Central City.
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Pensar que um lugar assim existe debaixo de Central...
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Pomyśleć, że pod Central jest takie miejsce...
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Tænk at der findes et sted som dette under Central.
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Y pensar que existe un lugar como este debajo de Central...
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Δεν περίμενα να υπάρχει τέτοιο μέρος στο Σέντραλ.
Central'ın altında böyle bir yer olduğunu düşünmek...Подумать только, что под Централом есть такое место...
Çoğumuz - belki şimdi de ben - bunu yapmamız gerektiğini düşünmekte.Banyak dari kita -- mungkin saya -- berpikir kita harus melakukannya.
Çoğumuz - belki şimdi de ben - bunu yapmamız gerektiğini düşünmekte.Beaucoup d'entre nous - peut-être moi maintenant - pensent que nous devrions le faire.
Çoğumuz - belki şimdi de ben - bunu yapmamız gerektiğini düşünmekte.우리들 중 많은 사람들은 -- 여기서는 나겠지만 -- 우리가 이래야한다고 생각하고 있다.
Çoğumuz - belki şimdi de ben - bunu yapmamız gerektiğini düşünmekte.Mnoho z nás -- možná nyní já -- si myslíme, že bychom měli.
Çoğumuz - belki şimdi de ben - bunu yapmamız gerektiğini düşünmekte.Mnoho z nás - možno teraz ja - si myslíme, že by sme mali.

İlgili Sayfalar