düşünen ile cümle
düşünen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.Και κάποιοι λένε ότι πρέπει να βάλουμε κι άλλο χρήμα, κι άλλη βοήθεια σ' αυτό το τρύπιο κύπελλο.
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.Есть люди, считающие, что нужно влить ещё больше средств, больше помощи, в эту протекающую шапку.
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.Има хора, които мислят, че трябва да наливаме повече пари, повече помощи в тази купичка, която тече.
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.ישנם אנשים החושבים שיש לשפוך כסף נוסף, עוד סיוע לתוך הקערה הדולפת הזו.
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.هناك أناس يعتقدون أنه ينبغي ضخ المزيد من الأموال ، مزيد من المساعدات إلى هذه الوعاء الذي يسرب.
Sızdıran bu kutuya daha çok para, daha çok yardım yağdırmamız... ...gerektiğini düşünen kişiler var.漏れた受け皿にもっと支援を と述べている人々もいます どんな漏れでしょうか?
Sonlu gezegende sonsuz büyümenin olası olduğunu düşünen kimse ya çılgındır ya da bir ekonomisttir.Každý, kdo si myslí, že neomezený růst je v souladu s omezenými zdroji planety je buď blázen nebo ekonom.
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:그때서야 전 알았습니다. 제 삶에 대한 완전한 조종권을 가지고 있다고 생각했던 제가 실은 단 세가지 밖에 컨트롤 하지 못한다는 것을 말입니다.
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Uvědomila jsem si, že já, která si myslela, že plně ovládá svůj život, ovládám jenom tři věci:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Zdałam sobie sprawę że ja, która myślałam, że panuję nad swoim życiem, panuję tylko nad trzema rzeczami:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Συνειδητοποίησα τότε ότι εγώ που νόμιζα ότι είχα τον πλήρη έλεγχο της ζωής μου έλεγχα μόνο τρια πράγματα:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:Тогава осъзнах че, аз която мислех,че имам пълен контрол над живота са, имах контрол само над три неща:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:אז הבנתי שאני שחשבתי שיש לי שליטה מוחלטת על חיי, יכולתי לשלוט רק על שלושה דברים:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:ادركت عندها انني، من ظننت ان لي سيطرة كاملة على حياتي اسيطر فقط على ثلاثة اشياء:
Sonra farkettim ki, tüm hayatımı kontrol ettiğimi düşünen ben sadece üç şeyi kontrol etmişim:人生の主導権は自分にあると考えていた私は 3つしかコントロールできないのだと知りました 思考や心
"Sopa ve taş kemikleri kırsa da, sözler asla incitmez" diye düşünen insanlarla çevrili hâlde."Ei haukku haavaa tee."
"Sopa ve taş kemikleri kırsa da, sözler asla incitmez" diye düşünen insanlarla çevrili hâlde.주위에서 막대기와 돌 비유 ('막대기와 돌로 내 뼈를 부러트릴 수는 있어도 말로는 절대 나를 다치게 못한다'라는 문장으로 놀림을 당할 때는 조용히 무시하라는 표현)를 들으면서 자란 아이들말이죠.
"Sopa ve taş kemikleri kırsa da, sözler asla incitmez" diye düşünen insanlarla çevrili hâlde.מוקף באנשים שנהגו לומר את הפתגם על המקלות והאבנים,
"Sopa ve taş kemikleri kırsa da, sözler asla incitmez" diye düşünen insanlarla çevrili hâlde.محاط بالناس الذين اعتادوا على استخدام القافية حول العصي والحجارة،
"Sopa ve taş kemikleri kırsa da, sözler asla incitmez" diye düşünen insanlarla çevrili hâlde.「何を言われても痛くもかゆくもない」 ひどいあだ名も 骨折のようにつらくはないとされ
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum: "Bunların hiçbirine inanamıyorum.Je m'intéresse à ces électeurs qui pensent à peu près comme ça : " Je ne peux pas croire à tout ça.
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum: "Bunların hiçbirine inanamıyorum.Mi interessano quel tipo di persone che pensano cose del tipo: che pensano, "Non credo in tutta questa roba.
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum: "Bunların hiçbirine inanamıyorum.Мен ме интересуват този вид поддръжници, които мислят по следния начин, които си казват:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Ciekawią mnie zwolennicy następującego myślenia:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Ik ben geïnteresseerd in de bevolkingsgroep die zo'n beetje als volgt denkt:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:제 강연의 대상은 다음과 같은 생각을 하는 사람들입니다:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Me interesa esa suerte de circunscripción que sostiene:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Mě zajímá posluchač, který myslí nějak takhle:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Mich interessiert die Sorte Anhängerschaft, die ungefähr so denkt:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Sunt interesat de acel tip de abordare care împărtăşeşte următorul mod de gîndire:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Zanima me takšna vrsta privržencev, ki misli nekako v tej smeri: mislijo:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Zaujímam sa o tých možno ateistov, ktorí si myslia takéto niečo:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Ενδιαφέρομαι για το είδος της υποστήριξης που σκέφτεται περίπου το εξής:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Мене цікавить категорія людей, які мислять у такому дусі:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:Меня интересует категория людей, которые рассуждают так:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:אני מעוניין בהצעה הפועלת לפי קווים אלו:
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:انا مهتم بهذا النوع من الانصار الذين يفكرون حول هذه الاسطر :
Şöyle düşünen kişilerle ilgileniyorum:興味があります 「どの宗教も信じられない
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Algunas personas que creen ser diestras son genéticamente zurdas.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.A někteří lidé, kteří si myslí, že jsou praváci, jsou geneticky leváci.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Parmi les gens qui pensent être droitiers, il y a des génétiquement gauchers.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Sommigen die denken dat ze rechtshandig zijn, zijn genetisch linkshandig.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Tehát sokan, akik úgy hiszik, hogy jobbkezesek, genetikailag balkezesek.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Unii oameni ce cred că sunt dreptaci sunt stângaci genetic.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Сега, някои хора, които си мислят, че са десняци генетично са леваци.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurAda juga pemikir kata-kata. Mereka akan menjadi jurnalis yang hebat.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurA ti co myslí ve slovech, ti budou skvělí žurnalisti.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olur Ayrıca çok da iyi sahne sanatçısı olurlar.De blir utmärkta journalister, eller skådespelare.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olur Ayrıca çok da iyi sahne sanatçısı olurlar.De woorddenkers: dat worden geweldige journalisten en ook hele goeie acteurs.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olur Ayrıca çok da iyi sahne sanatçısı olurlar.Und die Sprachbegabten werden gute Journalisten oder wirklich gute Theaterschauspieler.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olur Ayrıca çok da iyi sahne sanatçısı olurlar.Ті, хто мислять вербально, можуть стати журналістами і справді гарними акторами.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurE poi ci sono le menti che ci sanno fare con le parole. Ottimi giornalisti.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurÉs ott vannak a verbális elmék. Nagyszerű újságírók lesznek.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurIar apoi avem mintile verbale. Ei vor deveni foarte buni jurnalisti.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurJa sitten on sanalliset mielet. Heistä tulee loistavia toimittajia.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olur그리고 나면, 언어의 마음이 있습니다. 그들은 굉장한 언론인을 만듭니다.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurOg så har du de verbale sind. De bliver gode journalister.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurPuis viennent les esprits verbaux. Ils font de grands journalistes.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurSą też umysły werbalne - znakomici dziennikarze.
Sözsel düşünen akıllardan harika gazeteciler olurTemos os pensadores verbais. Dão ótimos jornalistas.