düşünceler ile cümle
düşünceler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.Wir müssen anfangen, die Art unseres Denkens zu ändern.
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.Нам действительно пора начать менять образ мышления.
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.Трябва наистина да започнем да променяме начина, по който мислим за всичко.
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.אנו מוכרחים להתחיל באמת לשנות את הדרך בה אנו חושבים על הכל.
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.لا بد لنا من أن نغير بحق الطريقة التي نفكر بها حيال كل شيء.
Her şey hakkında düşüncelerimizi değiştirmeliyiz.変えなければなりません 60億人の住む地球にとって 持続可能なことは
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Eh, arrêtez de lire mes pensées!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!He, hör auf, meine Gedanken zu lesen!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Hei, opreste-te, nu-mi mai citi gandurile!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Hej, przestań czytać w moich myślach!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Hele, přestaň číst mé myšlenky!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Hé, ne olvass a gondolataimban!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Hey, smetti di leggere i miei pensieri!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Này, đừng có đọc suy nghĩ của tôi. Anh tốt hơn nhiều rồi.
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Έ, σταμάτα να διαβάζεις τις σκέψεις μου!
Hey, benim düşüncelerimi okumayın, Durun!Эй, прекрати читать мои мысли!
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Az egyik eredménye a gondolkodásnak az volt, hogy az azonosság hihetetlenül túlértékelt.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Eén van de denksporen waar ik bij betrokken was, was dat gelijkheid zo ongelooflijk overschat is.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Einer meiner Gedankenstränge, die mich beschäftigten war, dass Gleichheit so unglaublich überbewertet wird.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.En av tanketrådarna som jag var involverad i var att likriktning är otroligt överskattat.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Jednym z zagadnień, którymi się zajmowałem, było to, że identyczność jest zdecydowanie przereklamowana.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.저도 그렇게 생각해 왔던 것 중 하나는 동일성이 믿어지지 않을 만큼 너무 과대평가 된 것입니다.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Một trong những suy nghĩ của tôi là sự giống nhau được đánh giá quá cao đến mức kinh ngạc.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Salah satu buah pikiran yang muncul adalah bahwa keseragaman merupakan sesuatu yang terlalu dibesar-besarkan.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uma das linhas de pensamento em que estava envolvido era que a uniformidade é incrivelmente sobrevalorizada.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uno dei pensieri a cui ho rivolto particolare attenzione è che l'omogeneità è estremamente sopravvalutata.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Yksi asioista, joita mietin, kuului: yhdenmukaisuus on uskomattoman yliarvostettua.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Една от нишките ми на мислене беше, че еднообразието е тъй невероятно надценявано.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Меня мучила идея одинаковости, которую настолько переоценивают.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.והכי חשוב כנראה, כל דבר שעשינו
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.كانت أحد أنماط التفكير التي كنت مشاركا فيها كانت أنّ التشابه كان أمرا مبالغا فيه.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.標準化に対する過大評価です 全てが同じというアプローチは
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.저는 우리의 생각들, 감정들과 상상력과 같은 우리의 내적 세계가 우리의 뇌와 몸에 구속되지 않았다는 것을 깨달았습니다
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.למדתי שהעולמות הפנימיים שלנו -- הרעיונות שלנו, הרגשות והדמיונות -- היו, למעשה, לא קשורים למוחות ולגוף שלנו.
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.تعلمت أن عوالمنا الداخلية -- أفكارنا وعواطفنا وخيالاتنا -- كانت في الواقع غير محدودة بعقولنا وأجسادنا.
İçsel dünyamız -- düşüncelerimiz, duygularımız ve hayallerimiz beynimize ve bedenimize bağlı değildi.感情や想像力は 脳や体に束縛されてはいないのだ と学んだのです 考えることができ 発見することができれば
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.A doua descoperire cheie este că emoţiile sunt centrul gândirii noastre.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.A második betekintés, hogy az érzelmek vannak a gondolkodásunk központjában.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Dalším zjištěním je, že emoce jsou centrem našeho myšlení.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Die zweite Erkenntnis ist, dass Gefühle im Zentrum unseres Denkens sitzen.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Drugim spostrzeżeniem jest to, że emocje są w samym rdzeniu naszego myślenia.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Druhé zistenie je, že emócie sú v centre nášho myslenia.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.El segundo hallazgo es que las emociones están en el centro de nuestro pensamiento.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Het tweede inzicht is dat emoties de basis van ons denken zijn.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.두 번째 통찰은 감정이 생각의 중심에 위치해 있다는 것입니다.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.La deuxième idée est que les émotions sont au centre de notre réflexion.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.La seconda idea è che le emozioni sono al centro del nostro pensiero.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.O segundo critério, é que as emoções estão no centro do nosso pensamento.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Sự hiểu biết thứ hai đó là cảm xúc nằm ở trung tâm ý nghĩ của chúng ta.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Wawasan kedua adalah bahwa emosi adalah pusat dari pikiran kita.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Η δεύτερη παραδοχή είναι πως τα συναισθήματα είναι το κέντρο της σκέψης μας.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Второе - то, что эмоции являются центром нашего мышления.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Второто прозрение е, че емоциите са центъра на нашето мислене.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.Друга річ - це те, що емоції є центральними у нашому мисленні.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.התובנה השניה היא שהרגשות מצויים בלב חשיבתנו.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.المنظور الثاني ان العواطف هي مركز تفكيرنا.
İkinci içgörü duygular düşüncelerimizin merkezidir.思考の中心に感情があるということです 感情を司る脳の部分に
İlk başta bütün düşünceler, hepsi, ağırlıksız olarak eşittirler.Aluksi kaikki ajatukset ovat yhtä painottomia.
İlk başta bütün düşünceler, hepsi, ağırlıksız olarak eşittirler.Au départ, toutes les pensées se valent en apesanteur.
İlk başta bütün düşünceler, hepsi, ağırlıksız olarak eşittirler.Inicialmente todos los pensamientos, todos ellos son iguales en ligereza.