düşük ile cümle

düşük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar düşük ücretlerinden memnun olmadıklarını söylediler.They said they were dissatisfied with their low wages.
Düşük fiyattan satın al Yüksek fiyattan sat.Buy low and sell high.
Düşük seviyede Almanca konuşabilir misin?Can you speak Low German?
Tom düşük maaşından şikayet ediyor.Tom has been complaining about his low salary.
Bu resim çok düşük çözünürlüğe sahip, kalitesi çok düşük.This picture has very low resolution, the quality is very low.
Düşük bir maaş için çalışmaktansa işsiz olmamız daha iyi.Rather than working for a low salary, it is better for us to be unemployed.
Ben mümkün olduğunca düşük bir profil tutmaya çalışıyorum.I try to keep as low a profile as possible.
Ben size düşük bir fiyatla iyi yemek sunmayı umuyorum.I hope to provide you with good food at a low price.
Onun olması son derece düşük.That's highly unlikely to happen.
Sen düşük kaliteli deri ceket satın aldın.You bought a low quality leather jacket.
Onu satın alma. O çok düşük kalite.Don't get that. It's not the best quality.
Faiz oranları hâlâ düşük.Interest rates are still low.
Güneş enerjisi, bol, temiz, düşük maliyetli ve yenilenebilirdir.Solar energy is abundant, clean, affordable and renewable.
Pervaneyle çalışan uçak, düşük hızda uçuş için oldukça verimlidir.Propeller-powered aircraft are very efficient for low speed flight.
Eğer yüksek irtifada yaşarsan, su daha düşük sıcaklıkta kaynar.If you live at a higher altitude, water boils at a lower temperature.
Öğretmenlerin maaşları çok düşüktür.Teachers' salaries are very low.
Fiyatlar saçma bir biçimde düşük.The prices are ridiculously low.
Mutlak sıfır, mümkün olan en düşük sıcaklıktır.Absolute zero is the lowest possible temperature.
Bu oldukça düşük.That's fairly low.
Burada fiyatlar gülünç derecede düşüktür.The prices here are ridiculously low.
Hangi ülke en düşük yaşam maliyetine sahip?Which country has the lowest cost of living?
Suç oranı yıllardır bu kadar düşük olmamıştı.Crime rates are the lowest they've been in decades.
Benim maaşım çok düşük.My salary is very low.
Bu çok düşük stresli bir iş.This is a very low-stress job.
Düşük vergiler açıklara neden olmaz.Lower taxes don't cause deficits.
Tazminat fazla düşük.The compensation is too low.
Vergileri düşük tutmamız gerek.We need to keep taxes low.
Harcamaları düşük tutacağım.I'll keep expenses low.
Warren Buffett, sekreterinden daha düşük bir vergi oranına sahip olmasından yakındı.Warren Buffett complained that he has a lower tax rate than his secretary.
Kanal düşük sinyal-gürültü oranına sahip.The channel has low signal-to-noise ratio.
Bunlar şimdiye kadar gördüğüm en düşük fiyatlar.These are the lowest prices I've ever seen.
Bu ürün satışlarının düşük olması nedeniyle durduruldu.This product was discontinued due to low sales.
Daha düşük vergilere ihtiyacımız var.We need lower taxes.
Düşük vergiler ekonominin büyümesini teşvik eder.Lower taxes stimulate economic growth.
Burada yaşamanın maliyeti çok düşük.The cost of living here is very low.
Daha düşük bir yaşama maliyeti olan bir yere taşınmayı planlıyorum.I plan on moving somewhere with a lower cost of living.
Geç kalma olasılığı çok düşük değil.I'm not very likely to be late.
Bu organizma düşük sıcaklıkları tercih eder.This organism prefers low temperatures.
Düşük vergi ekonomiye yardımcı olur.Lower taxes help the economy.
Düşük vergiler fakirlere zarar verir.Lower taxes harm the poor.
Bu mümkün ama son derece düşük ihtimal.That's possible but highly unlikely.
Onları düşük bir fiyatla sattım.I sold them for a low price.
Hangi bölgelerde daha düşük bir yaşam maliyeti var?Which regions have a lower cost of living?
Hangi şehirde daha düşük bir yaşam maliyeti var?Which city has a lower cost of living?
Ev fiyatları nerede daha düşüktür?Where are house prices lower?
Tom'u onu yapmaya ikna edebileceğiniz çok düşük bir olasılık.It's very unlikely that you'll be able to convince Tom to do that.
Bu yer görece düşük kirlilik düzeyine sahip gibi görünüyor.This place seems to have relatively low levels of pollution.
Düşük açıdan çekim yapmak bacaklarınızı daha uzun gösterir.Shooting from a low angle makes your legs appear longer.
Benim nabzım düşük.My pulse is low.
Ön lastiklerinizden biri biraz düşük görünüyor.One of your front tires looks a bit low.
Tom, Fransızca sınavında çok düşük bir puan aldı.Tom got a very low score on his French test.
Tom düşük maaşa rağmen işi kabul etti.Tom accepted the job in spite of the low salary.
Gerçek fiyat beklediğimden daha düşüktü.The actual price was lower than I'd expected.
Tom beklediğinden çok daha düşük ücret aldı.Tom got paid much less than he expected.
Bugünkü sınavda çok düşük bir puan aldım.I got a very low score on today's test.
Acı için düşük bir toleransım var.I have a low tolerance for pain.
Ağrı için düşük bir dayanıklılığım var.I have a low tolerance for pain.
Sami düşük bir profil çiziyor.Sami is keeping a low profile.
Okyanus suyu tatlı su gibi donar ama daha düşük sıcaklıklarda.Ocean water freezes just like freshwater, but at lower temperatures.
Genellikle çok düşük fiyatlarla satılıyor.It generally sells at very low prices.

İlgili Sayfalar