düğün ile cümle
düğün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerOamenii de rand nu isi permit sa poarte asemenea haine nici macar in ziua nuntii.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerObyčajný ľudia si takéto oblečenie nemôžu dovoliť ani na svadbu.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerObyčejní lidé, nemůžou si vzít tento typ oblečení ani na svou svatbu.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerOrang biasa bahkan tidak bisa memakai ini di hari pernikahan mereka.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerTavalliset ihmiset, eivät voi pukeutua tällaiseen edes hääpäivänään.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerVanliga människor kan inte ens ha på sig denna typ av kläder på deras bröllop.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerZwykli ludzie nie byliby w stanie czegoś takiego założyć nawet w dzień ślubu.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerΟι φυσιολογικοί άνθρωποι δεν μπορούν να φοράσουν τέτοια ρούχα ούτε την ημέρα του γάμου τους.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerНекоторые даже на свадьбу не могут себе позволить одежду из такого материала.
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerאנשים פשוטים לא יכולים ללבוש בגדים כאלה רקים אפילו לחתונה שלהם
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerالناس العاديين لا يمكنهم لبس هذه الملابس حتى في يوم زفافهم
Normal insanlar bu kıyafetleri düğünlerinde bile giyemezlerおお・・
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Cô ấy không phải là cô ấy mà là cây mao lương hoa vàng.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Ea nu este ea, ci este o floare.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Ela não é ela, mas um botão-de-ouro.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Ella no es ella, sino una flor.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Elle, ce n'est pas elle, mais un bouton d'or.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Hon är inte hon, istället är hon en smörblomma.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.그녀는 그녀가 아니라, 미나리아재비(식물- 꽃과)이죠.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Ona se stane blatouchem.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Ona to nie ona, ale jaskier.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.She bukanlah dia, melainkan bunga terompet.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir."Sie" ist nicht "sie", sondern eine Butterblume.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir. Ve aşk aşk değil, tamamen çalkalanmış olmaktır.Lei non è lei, ma un ranuncolo e l'amore non è amore, è agitazione
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Zij is niet zij, maar een boterbloem.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Εκείνη δεν είναι εκείνη αλλά μια νεραγκούλα.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Вона - це не вона, а квітка жовтецю.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.Тя не е тя, а цвете-лютиче.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.היא אינה היא, אלא נורית.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.الفتاة ليست فتاة بل انها زهرة الحوذان.
O bir kadın değil, düğün çiçeğidir.愛は愛ではなく全身の震えだと描写されています
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.a povedal mu: Priateľu, jako si sem vošiel, nemajúc svadobného rúcha? A on zanemel.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.'Beste vriend. Hoe is het mogelijk dat u hier zonder feestkleding zit?' Maar de man had geen antwoord.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.e perguntou-lhe: Amigo, como entraste aqui, sem teres veste nupcial? Ele, porém, emudeceu.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.És monda néki: Barátom, mi módon jöttél ide, holott nincsen menyegzõi ruhád? Az pedig hallgata.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.gli disse: Amico, come hai potuto entrare qui senz'abito nuziale? Ed egli ammutolì
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Il lui dit: Mon ami, comment es-tu entré ici sans avoir un habit de noces? Cet homme eut la bouche fermée.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.in mu reče: Prijatelj, kako si prišel sem, ko nimaš svatovskega oblačila? On pa mu umolkne.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.I řekl jemu: Příteli, kteraks ty sem všel, nemaje roucha svadebního? A on oněměl.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.I rzekł mu: Przyjacielu! jakoś tu wszedł, nie mając szaty weselnej? A on zamilknął.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.가로되 친구여 어찌하여 예복을 입지 않고 여기 들어왔느냐 하니 저가 유구무언이어늘
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.le dijo: "Amigo, ¿cómo entraste aquí, sin llevar ropa de bodas?" Pero él quedó mudo
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Og han sa til ham: Min venn! hvorledes er du kommet inn her og har ikke bryllupsklædning på! Men han tidde.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.Og han siger til ham: Ven! hvorledes er du kommen herind og har ingen Bryllupsklædning på? Men han tav.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.,Prietene,` i -a zis el, ,cum ai intrat aici fără să ai haină de nuntă?` Omul acela a amuţit.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.thì phán cùng người rằng : Hỡi bạn , sao ngươi vào đây mà không mặc áo lễ ? Người đó làm_thinh .
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.thì phán cùng người rằng: Hỡi bạn, sao ngươi vào đây mà không mặc áo lễ? Người đó làm thinh.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.και λεγει προς αυτον Φιλε, πως εισηλθες ενταυθα μη εχων ενδυμα γαμου; Ο δε απεστομωθη.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.и говорит ему: друг! как ты вошел сюда не в брачной одежде? Он же молчал.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.И каза му: Приятелю, ти как си влязъл тук без да имаш сватбарска дреха? А той мълчеше.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.і рече до него: Друже, як се увійшов єси сюди, не мавши весїлньої одежі? Він же мовчав,
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.ויאמר אליו רעי איכה באת הנה ואין לך בגדי חתנה ויאלם׃
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.فقال له يا صاحب كيف دخلت الى هنا وليس عليك لباس العرس. فسكت.
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.就 對 他 說 、 朋 友 、 你 到 這 裡 來 、 怎 麼 不 穿 禮 服 呢 。 那 人 無 言 可 答
Ona, ‹Arkadaş, düğün giysisi giymeden buraya nasıl girdin?› diye sorunca, adamın dili tutuldu.就 對他說 、 朋友 、 你 到 這裡來 、 怎麼 不 穿 禮服 呢 。 那人 無言可答
Önceden insanlar, evlerine gelip onları bizzat davet etmeyenlerin düğününe gitmezlerdi..
Önceden insanlar, evlerine gelip onları bizzat davet etmeyenlerin düğününe gitmezlerdi.Wcześniej goście nie pojawiali się na weselach, jeśli nie zostali zaproszeni osobiście, odwiedzając ich domy.
Önceden insanlar, evlerine gelip onları bizzat davet etmeyenlerin düğününe gitmezlerdi.Раньше человек мог вообще не явиться на свадьбу, если его не пригласили лично, постучав в двери его дома.
Örneğin en son ne zaman bir düğüne gittiğini hatırlamak gibi.일련의 위치들에서 찾아 볼 수 있습니다.
Örneğin en son ne zaman bir düğüne gittiğini hatırlamak gibi.כמו להיזכר בפעם האחרונה שהלכנו לחתונה, לדוגמה.