- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, det är bara ett bröllop, okej?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, es sólo una boda, ¿de acuerdo?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, het is gewoon een bruiloft, oke?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, itu hanya sebuah pernikahan, oke?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, itu hanya sebuah pernikahan, oke?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Boeun, je to jen svatba, ne?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?Bonjour. Vous êtes venus. Merci.
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı? - Yapamayacağım anne!- Boeun, es solo un matrimonio, ¿ok? - ¡No puedo hacerlo, mamá!
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı? - Yapamayacağım anne!- بويون، إنه فقط عرس، حسناً؟ - أنا لا أستطيع القيام به، أمّي!
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?Бо Ън, това е само сватба, нали?
- Boeun, bu sadece bir düğün, tamam mı?- Бо Ын, это будет просто свадьба, хорошо?
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Ani jsem nemohla mluvit, jak mě to dostalo.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.És meg se tudtam szólalni, annyira elérzékenyültem.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Eu não pude nem responder. Estava chocada.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Ich konnte nicht mal sprechen, so groß war der Kloß in meinem Hals.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Ik kon geen woord uitbrengen, ik stokte helemaal.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Jag kunde inte ens säga någonting. Jag hade inga ord.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.전 숨이 너무 막혀서 말도 할 수 없었어요
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Mi sentivo così soffocare che non riuscivo a parlare.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Nici nu mai puteam vorbi, îmi pierdusem respiraţia.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Nie mogłam wykrztusić z siebie ani słowa.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Ni siquiera podía hablar, estaba tan anonadada.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Pridusilo ma to že som až nemohla rozprávať.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Saya bahkan tidak bisa berkata-kata, saya benar-benar tercekik.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Tôi thậm chí không thể thốt lên lời vì quá nghẹn ngào.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum. Yani öyle bir... nasıl söyleyecektim?Je ne pouvais même pas parler J'avais la gorge tellement serrée. j'étais tellement - comment puis-je lui dire?
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Δεν μπορούσα ούτε να μιλήσω τόσο πνιγμένη ήμουν.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Дори не можех да говоря, бях толкова задавена.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Я даже не могла говорить, у меня просто сдавило горло.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.Я не могла говорити - настільки мені перехопило подих.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.לא יכולתי לענות. הייתי כל כך חנוקה.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.لم أستطع حتى أن أتحدث ، لقد كنت مختنقة.
Boğazım öyle düğümlenmişti ki konuşamıyordum.どう答えていいのかさえ わかりませんでした
Boş Düğümler사용 가능한 노드
Boş DüğümlerLediga noder
Boş DüğümlerLedige nodes
Boş DüğümlerNode Bebas
Boş DüğümlerNodes (frei)
Boş DüğümlerNodi liberi
Boş DüğümlerNodos libres
Boş DüğümlerNoduri libere
Boş DüğümlerNœ uds libres
Boş DüğümlerNós Livres
Boş DüğümlerProstih vozlišč
Boş DüğümlerSzabad csomópontok
Boş DüğümlerVapaita solmuja
Boş DüğümlerVolné uzly
Boş DüğümlerVoľné uzly
Boş DüğümlerVrije nodes
Boş DüğümlerWolne węzły
Boş DüğümlerΕλεύθεροι κόμβοι
Boş DüğümlerВільний вузлів
Boş DüğümlerСвободни възли
Boş DüğümlerСвободно узлов
Boş Düğümlerعقدة مجانية
Boş Düğümler空きノード
Böylece elektronlar bir döngüde akacaklardı Tek tek, düğüm düğüm.Die Elektronen konnten in einem Kreislauf fließen, immer nur eins, an und aus, ein kleiner Speicher.
Böylece elektronlar bir döngüde akacaklardı Tek tek, düğüm düğüm.los electrones fluirían por el circuito uno a la vez, encendido y apagado, un pequeño nodo de memoria.
Böylece köleler yollara döküldü, iyi kötü kimi buldularsa, hepsini topladılar. Düğün yeri konuklarla doldu.종들이 길에 나가 악한 자나 선한 자나 만나는 대로 모두 데려오니 혼인자리에 손이 가득한지라
Böylece köleler yollara döküldü, iyi kötü kimi buldularsa, hepsini topladılar. Düğün yeri konuklarla doldu.І вийшовши слуги ті на шляхи, зібрали всїх, кого знайшли, й лихих і добрих; і було весїллє повне гостей.