ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!ROMEO Rita, Benvolio, slå ner sina vapen .-- Mina herrar, till skam! underlåta denna skandal! -
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!ROMEO رسم ، Benvolio ؛ فاز أسلحتهم.-- السادة ، للعار! إمتنع هذا الغضب! --
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!РОМЕО Draw, Бенволио, сбивать их оружие .-- Господа, от стыда! терпя это безобразие! -
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!רומיאו צייר, Benvolio; לנצח את נשקם .-- רבותי, מרוב בושה! להבליג זו שערורייה! -
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!ティバルト、 - マーキューシオ、 - 王子は、明示的にヴェローナの街でこのbandyingを禁止かれら.--
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç!ROMEO Draw, Benvolio; premagal dol orožje .-- Gospodje, za sramota!
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç!ROMEO Draw, Benvolio? Νικήσει τα όπλα τους .-- κύριοι, για την ντροπή! αντέξετε αυτό το έγκλημα! -
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Därefter lät han gripa de äldste i staden och tog ökentörnen och tistlar och lät männen i Suckot få känna dem.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Derpå greb han Byens Ældste, tog Ørkentorne og Tidsler og tærskede Folkene i Sukkot med dem;
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.elõfogá a város véneit, és a pusztának töviseit és csalánjait [vévén], megtanítá azokkal Sukkótnak férfiait.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Entonces tomó a los ancianos de la ciudad, y azotó con espinas y cardos del desierto a los hombres de Sucot
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.in vzame mestne starejšine in trnje iz puščave in bodljikovje in kaznuje ž njim sukotske može.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.그 성읍 장로들을 잡고 들가시와 찔레로 숙곳 사람들을 징벌하고
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Nisso tomou os anciãos da cidade, e espinhos e abrolhos do deserto, e com eles ensinou aos homens de Sucote.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Og han grep byens eldste, og han tok ørkenens torner og tistler og tuktet med dem mennene i Sukkot.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Prese gli anziani della città e con le spine del deserto e con i cardi castigò gli uomini di Succot
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Preto vezmúc starších mesta i tŕne púšte i bodliaky dal nimi cítiť mužom Sukkóta svoju moc.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Protož vzav starší města a trní s bodláčím z pouště té, dal na nich příklad jiným mužům Sochot.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Sesudah itu Gideon mengambil duri dan onak dari padang pasir, lalu menghajar para pemuka kota Sukot itu
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Şi a luat pe bătrînii cetăţii, şi a pedepsit pe oamenii din Sucot cu spini din pustie şi cu mărăcini.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Vậy , người bắt các trưởng_lão của thành , lấy chông_gai nơi đồng vắng mà đánh phạt những người Su-cốt ;
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.Vậy, người bắt các trưởng lão của thành, lấy chông gai nơi đồng vắng mà đánh phạt những người Su-cốt;
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.И взе градските старейшини, и пустинните тръни и глогове, та наказа* с тях сокхотските мъже.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.И взял старейшин города и терновник пустынный и зубчатые молотильные доски и наказал ими жителей Сокхофа;
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.ויקח את זקני העיר ואת קוצי המדבר ואת הברקנים וידע בהם את אנשי סכות׃
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.واخذ شيوخ المدينة واشواك البرية والنوارج وعلّم بها اهل سكوت.
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.於 是 捉 住 那 城 內 的 長 老 、 用 野 地 的 荊 條 和 枳 棘 責 打 〔 原 文 作 指 教 〕 疏 割 人
Sonra kentin ileri gelenlerini topladı; Sukkot halkını çöl dikenleriyle, çalılarla döverek cezalandırdı.於是 捉住 那 城內 的 長老 、 用 野地 的 荊條 和 枳棘責 打 〔 原文 作 指教 〕 疏 割 人
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.A Hutsab zajata jsuc, zavedena bude, a děvečky její poberou se, lkajíce jako holubice, a tepouce prsy své.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.Bramy się przy rzekach otworzą, a kościół się rozpłynie;
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.De elvégeztetett: felfedik, elvitetik, és szolgálói keseregnek, mint nyögõ galambok, mellöket vervén.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.E está decretado: ela é despida , e levada cativa; e as suas servas gemem como pombas, batendo em seus peitos.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.Flodportene bliver åbnet, Kongsgården vakler.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.정명대로 왕후가 벌거벗은 몸으로 끌려가며 그 모든 시녀가 가슴을 치며 비둘기 같이 슬피 우는도다
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.La reina será sacada y llevada en cautividad. Sus criadas gemirán como palomas y se golpearán el pecho
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.Le porte dei fiumi si aprono, la reggia è in preda allo spavento
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.Portene ut mot elvene blir åpnet, og palasset forgår av angst.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.S'a isprăvit cu ea: este desgolită, este luată; slujnicele ei se vaită ca nişte turturele, şi se bat în piept.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.Решено: она будет обнажена и отведена в плен, и рабыни ее будут стонать как голуби, ударяя себя в грудь.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.והצב גלתה העלתה ואמהתיה מנהגות כקול יונים מתפפת על לבבהן׃
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.وهصّب قد انكشفت. أطلعت. وجواريها تئنّ كصوت الحمام ضاربات على صدورهنّ.
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.王 后 蒙 羞 、 被 人 擄 去 . 宮 女 搥 胸 、 哀 鳴 如 鴿 . 此 乃 命 定 之 事
Tanrının dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler, Göğüslerini döverek.王后 蒙羞 、 被人擄 去 . 宮女 搥胸 、 哀鳴如鴿 . 此 乃 命定 之事
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaE in verità, mentre mi picchiava, diceva
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaÉs konkrétan azt volt szokása mondani, miközben vert engem:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaEt il me disait, pendant qu'il me battait,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaHij zei mij tijdens het slagen,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaI bijąc mnie, powtarzał:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda bana그리고 저를 때리는 중에 이렇게 직접 말했습니다.
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaMed pretepanjem je govoril:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaŞi spunea efectiv, în timp ce mă bătea,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaUnd während er mich schlug, sagte er tatsächlich etwas wie
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaVà trong khi đánh, ông ấy thường nói:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaY él de hecho decía, cuando me golpeaba,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaВсъщност казваше, докато ме биеше:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaИ он любил говорить, когда бил меня:
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaІ коли він мене бив, то любив говорити,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaוהוא ממש היה אומר, בזמן שהכה אותי,
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaوكان يقول بينما يضربني
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda bana"泣くんじゃない 泣いたら承知しないぞ"