Ana içeriğe geç
Sözlük

dört ile cümle

dört kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben ona saat dört civarında beni almasını rica ettim.I asked her to pick me up around four.
Ondan saat dört gibi beni almasını istedim.I asked her to pick me up around four.
Mt. Fuji'ye dört kez tırmandım.I've climbed Mt. Fuji four times.
Yarın on dört yaşında olacağım.I will be fourteen years old tomorrow.
Lütfen bize iki bıçak ve dört çatal verin.Give us two knives and four forks, please.
Biz sabah saat dörtte kalktık.We got up at four in the morning.
Arka arkaya dört maçı kazanmak zordur.It is hard to win four successive games.
Konuşmak için bir sonraki fırsatını dört gözle beklemiyor musun?Aren't you looking forward to your next chance to speak?
Haftada dört kez Fransızca dersimiz var.We have four French classes a week.
Baharın gelişini dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to the return of spring.
Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.The new jet circles the globe in twenty-four hours.
Yeni ofisimize ziyaretinizi dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to your visit to our new office.
Bir karenin dört kenarı vardır.A square has four sides.
Bir kare dört eşit kenara sahiptir.A square has four equal sides.
Bebek dört ayak üstünde emekliyordu.The baby was crawling on all fours.
Akabinde cevapla teklifinizi dört gözle bekliyoruz.We look forward to receiving your quote by return mail.
Dört gün devamlı kar yağdı.It snowed for days on end.
Kar dört gün sürdü.The snow lasted four days.
Festival köylüler tarafından dört gözle bekleniyor.The festival is looked forward to by the villagers.
Dört yıl boyunca üniversiteye gitmek zorundasın.You have to go to college for four years.
O zevkten dört köşe.He's tickled pink.
Başkanın görev süresi dört yıldır.The president's term of office is four years.
İki kere ikinin dört yaptığını herkes bilir.Everybody knows that two and two make four.
Dünya yüzeyinin dörtte üçü sudur.Three-fourths of the earth's surface is water.
Dünya'nın dörtte üçü sularla kaplıdır.Three-fourths of the earth's surface is covered with water.
En fazla dört gün bekleyebilirim.I can wait four days at the longest.
Kuşlar dört bir yana uçuştu.The birds flew away in all directions.
Mülteciler ülkenin dört bir yanından içeri girdiler.Refugees poured in from all over the country.
Bizim, Japonya'da dört mevsimimiz var.We have four seasons in Japan.
Japonya, dört büyük ada ve daha küçük birçok başka adadan oluşur.Japan consists of four main islands and many other smaller islands.
Japonya dört ana adadan oluşur.Japan consists of four main islands.
Bir atın bana doğru dört nala geldiğini gördüm.I saw a horse galloping toward me.
Dört gündür yatakta hasta.He has been ill in bed for four days.
O dört gündür yatakta hasta.He has been ill in bed for four days.
O dört dil biliyor.He is familiar with four languages.
Dört dilde kendini ifade edebilir.He can make himself understood in four languages.
O, bana dörtte geleceğine söz verdi.He promised me that he would come at four.
O, yaklaşık saat dörtte geldi.He came at about four o'clock.
Yaklaşık dörtte burada olacak.He'll be here around four o'clock.
O, orada en fazla dört gün kaldı.He stayed there not more than four days.
Dört kapılı bir arabası var.He has a car that has four doors.
O, dörtte geri dönecek.He will come back at four.
O, üçü Çin'de yapılmış dört tane bebek aldı.He got four dolls, of which three were made in China.
O, dünyanın dört bir yanını gezdi.He traveled around the world.
Peş peşe dört kez dünya şampiyonluğu kazandı.He won four successive world championships.
Geçindirecek dört çocuğu var.He has four children to provide for.
Onlar dört yıldır evliler.They have been married for four years.
Onların Kalküta'dan New York City'ye kadar dünyanın dört bir yanında şubeleri var.They have branches all over the world, from Calcutta to New York City.
Onlar her dört yılda bir büyük yarışmaların olması gerektiğine inanıyorlardı.They believed it necessary to have great contests every four years.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Planlarını tartışarak dört saat harcadılar.They spent four hours discussing their plan.
Onların sabahleyin dört dersi var.They have four classes in the morning.
Onun en azından dört hatası vardı.She had at least four faults.
Onun dört kız kardeşinden biri vefat etti fakat diğerleri hâlâ bizimle birlikteler.One of her four sisters has passed away but the others are still with us.
Kedisinin dört yavrusu daha oldu.Her cat had another four kittens.
O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.She reads on average three or four books a week.
Dört yaşındayken okuyabiliyordu.She could read when she was four.
Dörtten altıya kadar TV izler.She watches television from four to six.
Dört civarında telefona cevap verebileceğini düşünüyorum.She'll be available around four o'clock.
Hastalığından kurtulması onun dört ayını aldı.It took her four months to recover from her sickness.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod