Ana içeriğe geç
Sözlük

dör ile cümle

dör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bay Brown'un dört çocuğu vardır.Mr. Brown has four children.
Kızıl Gezegen Mars, dördüncü gezegendir.Mars, the red planet, is the fourth planet.
Dört odalı daire kiraladı.She rented a four-room apartment.
Güneş sisteminin dört gaz devi var: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün.The Solar System has four gas giants: Jupiter, Saturn, Uranus, and Neptune.
Güneş sisteminde dört gaz devi vardır: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün.The Solar System has four gas giants: Jupiter, Saturn, Uranus, and Neptune.
Tom vücut yağlarından dört paunt verdi.Tom lost four pounds in body fat.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Bu dört yönlü bir duraktır.This is a four-way stop.
O, dört dakikada bin metre koşabilir.He can run a thousand metres in four minutes.
O, dördüncü yılında.He's in the fourth year.
Kızın akıcı biçimde dört dil konuşma yeteneği beni etkiledi.The girl's ability to speak four languages fluently impressed me.
Japonya'da bir yılda dört mevsim var.In Japan there are four seasons a year.
Mary ve onun erkek arkadaşı dört yıl birlikte yaşadılar.Mary and her boyfriend lived together for four years.
Mary onu dört gözle bekliyor.Mary is looking forward to it.
Ben dört yıl içinde emekli oluyorum.I retire in four years time.
Onu dört gözle bekliyorum.I look forward to it.
Dört yeni kitap okudum.I read four new books.
Ne için dört arabaya ihtiyacın var?What do you need four cars for?
Bana dört beyaz tabak verin.Give me four white plates.
Dört tane yeni masa örtüsü satın aldım.I bought four new tablecloths.
Benim için dört tane büyük patates satın al.Buy four big potatoes for me.
Bir karenin dört tane köşesi vardır.A square has four angles.
Bu kitap dört dolar.This book costs 4 dollars.
Tom'u dört kez konserde gördüm.I saw Tom in concert four times.
O, toplam 56 koşucu arasında dördüncü sırada yer aldı.He ranked fourth on a total of 56 runners.
El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.Fingernails grow nearly four times faster than toenails.
Bir kedinin bir kuyruğu ve dört bacağı var.A cat has a tail and four legs.
Aslında dört bacağımız vardır.We actually have four legs.
Onun dört adet telefonu var.He has four mobile phones.
Dört mevsimden en çok ilkbaharı severim.Out of all four seasons, I like spring the best.
Kuzenim halen dört yaşında.My cousin is already four years old.
Dört gündür yemek yemedim.I haven't eaten in four days.
O dört günden daha fazla kalmayacak.He will not stay for more than four days.
Dört yıldır Rio de Janeiro'da yaşıyorum.I have been living in Rio de Janeiro for four years.
O, dört dil konuşuyor.He speaks four languages.
Gelecek hafta Boston'a gideceğim fakat bunu dört gözle beklemiyorum.I'll be going to Boston next week, but I'm not really looking forward to it.
İsrail Parlementosu dört ay içindeki İsrail seçimlerinden sonra farklı görünecek.The Knesset will look different after the Israeli elections within four months.
Tom'un bu dört insanı öldürmekten kurtulmasına izin veremeyiz.We can't let Tom get away with murdering those four people.
Sadece ilk dört bölümü okudum.I only read the first four chapters.
O dördüncü nesil bir iPad istiyor.She wants a fourth generation iPad.
Dört bilgisayarım var ama çok eski oldukları için ikisini artık kullanmıyorum.I have four computers, but two of them are so old I don't use them anymore.
Bazı dördüncü dereceden denklemler kolayca ikinci dereceden denklemlere ayrıştırılabilir.Some quartic equations can be easily decomposed into quadratics.
Kaza olduğunda araç dört kişi taşıyordu.The car was carrying four people when the accident occurred.
Herkes iki artı ikinin dörde eşit olduğunu bilir.Everyone knows that two plus two equals four.
Bir sonraki odada bir yaylı dörtlüsü prova yapıyor.A string quartet is rehearsing in the next room.
O telefon dört çekirdekli işlemciye sahip.That computer has a quad-core processor.
O telefonun dört çekirdekli işlemcisi var.That computer has a quad-core processor.
Bu telefonun dört çekirdekli işlemcisi var.This phone has a quad-core processor.
Bu telefon dört çekirdekli işlemciye sahip.This phone has a quad-core processor.
Gelecek dört yıl içinde 15 milyar euro biriktirilmeli.In the next four years, 15 billion euros must be saved.
Atın dört tane ayağı vardır.The horse has four feet.
Heberi duyduğumda zevkten dört köşe oldum.I jumped for joy when I heard the news.
Ben on dört yaşındayken babam subaraknoid kanama yüzünden öldü.My father died of a subarachnoid hemorrhage when I was fourteen.
Kitap dört dolar.The book costs 4 dollars.
Bugün anaokulundan dört yaşındaki erkek yeğenimi aldım.Today I picked up my four-year-old nephew from kindergarten.
Getir götür işi için haftada dört gün çalışmak harikadır.Working four days a week is great for errands.
Benim evimden yaklaşık dört blok.It's about four blocks from my house.
Sen bir dört yaşında çocuğu bütünüyle yalnız nasıl bırakabildin?How could you leave a four-year-old child all alone?
Dört artı on altı yirmiye eşittir.Four plus sixteen equals twenty.
Bu şehrin halkının dörtte üçü oy kullanmıyor.Three-fourths of the people of this town don't vote.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod