Bunu seninle yapmayı dört gözle bekliyorum.I look forward to doing that with you.
Tom Tatoeba Projesine dört sıfırlı bağışta bulundu.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Tom'a dört yaşındayken otizm tanısı kondu.Tom was diagnosed as having autism at age four.
Einstein dört yaşına kadar konuşmadı.Einstein did not speak until the age of four.
Einstein'ın dört yaşına kadar konuşmaya başlamadığını duydum.I've heard that Einstein didn't start speaking until he was four.
Einstein'ın dört yaşına kadar konuşmaya başlamadığını duydum..I've heard Einstein didn't start speaking until he was four years old.
Avustralya'ya gitmeyi dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to going to Australia.
Bazı sürüngenlerin dört ayağı vardır.Some reptiles have four feet.
Dört gündür bilgisayarsız.He has been stuck without a functional computer for four days.
Dede ve ninelerimin dördü de hâlâ yaşıyor.All four of my grandparents are still living.
Büyükanne ve büyükbabalarımın dördü de hâlâ hayatta.All four of my grandparents are still living.
Dünyanın dört bir yanında birçok insan baharatlı yemekleri sever.Many people around the world love spicy food.
Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.And the evening and morning were the fourth day.
Sol ayağımda sadece dört parmağım var.I only have four toes on my left foot.
Cuma günü saat dört buçukta okulda veli toplantısı yapılacak.This Friday at 4:30 p.m. there is a parent-teacher meeting at the school.
Şiir dördüncü sayfada.The poem is on page four.
Sabahleyin dörtte yağmur yağmaya başladı.It started raining at four in the morning.
Büyük Rusya'ya sadece dört kez gittim.I have been to greater Russia just four times.
Türkiye'de dört yıl yaşadıktan sonra Cezayir'e döndüm.I'm back in Algeria after living in Turkey for four years.
Bryant tüm zamanların en skorer dördüncü ismi.Bryant is the fourth all-time leading scorer.
Yirmi dört yaşına girmeden üniversiteden mezun olmak istiyor.He wants to graduate from college before he turns 24 years old.
Dört dil bilmesine rağmen hiçbirinde kibar konuşmayı bilmiyor.He speaks four languages, but doesn't know how to be polite in any of them.
Tom 29 Şubat'ta doğduğu için doğum gününü dört yılda bir kutluyor.Since he was born on February 29th, Tom celebrates his birthday every four years.
Tom'un PIN kodu pi sayısının son dört hanesi.Tom's PIN is the last 4 digits of pi.
Saat dört uygun.Four o'clock is fine.
Benim bugün saat dörtte randevum vardı.I had an appointment today at four o'clock.
Elmayı sever ve haftada üç dört tane yer.He likes apples and eats three or four a week.
Benim üç erkek kardeşim ve dört kız kardeşim var.I have three brothers and four sisters.
Benim üç erkek ve dört kız kardeşim var.I have three brothers and four sisters.
Üç erkek, dört de kız kardeşim var.I have three brothers and four sisters.
Üç dört günlüğüne kalmak istiyorum.I want to stay for 3 or 4 days.
Bu fırsata dört elle sarıl.Grab this opportunity with both hands.
İhaleye dört şirket katıldı.Four companies bid for the tender.
Dört kedim var.I have four cats.
Benim dört kedim var.I have four cats.
Skura'nın bakış açısına göre Yanni her açıdan dört dörtlük bir erkekti.In Skura's perspective, Yanni was the total package.
Yanni'nin bu işi yapmak için dört günü var.Yanni has four days to do this work.
Doktor; annemizin dördüncü dereceden kanser olduğu konusunda bizi bilgilendirdi.The doctor informed us that mom has stage four cancer.
Dört çocuk yeterli.Four kids are enough.
Yedi gün yirmi dört saat açığız.We're open 24/7.
Yanni, başının arkasından dört kez vuruldu.Yanni was shot four times in the back of the head.
On dört gün boyunca günlerinizin çoğunu depresif geçirdiğiniz bir dönem oldu mu?Have you ever felt depressed for most of the day for 14 consecutive days?
Bugün ramazan'ın dördüncü günü.Today is the fourth day of Ramadan.
Beşin dördüncü dereceden kuvveti altı yüz yirmi beştir.Five to the power of four is six hundred and twenty-five.
Beş üssü dört, altı yüz yirmi beştir.Five to the power of four is six hundred and twenty-five.
Bir satranç tahtasında altmış dört kare bulunur.A chessboard has sixty-four squares.
Sekizin karesi altmış dörttür.Eight squared is sixty-four.
Dedemiz İtalyan ama son dört yıldır Amerika'da yaşıyor.Our grandfather is Italian but for the last four years, he has been living in America.
Ziri Rima'ya dört bin dinar uzattı.Ziri handed Rima 4000 dinars.
Robert dördüncü bankasını soydu.Robert robbed his fourth bank.
Robert genellikle Sandra'yı saat dörtte almaya gelir.Robert usually comes to pick Sandra up at four.
Sonenin on dört dizesi var.The sonnet has fourteen verses.
Karl dört yıl hayatta kaldı.Karl survived for four years.
Karl'ın dükkanı günde yirmi dört saat açıktı.Karl's store was open twenty-four hours a day.
Lukas'ın bugün dört yaşına giriyor olması gereken bir kızı var.Lukas has a daughter who should be turning four today.
Lukas'ın sadece dört dakikası kaldı.Lukas has only four minutes left.
Lukas dördüncü kapıya yaklaştı.Lukas approached the fourth door.
"Manastır taşlarıyla örmüşler Muş'u dört baştan"."Manastır taşlarıyla örmüşler Muş'u dört baştan".
Harabelerden dört dünya yaratıldı.Four worlds were created out of the ruin.
"İki 'Single', Dört Şarkı"."İki 'Single', Dört Şarkı".