Ana içeriğe geç
Sözlük

dönük ile cümle

dönük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kozue öğretmenin dersinin, donuk, sıkıcı ve sonsuz olduğunu düşündü.Kozue thought the teacher's lecture was dull, boring and endless.
Benim görevim donuk ve sıkıcı.My job is dull and boring.
Onun donuk duyuları vardır.He has dull senses.
O, içe dönüktür.He is introverted.
İçe dönükler dışa dönükler kadar yaşamaz mı?Do introverts not live as long as extroverts?
Erik; düne kadar tanıdığım en donuk insan olan Emily'den daha donuk.Erik is duller than Emily who, until yesterday, was the dullest person I knew.
Siyam kedileri dışa dönük olarak bilinirler.Siamese cats are known to be extroverts.
Siyam kedilerinin dışa dönük olduğu bilinir.It is known that Siamese cats are extrovert.
İçe dönük biri sayılırım.I'm sort of an introvert.
Yağmur beni garip ve içe dönük yapar.The rain makes me strange and introspective.
Sen dışa dönüksün.You're extroverted.
Tom dışa dönüktür.Tom is extroverted.
Sen içe dönüksün.You're introverted.
Tom içe dönüktür.Tom is introverted.
Tom donuktu.Tom was pale.
İçe dönük müsünüz?Are you psyched?
Tom içe dönük ve utangaçTom is introverted and shy.
Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.A ghost is an outward and visible sign of an inward fear.
Sen dışa dönük müsün?Are you extroverted?
Tom'un güzel kızlara dönük bir zayıflığı vardır.Tom has a weakness for pretty girls.
Tom dışa dönük, değil mi?Tom is extroverted, isn't he?
Tom çok içe dönük.Tom is very introverted.
Tom oldukça içe dönük.Tom is quite introverted.
Tom içe dönük değil.Tom isn't introverted.
Biz hoşgörüsüz, içe dönük bir toplum olduk.We have become an intolerant, inward-looking society.
İçe dönük kimselerin dışa dönük kimselerden daha kısa ömürleri mi var?Do introverts have shorter lives than extroverts?
Sen bir içe dönük mü yoksa dışa dönük müsün?Are you an introvert or an extrovert?
Tom içe dönük bir kimse.Tom is an introvert.
Tom dışa dönük bir kimse.Tom is an extrovert.
Leyla cesur, mutlu ve dışa dönük bir küçük kızdı.Layla was a brave, happy and outgoing little girl.
Sen çok dışa dönük görünüyorsun.You seem to be quite outgoing.
İçe dönük olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm introverted.
Leyla çok dışa dönüktü.Layla was very outgoing.
Ben içe dönük biriyim.I am an introvert.
Tom Mary'nin dışa dönük olduğunu söyledi.Tom said that Mary was easygoing.
Tom çok dışa dönük değildi.Tom wasn't very outgoing.
Tom ve Mary ikisi de çok dışa dönük, değil mi?Tom and Mary are both very outgoing, aren't they?
Sami çok dışa dönük görünüyordu.Sami seemed very outgoing.
Sami, Leyla'yı çok dışa dönük ve akıllı olarak hatırlıyor.Sami remembers Layla being very outgoing and intelligent.
Tom'un dışa dönük olduğunu biliyorum.I know that Tom is outgoing.
Eski ilişkilere dönük kıskançlık tepkisel kıskançlıktan daha zehirlidir.Retroactive jealousy is more toxic than reactive jealousy.
Ben genellikle dışa dönük bir adamım.I'm usually an outgoing guy.
Kadının vücudu (sağına doğru dönük) resmin sol tarafına dönük, yüzü izleyene bakar şekildedir.He is placed facing forward, with his body tilted to the left.
Geleneksel ve içe dönük toplum değişmeye başladı.The traditional, introverted manner of the society began to change.
Van Gogh'un bakışları nadiren izleyiciye dönüktür.Van Gogh's gaze is seldom directed at the viewer.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.He remains frozen until the last day of the year 2999.
Geriye dönük uyumluluk Palm-boyutlu PC uygulamaları ile elde edilmiştir.Backwards compatibility was retained with such Palm-Size PC applications.
Filmleri yirmi geriye dönük inceleme konusu olmuştur.Her films have been the subject of twenty retrospectives.
İki kardeşin daha geriye dönük ataları belirsizdir.The further ancestry of the two brothers is uncertain.
Kendisini "içe dönük bir çocuk" olarak tanımlamakta ama gizliden gizliye aktör olmayı istemekteydi.Although an "introverted" child, he secretly wanted to be an actor.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."He attributed his instinct for learning "largely to that man (Robertson)."
Hangi yöne dönük olursa olsun.And which direction should it face?
Toprak mezardaki gömüt başı batıya dönük, sağ yanına hocker (ana rahmindeki gibi) yatırılmıştır.The drum is worn on a sling, which is carried over the right shoulder, down to the left hip.
Röportajlarda, çoğu müzisyen çoğunlukla Dead'i içe dönük ve garip bir kişi olarak betimlemişlerdir.In interviews, fellow musicians often described Dead as odd and introverted.
Diğerleri grubun şiddete dönük geçmişi ve topluca ortaya çıkan bir haykırışı olduğunda hemfikirdi.Others agreed it was reminiscent of the group's violent past and public outcry ensued.
Donukluğu nedeniyle içi sonderece soğuktur ve sıcaklığı 16 K (−257 °C) olarak hesaplanmaktadır.Because of its opacity, its interior is extremely cold, its temperature being about 16 K (−257 °C).
Ön planda genç bir adam kayalık bir uçurum kenarında, sırtı izleyiciye dönük biçimde dikilmektedir.In the foreground, a young man stands upon a rocky precipice with his back to the viewer.
Fransız Kültür Merkezi, Gazze'ye dönük Fransız desteğinin ve dayanışmasının bir simgesidir.The French Cultural Center is a symbol of French partnership and cooperation in Gaza.
Aracın önü veya arkası kaldırıma dönük olabilir.The front of the engine may point towards the front, side or rear of the car.
Yapıştırma oranı sub-Eddington ve donukluk çok düşük olduğunda, ADAF oluşur.When the accretion rate is sub-Eddington and the opacity very low, an ADAF is formed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod