döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O gün görülen bir dolunaydı.It was a full moon that was seen that day.
Bu politikacı hırs dolu.That politician is full of ambition.
Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.They are weary of their tedious work.
Bayan, bir milyon dolar kazandığını öğrendiğinde gerçekten kafayı yedi.The lady really flipped out when she learned she had won a million dollars.
O çocuk yaramazlık doludur.That child is full of mischief.
Restoran her zaman tıka basa doludur.The restaurant is always packed.
O kamerayı satın almak için bir on dolara daha ihtiyacın var.You need another ten dollars to buy that camera.
Bir günde dünyanın etrafını dolaşabilir misin?Can you go around the world in a day?
Tüm yapmanız gereken bu formu doldurmak.All you have to do is fill in this form.
Senin üç dolma kalemin var.You have three pens.
Adınızı ve adresinizi doldurun.Fill in your name and address.
Doğum günü hediyen olarak sana bir dolma kalem aldım.I bought a pen for your birthday present.
Senden elli dolar ödünç almak istiyorum.I would like to borrow fifty dollars from you.
Varsayalım ki on bin doların olsa ne yaparsın?What would you do if you had, say, ten thousand dollars?
Adaya uçmak sana 100 dolara mal olacak.It will cost you $100 to fly to the island.
Yedi dolar, lütfen.Seven dollars, please.
Toplam 7.65 dolar, lütfen.That's $7.65, please.
Beş bin dolar büyük miktarda paradır.Five thousand dollars is a large sum of money.
İşte 5 dolar.Here's $5.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Beş yüz dolar onun için küçük bir miktar.Five hundred dollars is a small sum for him.
Biz 50 dolar depozito istiyoruz.We'd like a deposit of $50.
Lütfen benim hesabıma 450 dolar aktar.Please transfer 450 dollars to my account.
Hiç çeyrek doların var mı?Do you have any quarters?
Amerika'da günde bir dolarla yaşayabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can live on a dollar a day in America?
Bir dolar borç verebilir misin?Can you spare a buck?
Bir dolarlık banknotunuz var mı?Do you have any ones?
Bana bir dolar bozar mısın?Could you give me change for a dollar?
Bir dolar yüz sente eşittir.A dollar is equal to a hundred cents.
Bir dolar para cezasına çarptırıldım.I was fined a dollar.
Bırak bir doları bir sentim bile yokI don't have a cent, let alone a dollar.
Bana bir dolar geri verin, lütfen.Give me $1.00 back, please.
Japonya'nın ihracatı 1998'de ithalatını 77.8 milyar dolar aştı.Japan's exports exceeded imports by $77.8 billion in 1998.
10 dolardan daha fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend more than $10.
On doları beşimizin arasında bölüştük.We divided ten dollars among the five of us.
Fiyatı on dolara indirebilir misiniz?Can you lower the price to ten dollars?
On dimen bir dolara eşittir.Ten dimes are equal to one dollar.
Yüz dolar sadece bozuk para.One hundred dollars is just chicken feed.
100 dolar beni ne kadar taşıyacak merak ediyorum.I'm wondering how long $100 will carry me.
100 dolar yolculuk için tüm giderlerini karşılayacaktır.One hundred dollars will cover all your expenses for the trip.
Yüz dolar ile halledebilirim.With a hundred dollars, I could manage.
Yüz sent bir dolar yapar.One hundred cents makes one dollar.
1000 dolar büyük bir yekundur.A thousand dollars is a large sum.
Bin dolar, parti için tüm masrafları kapsayacak.One thousand dollars will cover all the expenses for the party.
Diyelim bin doların vardı, onunla ne yapardın?Suppose you had a thousand dollars, what would you do with it?
"Dolma kalemin var mı?" "Evet, bir tane var.""Do you have a pen?" "Yes, I have one."
"Otuz dolar bu küçük oda için çok fazla" diye düşündü."Thirty dollars is a lot for that small room," he thought.
Önceki hayatınızda kim olabileceğinizi öğrenmek için aşağıdaki formu doldurunuz.Complete the following form to know who you could have been in a previous life.
Tren insanlarla doluydu.The train was crowded with people.
Kalabalık salonu doldurdu.The crowd filled the hall.
Kalabalıktan dolayı stadyumdan çıkamadım.I could not get out of the stadium because of the crowd.
Daha fazla deneyime sahip olduğunuzdan dolayı daha fazla bilgelik kazanırsınız.You get more wisdom as you have more experiences.
Kan dolaşımı düzenli değil.The cycle of blood is not regular.
Bina buğday torbalarıyla dolu.The buildings are filled with bags of wheat.
Ortalama yetenekteki işçiler şu anda yılda 10.000 dolardan fazla kazanırlar.The average skilled workers now earn over $10,000 a year.
Modern toplum her türlü bilgi ile dolup taşıyor.Modern society is overflowing with all sorts of information.
Eski televizyon seti 10 dolara satıldı.The old television set went for 10 dollars.
Dolaptaki bütün para çalındı.All of the money in the cupboard was stolen.
Ben dolaba baktım.I looked in the cupboard.
Büyük bir adam başarılarından dolayı hatırlanacaktır.A great man will be remembered for his achievements.