döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Mary en iyi yemek takımlarını o dolapta tutar.Mary keeps her best dishes in that cabinet.
Cezaevleri delilerle dolu.Prisons are full of lunatics.
Bir dolandırıcı gibi hissediyorum.I feel like an impostor.
Çanta dolu.The bag is full.
Lütfen bu dolabı temizle.Please clear out this closet.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Köpekbalığı dolu suya düştü.He fell into the shark infested waters.
O çukur doldurulmalı, kapatılmamalı.That hole should be filled, not covered.
O kulüp MILF'lerle doludur.That club is filled with MILFs.
Asgari ücret saatlik 2.13 dolar.The minimum wage is $2.13 an hour.
Tom, bana on dolar ödünç verir misin?Tom, would you mind lending me ten dollars?
Biraz daha param olsaydı o dolma kalemi alırdım.If I'd had more money, I'd have bought that pen.
Restoran dolu değildi.The restaurant wasn't full.
Restoran dolu.The restaurant is full.
Soğuk havadan dolayı çay soğuyor.The tea is getting cold due to the cold air.
Başka hangi formları doldurmam gerekiyor.What other forms do I need to fill out?
Tom fidye ödemek için bankadan üç yüz bin dolar çekti.Tom withdrew three hundred thousand dollars from the bank to pay the ransom.
Tom dün kendi kişisel hesabından üç yüz dolar çekti.Tom withdrew three hundred dollars from his personal account yesterday.
Tom bir çift siyah ayakkabı aramak için dolabını didik didik aradı.Tom rummaged through his closet looking for a pair of black shoes.
Tom Mary'ye üç yüz dolar içeren bir zarf verdi.Tom gave Mary an envelope containing three hundred dollars.
Tom çaydanlığı suyla doldurdu ve onu ocağın üstüne koydu.Tom filled the kettle with water and put it on the stove.
Tom bana cüzdanında üç yüz dolar olduğunu söyledi.Tom told me he had three hundred dollars in his wallet.
Bunun için üç yüz dolardan daha az almayacağım.I won't take less than three hundred dollars for this.
Tom üç ay önce üç yüz dolar ödünç aldı.Tom borrowed three hundred dollars three months ago.
Tom sol elinde şarapla dolu bir bardak tutuyordu.Tom held a glass filled with wine in his left hand.
Tom'un söylediğimden dolayı gitmediğini düşünüyor musun?Do you think Tom didn't go because of what I said?
Tom birkaç gün daha dolaşmak istiyor.Tom wanted to stick around for a few more days.
Tom'un sürücü belgesinin geçerlilik süresi önümüzdeki ay dolacak.Tom's driver's license will expire next month.
Fırtınadan dolayı Boston'da burada mahsur kaldım.I'm stuck here in Boston because of the storm.
Tom yaklaşık yüz milyon dolar değer.Tom's worth about a hundred million dollars.
Tom Mary'ye gizlice para dolu bir zarf verdi.Tom slipped Mary an envelope full of money.
Etrafta dolaşacağım ve Tom'u bekleyeceğim.I'm going to stick around and wait for Tom.
Tom salon dolabından süpürgeyi çıkardı.Tom took the broom out of the hall closet.
Tom'un cüzdanında sadece otuz dolar var.Tom has only thirty dollars in his wallet.
Tom yaptıklarından dolayı Mary'ye özür diledi.Tom apologized to Mary for what he'd done.
Tom şişeyi soğuk su ile doldurdu.Tom filled up the bottle with cold water.
Tom köpeğin havlamasından dolayı uyandı.Tom woke up because the dog was barking.
Tom Mary ile birlikte dünyayı dolaştı.Tom traveled around the world with Mary.
Tom gömlek cebinden bir dolmakalem çıkardı.Tom took a pen out of his shirt pocket.
Tom dünyayı dolaşmak istedi.Tom wanted to travel around the world.
Bu ayakkabılar için otuz dolar ödedim.I paid thirty dollars for these shoes.
Tom'un birçok form doldurması gerekiyordu.Tom needed to fill out lots of forms.
Tom masaya otuz dolar koydu.Tom put thirty dollars on the table.
Tom bardağa biraz süt doldurdu.Tom poured some milk into the glass.
Tom balonları helyumla doldurdu.Tom filled the balloons with helium.
Sana onun için üç dolar vereceğim.I'll give you three dollars for it.
Dolapta ne kaldığını merak ediyorum.I wonder what's left in the fridge.
Tom dolaptan bir fincan çıkardı.Tom took a cup out of the cabinet.
Tom Mary'nin bir dolap çevirdiğini biliyor.Tom knows Mary is up to something.
Tom bir sürü form doldurmak zorundaydı.Tom had to fill out lots of forms.
Tom tezgahtara otuz dolar verdi.Tom gave the clerk thirty dollars.
Her birinize otuz dolar vereceğim.I'll give you each thirty dollars.
Tom bir dolmakalem ve bir not defteri çıkardı.Tom took out a pen and a notepad.
Teklifimizi 3000 dolara yükselttik.We've upped our offer by $3,000.
Tom ecza dolabını açtı.Tom opened the medicine cabinet.
Tom üç bin dolar kazandı.Tom won three thousand dollars.
Tom mutfak dolabını açtı.Tom opened the kitchen cabinet.
Bunun için otuz dolar ödeyeceğim.I'll pay thirty dollars for it.
Ben tekrar Tom için dolduruyorum.I'm filling in for Tom again.
Sana otuz dolar vereceğim.I'll give you thirty dollars.