döl ile cümle

döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dolapta biraz süt var.There is some milk in the fridge.
Bu gölet etrafta yüzen sazanlarla dolu.This pond is full of carp swimming around.
Kolunu bana doladı.He put his arm around me.
O gözyaşı dolu gözlerle kaçtı.She ran away with tear-filled eyes.
Yaklaşık üç yüz dolar ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow about three hundred dollars.
13 milyon dolarım var.I have 13 million dollars.
Birkaç dolarım var.I have a few dollars.
İlk milyon dolarımı zaten kazandım.I've already made my first million dollars.
Bütün dünyayı dolaştım.I've been all over the world.
Cüzdanımda otuz dolarım var.I've got 30 dollars in my wallet.
Çok dolu bir programım var.I've got a very full schedule.
Cebimde tam on üç dolarım var.I've got exactly 13 dollars in my pocket.
Nakit üç yüz dolarım var.I have three hundred dollars in cash.
Üç milyon dolarım var.I have three million dollars.
Dün hastalığından dolayı işe gelmediğini duydum.I heard that you were out sick yesterday.
Bileziği dolabımdaki bir ayakkabıya sakladım.I hid the bracelet in a shoe in my closet.
İş için en iyi kişi olduğunu düşündüğümden dolayı Tom'u işe aldım.I hired Tom because I thought he was the best person for the job.
Yeterli dolap alanım yok.I don't have enough closet space.
Sanırım bana on dolar borçlusun.I think you owe me ten dollars.
Ben ayağına dolanmayacağım.I won't get in your way.
Az önce Tom'a 30 dolar verdim.I just gave Tom 30 dollars.
Dolar ve euro arasındaki dönüştürme oranını biliyor musun?Do you know the conversion rate between dollars and euros?
Ben sadece yüz dolar kaybettim.I just lost a hundred dollars.
Sadece üç yüz dolara ihtiyacım var.I just need three hundred dollars.
Ben sadece dolabımı düzenledim.I just organized my closet.
Ben sadece sana yaklaşık üç yüz dolar biriktirdim.I just saved you about three hundred dollars.
Neredeyse üç bin dolardan fazla para harcadım.I just spent over three thousand dollars.
Sadece otuz dolar istedim.I just wanted thirty dollars.
Senin ellerinin dolu olduğunu biliyorum.I know you have your hands full.
Saatte on üç dolar kazanırım.I make thirteen dollars an hour.
Ona bin dolar borçluydum.I owed him a thousand dollars.
Bir dolma kalem ve kâğıda ihtiyacım var.I need a pen and paper.
Üç yüz dolara daha ihtiyacım var.I need another three hundred dollars.
Üç yüz dolar ödünç almam gerekiyor.I need to borrow three hundred dollars.
Dolma kalemini ödünç almalıyım.I need to borrow your pen.
Bir dolma kalem almalıyım.I need to get a pen.
Tom'a 300 dolar borçluyum.I owe Tom 300 dollars.
Buna 30 dolar verdim.I paid 30 dollars for that.
Buna 30 dolar para verdim.I paid 30 dollars for that.
Buna 30 dolar ödedim.I paid 30 dollars for that.
Bu gitara 300 dolar verdim.I paid 300 dollars for this guitar.
Bu gitara 300 dolar para verdim.I paid 300 dollars for this guitar.
Bu gitara 300 dolar ödedim.I paid 300 dollars for this guitar.
Bir bardak Tom'a bir tane de kendime doldurdum.I poured a drink for Tom and one for myself.
Dolambaçlı yoldan gitmeliyiz.We need to make a slight detour.
Bu formları doldurarak bütün sabahı harcadım.I spent the entire morning filling out these forms.
Tom ve Mary birlikte çevreyi dolaştı.Tom and Mary took a stroll together.
Mutfak lavabosu kirli bulaşıklarla doluydu.The kitchen sink was full of dirty dishes.
Tom bir hafta içinde bulaşıkları yıkamadı, bu yüzden lavabo kirli tabaklarla doluydu.Tom hadn't washed dishes in a week, so the sink was full of dirty dishes.
Diyalogları doldurun.Please complete the dialogues.
O zamandan beri, gözlerindeki sonsuz gecede amaçsızca dolaştım.Ever since, I've wandered aimlessly in the everlasting night of your eyes.
Bizim yeni bir damperli kamyon istememiz gerekiyor. Bu dolu.We need to ask for a new dump truck. This one's full.
Bir milyon dolardan daha fazla mücevher Cannes'teki bir otel odasından çalındı.More than $1 million of jewels were stolen from a hotel room in Cannes.
Bahçe mor zambaklarla doluydu.The garden was full of purple lilies.
Bence o, toplantıda söylediği şeyden dolayı ondan öç almaya çalışıyor.I think he's trying to get back at her for what she said in the meeting.
Bu başvuru formunu Fransızca doldurmak zorunda mıyım?Do I have to fill out this application form in French?
İşim için ona ihtiyacım olduğumdan dolayı Fransızca öğreniyorum.I'm studying French because I need it for my job.
Lütfen küveti yarıya kadar doldurun.Please fill the bath half full.
Dolkun, yakışıklı bir genç. Onu her gören kız aşık oluyor.Dolkun is a handsome lad. Every girl who's seen him falls in love with him.
Benim yirmi dolarlık bir banknotum vardı, ama onu kaybettim.I had a twenty dollar bill but I lost it.

İlgili Sayfalar