döktü ile cümle
döktü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Jumlah keringat mereka hingga saat ini tidak ada artinya.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.지금까지 두 선수가 흘린 땀은 아무런 의미가 없습니다.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Pentru ce au transpirat până acum nu are nici o importanţă.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Qualquer um pode ganhar.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.So sehr sie bisher auch geschwitzt haben, es hat keine Bedeutung.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Ten pot, który wypocili dotychczas nie ma znaczenia.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Todo lo que han sudado hasta ahora no tiene sentido.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Všetko, o čo sa doteraz snažili stráca význam.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Όλα για όσα ιδρώσαν μέχρι στιγμής δεν έχουν νόημα.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Їх боротьба до цього моменту вже не має значення.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Колко са се потили дотогава, няма значение.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.Не имеет значения, что оба стараются.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.אין שום חשיבות למה שהם הזיעו בינתיים.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.ليس هناك قيمة للتعب الذي عانوه حتى الآن.
Uğruna onca ter döktükleri şeyin aslında bir anlamı yoktu.どちらかの選手が勝つ
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.E poi letteralmente, ci si versa un monometro.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.Et puis littéralement, vous versez maintenant sur un monomère.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.I teraz dosłownie, nalewa się monomer.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.그리고는 말 그대로 모노머를 붓습니다.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.Şi acum literalmente torni un monomer.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.Und dann gießt man ein Monomer hinzu.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.Y después, literalmente, viertes un monómero.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.А потом вы буквально выливаете мономер.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.Насамкінець, виливаєте мономер.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.След което може да се излее мономер.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.ואז אפשר פשוט לצקת מונומר.
Ve sonra, bir monomer döktüğünüzde.ثم وحرفيا، صبه على مونومر.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.야곱이 하나님의 자기와 말씀하시던 곳에 기둥 곧 돌 기둥을 세우고 그 위에 전제물을 붓고 또 그 위에 기름을 붓고
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.Người dựng một cây trụ đó tại nơi Ðức Chúa Trời đã phán cùng mình, dâng lễ quán và tưới dầu vào.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.Người dựng một cây trụ đó tại nơi Ðức_Chúa_Trời đã phán cùng mình , dâng lễ quán và tưới dầu vào .
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.И Яков издигна стълб на мястото, гдето му говори, каменен стълб и принесе възлияние на него и го поля с масло.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.ויצב יעקב מצבה במקום אשר דבר אתו מצבת אבן ויסך עליה נסך ויצק עליה שמן׃
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.فنصب يعقوب عمودا في المكان الذي فيه تكلم معه عمودا من حجر. وسكب عليه سكيبا وصب عليه زيتا.
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.雅 各 便 在 那 裡 立 了 一 根 石 柱 、 在 柱 子 上 奠 酒 、 澆 油
Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.雅各 便 在 那 裡立 了 一 根 石柱 、 在 柱子 上 奠酒 、 澆油
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Herre! I nøden søkte de dig; de opsendte stille bønner da din tukt kom over dem.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.HERR, wenn Trübsal da ist, so sucht man dich; wenn du sie züchtigst, so rufen sie ängstlich.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Doamne, ei Te-au căutat, cînd erau în strîmtorare; au început să se roage, cînd i-ai pedepsit.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Engkau telah menghukum kami; dalam kesesakan kami berpaling kepada-Mu, dan berdoa kepada-Mu, TUHAN
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.GOSPOD, v stiski so te iskali; molili so ponižno, kadar jih je trla pokora tvoja.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.HERE, in onze wanhoop zochten wij U. Wanneer Uw straf ons trof, riepen wij U aan.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Herra, ahdistuksessa he etsivät sinua, vuodattivat hiljaisia rukouksia, kun sinä heitä kuritit.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.HERRE, i nöden hava de nu sökt dig, de hava utgjutit tysta böner, när din tuktan kom över dem.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.HERRE, i Nøden søgte de dig; de udgød stille Bønner, medens din Tugtelse var over dem.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Hỡi Ðức Giê-hô-va, họ đã tìm kiếm Ngài trong lúc ngặt nghèo, kêu cầu Ngài khi Ngài sửa phạt họ.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Hỡi_Ðức_Giê - hô-va , họ đã tìm_kiếm Ngài trong lúc ngặt_nghèo , kêu_cầu Ngài khi Ngài sửa phạt họ .
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Hospodine, v súžení ťa hľadali a navštívili; vylievali pokorné prosby tiché, keď si ich trestal a káznil.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Hospodine, v úzkosti hledali tebe, vylévali prosby, když jsi je trestával.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.여호와여 백성이 환난 중에 주를 앙모하였사오며 주의 징벌이 그들에게 임할 때에 그들이 간절히 주께 기도하였나이다
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Oh Jehovah, te buscaban en la tribulación; cuando tu castigo caía sobre ellos, derramaban su oración
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Oh Uram! a szorongásban kerestek Téged, és halk imádságot mondtanak, mikor rajtuk volt ostorod.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Panie! w ucisku szukali cię; gdyś ich karał, wylewali modlitwy swe.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Senhor, na angústia te buscaram; quando lhes sobreveio a tua correção, derramaram-se em oração.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Signore, nella tribolazione ti abbiamo cercato; a te abbiamo gridato nella prova, che è la tua correzione
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Κυριε, εν τη θλιψει προσετρεξαν προς σε εξεχεαν στεναγμον, οτε η παιδεια σου ητο επ' αυτους.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Господи! в бедствии он искал Тебя; изливал тихие моления, когда наказание Твое постигало его.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.Господи в скръбта прибягнаха към Тебе, Изляха тайна молитва, когато наказанието Ти бе върху тях.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.יהוה בצר פקדוך צקון לחש מוסרך למו׃
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.يا رب في الضيق طلبوك. سكبوا مخافتة عند تأديبك اياهم.
Ya RAB, sıkıntıdayken seni aradılar. Onları terbiye ettiğinde sessizce yakararak içlerini döktüler.耶 和 華 阿 、 他 們 在 急 難 中 尋 求 你 . 你 的 懲 罰 臨 到 他 們 身 上 、 他 們 就 傾 心 吐 膽 禱 告 你
İlgili Sayfalar