döküntü ile cümle

döküntü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ellerimde bulaşık makinesi deterjanı döküntüsü var.I got a rash on my hands from dishwasher detergent.
Deri döküntüm var.I have a skin eruption.
Döküntü girer, döküntü çıkar.Garbage in, garbage out.
Kurtulmamız gereken bir sürü işe yaramaz döküntümüz var.We've got a bunch of useless junk we should get rid of.
Bazı döküntü diskleri, merkez yıldızdan 10 AU içerisinde bulunan daha sıcak bir bileşen içerir.Some debris disks contain a component of warmer dust located within 10 AU from the central star.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.The rash is rarely itchy for children, but can be extremely itchy for adults.
Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu.The rest was simply filled with rubble.
P391 Döküntüleri toplayın.P391: Collect spillage.
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.The process typically requires six to eight weeks.
Tüm vücut derisine yayılarak yüksek ateş ve döküntüye neden olur.This also would have made his entire body resistant to heat and fire.
Biraz döküntü bir yerdir.A shabby place.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.They make a midden, a pile of refuse -- mostly the husks of the seeds that they eat.
Çöpçülerin döküntü yığını oluştururken ne yaptıklarını görebilirsiniz.So what you see the midden workers doing is making a pile of refuse.
Ben bu sözleşme gece hiçbir sevinç var, çok unadvis'd çok ani, çok döküntü;I have no joy of this contract to-night; It is too rash, too unadvis'd, too sudden;
Dün beni Washington Sokağı'ndaki o yere gönderdin, şimdi zehirli sarmaşık döküntüsüyle kaplandım.You sent me to that place on Washington Street yesterday, and now I'm covered in poison ivy.
Moloz döküntüleri topları sağlam duvardan daha başarılı absorbe ediyordu.The rubble absorbed the shock of the cannonballs better than the solid wall.
Örnek olarak kül, metallerdeki döküntüler ve kağıtlardaki yaprak parçacıkları verilebilir.Examples include ash and debris in metals and leaf pieces in blank white papers.
Enkaz akışları, çoğunlukla kaba döküntülerden oluşan yeni dökülmüş betona benzer.Debris flows resemble freshly poured concrete, consisting mostly of coarse debris.
Raflı buzlu döküntü dağılımı: Buzla taşınan tortu H3 / 6 sırasında doğuya kadar uzanmaz.Ice rafted debris distribution: Sediment transported by ice does not extend as far East during H3/6.
Lamotrijin alırken ortaya çıkan tüm döküntüler SJS veya TEN'e ilerlemez.Not all rashes that occur while taking lamotrigine progress to SJS or TEN.
Gözlemciler tarafından herhangi bir deri döküntüsü not edilmedi.No skin eruptions were noted by observers.
Hasta, halen Nijerya'dayken, döküntü de dahil olmak üzere maymun çiçeği semptomları geliştirdi.The patient developed symptoms of monkeypox, including a rash, on 29 April while still in Nigeria.
Döküntü genellikle kulak, kaş veya göz kapaklarının çevresinde belirgindir.The rash is often prominent around the ear, the eyebrows or the eyelids.
P390 Maddi hasarı önlemek için sıvı döküntüleri temizleyin.P390 Verschüttete Mengen aufnehmen, um Materialschäden zu vermeiden.
P391 Döküntüleri toplayın.P391 Verschüttete Mengen aufnehmen.
Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir.Der nächste Ausbruch kann in Jahren oder Jahrzehnten stattfinden.
Bu döküntü pek yaygın değildir, ancak özgün bir bulgudur.Diese Grabform ist selten, aber nicht einzigartig.
Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.Körperlich überanstrengende Tätigkeiten vermeiden.
Yanaklarda döküntü başladığı zamanda artık bulaşıcı değildir.Das heißt, dass Kinder im Stadium mit Hautausschlag praktisch nicht mehr ansteckend sind.
Tropikal ormanlarda döküntülerde ve mağaralarda yaşar.Diese Arten leben im Grundwasser oder in Höhlen.
Döküntüler çok kaşıntılıdır.Les résines durcissent totalement.
Yazın bir hamur haline geçmiş olan döküntüsü kış yaklaşınca ve tekrar donar ve katılaşır.En invierno se deposita un sedimento delgado y oscuro; y en verano, uno grueso y claro.
Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu.Esta expedición estuvo lleno de contratiempos.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Aunque raro, pueden presentarse también en adultos.
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.Di solito guarisce in 6-8 mesi.
P390 Maddi hasarı önlemek için sıvı döküntüleri temizleyin.P390 – Assorbire la fuoriuscita per evitare danni materiali.
P391 Döküntüleri toplayın.P391 – Raccogliere il materiale fuoriuscito.
Döküntüler soluk değildir(non-blanching).GRapi: 0 (non radioattivo).
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Элементы сыпи у детей крайне редко вызывают зуд, однако могут быть чрезвычайно зудящими у взрослых.
Döküntüler, bütün vücuda yayılır, 5-7 gün içinde kaybolur.Имаго появляются на трупах через 5—11 дней и развиваются 5—7 недель.
Yazın bir hamur haline geçmiş olan döküntüsü kış yaklaşınca ve tekrar donar ve katılaşır.Drzewa zapewniały cień wędrowcom (latem) i osłonę przed wiatrem (zimą).
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.Dräktigheten varar vanligen 6 till 8 månader.
Bu döküntü pek yaygın değildir, ancak özgün bir bulgudur.Den är inte särskilt talrik men inte heller sällsynt.
Günümüzde, buzulun önemli bir kısmı halen döküntü örtüsü altında bulunmaktadır.Idag har stora delar av pusztan uppodlats.
Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.Рекомендується достатня фізична активність.
Kıyı açığı veya kıta sahanlığı üzerindeki çökeller genellikle kırıntı ve döküntü malzemelerinden oluşur.На палубі бака або всередині його зазвичай розташовують якірні й швартовні пристрої.
Tropikal ormanlarda döküntülerde ve mağaralarda yaşar.Духи, що мешкають у лісах та печерах.
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.Зазвичай даний тип сушки займає 6-8 тижнів.
Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir.Tuhnou několik týdnů nebo měsíců.
Döküntüler soluk değildir(non-blanching).Existují i bíle zbarvení dingové (nikoliv albíni).
Döküntüler soluk değildir(non-blanching).Carbonații nu au miros (sunt inodori).
Döküntüler soluk değildir(non-blanching).Jarrut ovat erilliset (eivät integraaliset).
Kobalt bombasının nükleer döküntülerinin yarı ömrü 5.27 yıl olacaktır.Koboltin radioaktiivisen isotoopin koboltti-60:n puoliintumisaika on 5,27 vuotta.
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.Hevonen kengitetään tarpeen mukaan, yleisesti 6-8 viikon välein.
Bu döküntü genellikle 6-8 haftada geriler.Η διαδικασία της διέγερσης διαρκεί συνήθως 8-16 ημέρες.
Kızamık döküntülerinden daha seyrektir.Για περισσότερα βλέπε Jabber.
Eğer bir döküntü varsa, bu menenjitin özel bir nedenini ortaya koyabilir.Hvis det viser seg å være relevant kan han fremsette et konkret leveringstilbud.
Osmanlıca'da ise "Rize" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır.Sedangkan 'kekurangan' Rukia adalah gambarnya yang amat kekanak-kanakan.
Ateş ve döküntü yapar.Nó thuộc tính lửa và bay.
Öbürleri ise taşların altında ya da bitki döküntüleri arasında yaşar.Chúng làm tổ trong đất dưới hoặc giữa các tảng đá hoặc dưới phân động vật.

İlgili Sayfalar