dökülür ile cümle
dökülür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.己が流した血を見ると凶暴化する。
Pişince ateşten alınıp üstüne kepleme dökülür.倒すには崖から落とすか、炎で焼くのみ。
İçindeki 2 adet nus meyve dökülür.その殻を切り開けば、中に真の果実が2つ入っている。
Bazen taşların üzerine kum da dökülür.時には岩の上に出ることもある。
Saç birçok nedene bağlı olarak dökülür.髪量は多く髪質は固め。
Unun orta kısmı açılıp kabaran mayalı karışım dökülür ve hamura yedirilir.主に飛行しながら口を大きく開けて獲物を捕食する。
Un soğumadan sıcak şerbet üzerine dökülür.お涼の代わりに喧嘩を買って出る。
Üç kere bunların üzerinden su dökülür.上禊兮三巳,临川兮荡饮。
Kıyamet koptuğunda yıldızlar yeryüzüne dökülür.當特定的星宿橫過線時,就能準確報時。
Çatırdağ'dan doğar, Akmescit'ten geçerek Azak Denizi'ne dökülür.海内愁怨,遂用溃畔。
Batıya doğru delice akar ve Belegaer'e dökülür.郭英潰而西,景隆潰而南。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.若想得到血液,就必須奮鬥。
Bir gölden çıkan gideğen, diğer bir göle dökülür.牠們可以由一顆樹跳往另一顆樹。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.전투가 벌어지면 그들은 피투성이 방패를 밀어붙인다.
Yarbay Güride: Kan dökülür, ben açamam sayın valim.“文대통령 "밀양 화재, 안타까움 금할 수 없어"”. 《프레시안》.
Kıyamet koptuğunda yıldızlar yeryüzüne dökülür.천하 (天下) 1.하늘 아래 온 세상.
150'den fazla nehir bu körfeze dökülür.למעלה מ-150 נחלים ונהרות נשפכים למפרץ הזה.
Sonbaharda ağaçların yaprakları sararır ve dökülür.בסוף הקיץ העלים נושרים ומתייבשים.
Çanaklar sonradan dökülür.הכיפות עשויות להתמוטט בשלב מאוחר יותר.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.זכה להערכה על הגנת היהדות בפני עלילת דם.
Rio de la Plata'ya katılarak Atlas Okyanusuna dökülür.ריו דה לה פלטה (בספרדית: Río de la Plata) הוא שפך נהר באוקיינוס האטלנטי.
Süt içine dökülür ve krem oluşana kadar bekletilir ve ölçülür.שופכים את החלב לתוך המכשיר ונותנים לו לעמוד עד שנוצר קרם על פני החלב.
Sonra istenirse üzerine yoğurt dökülür.לאחר קירור היוגורט מוכן.
Cocahuayco Nehri'ne dökülür.סובק - אל הנהר.
Yarbay Güride: Kan dökülür, ben açamam sayın valim.תחילת השיר: הִנֵּה עוֹד עֲלִילָה אֹמַר, גַּם לֹא אַחְסִיר מִכֶּם דָּבָר.
Hamur piştikten sonra üzerine soğuk su dökülür.לאחר מכן שפכו עליו מים קרים.
Üzerlerine kızdırılmış tereyağ dökülür.Покрай тях се простират тесни равнини.
Drin de Adriyatik Denizi’ne dökülür.Влива се в Адриатическо море.
Arda nehrine dökülür.Изхвърля се чрез урината.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Пръстта да стиснеш – кръв на мъченици би заструила!
Esch-sur-Sûre'ün batısında bir yapay su birikintisi olan Yukarı Yukarı Sûre Gölü'ne dökülür.Zapadno od Esch-sur-Sûrea se ulijeva u umjetno jezero - Gornje jezero Sûre.
Sonra testinin içindeki et ortaya dökülür.Mjerač masnog tkiva u tijelu.
Suriye topraklarına geçip Akdeniz’e dökülür.Drugi put polazi u Siriju i pohađa Svetu zemlju.
Çözelti huniye dökülür.Po ňom sa pohybuje visutá mačka.
Sonra istenirse üzerine yoğurt dökülür.Ko se obrne, izgine tudi Yoshimi.
Don ve Kuban nehirleri bu denize dökülür.Glavni reki, ki priteka v morja sta Don in Kuban.
Yapraklar Eylül-Ocak arasında tamamen dökülür.SeO2 se razvršča med kisle okside.
Daha sonra bu fikir senaryoya dökülür.Tako bi še vedno sam stal za tem besedilom.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Za poškodbe Zalačenka v samoobrambi se bo zagovarjala s prostosti.
Çöp, bu kamyonlara ya el ile ya da bir makine yardımıyla dökülür.Oljke se obirajo ročno ali strojno s tresenjem.
Kuzeybatıya doğru ilerleyen akarsu, büyük bir delta oluşturarak Bombetoka Körfezi'ne dökülür.Ji teka į šiaurės vakarus ir išsilieja į Bombetokos įlanką, suformuodama didelę deltą.
Bazen taşların üzerine kum da dökülür.Mõnikord poeb kärnkonn päevaks ka kivi alla.
Kuzeybatıya doğru ilerleyen akarsu, büyük bir delta oluşturarak Bombetoka Körfezi'ne dökülür.See voolab loodesse ning suubub Bombetoka lahte, moodustades ulatusliku delta.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.(58:8) вот они изрыгают хулу языком своим; в устах их мечи: „ибо", думают они , „кто слышит?"
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Da, din gura lor ţîşneşte răul, pe buzele lor sînt săbii; căci zic: ,,Cine aude?``
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.De kommer igjen om aftenen, tuter som hunder og løper rundt omkring i byen.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Eis que eles soltam gritos; espadas estão nos seus lábios; porque (pensam eles), quem ouve?
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Elke avond komen zij terug en lopen als huilende honden door de stad.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Estenden megjelennek, ordítnak, mint az eb; körüljárják a várost.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Glej, iz ust jim vre hudo, meči so v njih ustnah, kajti: Kdo sliši? pravijo.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.He aquí, profieren con sus bocas; espadas hay en sus labios. Porque dicen: "¿Quién oye?
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.He tulevat ehtoolla, ulvovat kuin koirat ja kiertävät kaupunkia.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Kìa , miệng chúng_nó tuôn lời mắng chưởi ; Những gươm ở nơi môi chúng_nó ; Vì chúng_nó rằng : Có ai nghe_đâu ?
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Kìa, miệng chúng nó tuôn lời mắng chưởi; Những gươm ở nơi môi chúng nó; Vì chúng nó rằng: Có ai nghe đâu?
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.그 입으로 악을 토하며 그 입술에는 칼이 있어 이르기를 누가 들으리요 하나이다
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Navracejí se k večerou, štěkají jako psi, a běhají okolo města.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Nawracają się pod wieczór, a warczą jako psy, i biegają około miasta.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Ritornano a sera e ringhiano come cani, si aggirano per la città
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Se, deres Mund løber over, på deres Læber er Sværd, thi: "Hvem skulde høre det?"
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Siehe, sie plaudern miteinander; Schwerter sind in ihren Lippen: "Wer sollte es hören?"