dökülür ile cümle
dökülür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yapraklar sonbaharda dökülür.Leaves fall in the autumn.
Bu nehir Pasifik Okyanusuna dökülür.This river flows into the Pacific Ocean.
Tesbih bir yerinden koparsa tüm taneleri dökülür.One link broken, the whole chain is broken.
Her yıl okyanusa ne kadar petrol dökülür?How much oil is spilled into the ocean every year?
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.It would be regrettable if blood were shed in my personal defense.
Cocahuayco Nehri'ne dökülür.It flows into the Cocahuayco River.
Çatırdağ'dan doğar, Akmescit'ten geçerek Azak Denizi'ne dökülür.I shall get upon a raft and float out to sea."
Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.Heavily infected leaves die prematurely.
Ebro Nehri bu denize dökülür.The Ebro River flows into this small sea.
Kuzeybatıya doğru ilerleyen akarsu, büyük bir delta oluşturarak Bombetoka Körfezi'ne dökülür.It flows northwestward and empties to Bombetoka Bay, forming a large delta.
Ateş ırmakları buraya dökülür.The fire rages on.
Yemek için, üzerine çok sıcak haldeki et yemeği dökülür.They even left a hot meal on the table.
Pişince ateşten alınıp üstüne kepleme dökülür.It may be assembled on a skewer and cooked over a fire.
Bu füzyon işlemi sırasında kısa dalga boyu üzerinden aşırı enerji dağılımı dökülür.During the fission process excess energy is shed as dispersive waves on the short wavelength side.
Çanaklar sonradan dökülür.The cell subsequently lyses.
Guş Dan'dan geçerek Akdeniz'e dökülür.It carries them over the desert to Ev.
Hamur, her bir taraf için balık şeklinde bir kalıba dökülür.The batter is poured into a fish-shaped mold for each side.
Rauros Çağlayanı bu üç tepenin arasından iki kol halinde aşağı dökülür.Wentwood then rises behind these two hills.
Belli bir süre sonra tepsilere dökülür ve soğutulur.Then he'll find himself growing cold and slipping away.
Brahteler ince uzun erken dökülür.Metal would then crumble prematurely.
Kuzey Saskatchewan'dan gelen nehir, Hudson Körfezi'ne dökülür.To the south is the Sturgeon River which drains via the North Saskatchewan into Hudson Bay.
İçindeki 2 adet nus meyve dökülür.Two more sidings led into the fruit shed.
Basra Körfezi'ne dökülür.Visit Bass Coast.
150'den fazla nehir bu körfeze dökülür.More than 300 rivers empty into the Pacific.
Nehir Kentucky'den doğar ve Tennessee'den geçerek tekrar Kentucky'den Ohio Nehri'ne dökülür.Ohio forces would advance through Kentucky into Tennessee.
Haşlandıktan sonra üstüne göğermiş pernir (Kerti peyniri) ile eritilmiş tereyağı dökülür.It then pounces, grabbing its prey with its sharp, retractable claws.
Ya takım olarak iyileşiriz Ya da dökülürüzWe heal as a team or we're gonna crumble.
Bu savaş sonrasında boş bir beden olmasına rağmen içine bir şeyler dökülür?They're collectivists. They're very wealthy people.
Bak, neler dökülür ağızlarından, Kılıç çıkar dudaklarından. ‹‹Kim duyacak?›› derler.Behold, they spew with their mouth. Swords are in their lips, "For," they say, "who hears us?"
Başlarının üstünden kaynar su dökülür.Boiling water will be poured down over their heads
Gün gelir, bütün gizli haller ortaya dökülür...The day all secrets are examined
Dilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler?If We will, We can blind their eyes as they rush towards the path—but how will they see?
Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi.Had it been Our will We would have obliterated their sight so that they raced to the Path.
Dini inkâr edenlere ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sular dökülür.Garments of fire have been prepared for the unbelievers.
Küçük Jasenovac kasabası yakınlarındaki Sava Nehri'ne dökülür.It spills into the Sava River near small town of Jasenovac.
Metal, döküm deliği adı verilen içi boş bir kanaldan kalıba dökülür.The metal is poured into the mold through a hollow channel called a sprue.
Metal doğrudan kalıba dökülür, temas üzerine köpüğü buharlaşır.The metal is then poured directly into the mold, which vaporizes the foam upon contact.
Metal, dönme ekseninde kalıbın ortasına dökülür.Metal is poured into the center of the mold at its axis of rotation.
İnakos Nehri Nea Kios'un yakınlarından Argolis Körfezi'ne dökülür.The river Inachos drains into the Argolic Gulf near Nea Kios.
Achenes olgunlaşır ve çiçeklenme başlangıcından sonraki iki hafta içinde dökülür.Achenes ripen and are shed within two weeks of the start of bloom.
Genellikle, ancak her zaman değil, pizza pişirilmeden önce domates sosu üst kabuğun üzerine dökülür.Usually, but not always, tomato sauce is ladled over the top crust before the pizza is baked.
Zamanla, otjize kabarıp dökülür; kiri ve ölü deriyi temizler.Over time, otjize flakes off, removing dirt and dead skin.
Yapraklar sonbaharda dökülür.Im Herbst fallen die Blätter.
Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge döner ve hemen sonra (1-15 gün arasında) dökülürler.Die Laubblätter werden im Herbst abgeworfen, vorher verfärben sie sich rot.
Rio de la Plata'ya katılarak Atlas Okyanusuna dökülür.Der Río de la Plata mündet in den Atlantischen Ozean.
Kaynayan suyun içerisine un dökülür.Dichte von reinem Wasser
Yemek için, üzerine çok sıcak haldeki et yemeği dökülür.Sie sorgen zumindest für eine warme Mahlzeit.
Bazen taşların üzerine kum da dökülür.Gelegentlich werden auch Steine am Boden gewendet.
Çöp, bu kamyonlara ya el ile ya da bir makine yardımıyla dökülür.Der Abfall kann dabei mit der Hand oder durch Maschinen sortiert werden.
Çiçekler kuruyup dökülür ancak sapı kalır ve her yıl aynı saptan tekrar çiçek açar.Die Linde ist mittlerweile fast völlig hohl, dennoch grünt und blüht sie jedes Jahr aufs Neue.
Unun orta kısmı açılıp kabaran mayalı karışım dökülür ve hamura yedirilir.Er führt ein klägliches Dasein; ständig friert und hungert er.
Bilgisayarın oradan geçince içki koyduğu bardak çatlar ve içinden içki bilgisayarın içine dökülür.Aus dem Garten sei sie verschwunden während er drinnen Getränke mixte.
Yirmibeşten fazla akarsu bu göle dökülür.Plus de vingt-cinq rivières se jettent dans le lac.
Mantının bir kasesi suya dökülür.Si tu fends le cœur d’une seule goutte d’eau.
Kıyamet koptuğunda yıldızlar yeryüzüne dökülür.Adieu la Terre (さらば!故郷の星, Saraba!
Sulama amaçlı istifade edildiğinden ancak taşkın zamanları Etrak'a dökülür.Dès qu'ils seront en phase avec le temps présent, les Tombeaux du Temps libèreront le Gritche.
Küçükçekmece Gölü'nün yakınlarında tabanını genişleterek göle dökülür.Lentement, il se promène autour du lac.
Guş Dan'dan geçerek Akdeniz'e dökülür.Il larguent ensuite le cercueil de Dan dans l'espace.
Üzerine dövülmüş sarımsak katılmış ayran dökülür ve servis yapılır.Saupoudrer de bonite séchée râpée et servir.
Güzelyurt Körfezi'ne dökülür.Il dort à la belle étoile.