Ana içeriğe geç
Sözlük

co ile cümle

co kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
İçeride kalamayacak kadar çok güzel bir gündü.It was too nice a day to stay inside.
Kralımız çok yaşa!Long live the King!
Eşiniz size çok kızgın.Your wife is mad at you.
Korkarım benim derinlik algım çok zayıf.I'm afraid my depth perception is very poor.
Tokyo Kulesi'ni çok uzaktan görebilirim.I could see Tokyo Tower far away.
Bütün yolu beni görmek için geldiğin için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for coming all the way to see me.
Maymunlar çok sayıda numaralar öğrenebilirler.Monkeys can learn a lot of tricks.
Çok fazla sigara içtiğim için boğazım ağrıyor.I have a sore throat because of too much smoking.
Konserde çok seyirci vardı.There was a large audience at the concert.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
Yardımınız için size çok minnettarım.I am very grateful to you for your help.
Maruyama Parkı pek çok insanın toplandığı bir yerdir.Maruyama Park is a place where a lot of people gather.
Güçlü yenin Japon ekonomisine etkisi çok ciddi oldu.The influence of the strong yen on the Japanese economy has become very serious.
İstasyonun karşısındaki kitabevi çok büyük.The bookstore across from the station is very large.
İstasyon yürümek için çok uzak, bu nedenle bir otobüse binelim.It's too far to walk to the station, so let's take a bus.
İstasyona vardığımda, tren çoktan gitmişti.Arriving at the station, I found the train had already left.
Ben istasyona vardığımda, tren çoktan hareket etmişti.The train had already started when I got to the station.
İngilizlerin kanuna ve düzene çok saygıları var.The British have a lot of respect for law and order.
İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.English law prohibits children under 16 from buying cigarettes.
Onlar İngiltere'de çok çay içerler.They drink a good deal of tea in England.
İngilizce konuşmak çok eğlenceli.Speaking English is a lot of fun.
Eğer İngilizce konuşmuyorsanız iyi bir pozisyon elde etme olasılığınız çok az muhtemeldir.You're much less likely to get a good position if you don't speak English.
İngilizceyi çok seviyorum ama bazen benim için çok zor.I like English so much, but sometimes it is very difficult for me.
İngilizce, bugünün dünyasında çok önemli bir dildir.English is a very important language in today's world.
İngilizce, günümüz dünyasında çok önemli bir dildir.English is a very important language in today's world.
İngilizce, anlamam için çok zor.English is too difficult for me to understand.
"Niçin çok İngilizce çalışıyorsun?""İngilizce öğretmeni olmak için.""Why are you studying English so hard?" "To be an English teacher."
Hangisini daha çok seversin, İngilizceyi mi yoksa müziği mi?Which do you like better, English or music?
İngilizcede kendimi çok iyi ifade edemem.I can't express myself in English very well.
İngilizcede kendimi çok iyi ifade edemiyorum.I can't express myself in English very well.
En çok İngilizceyi seviyorum.I like English best.
Yüzmek için hava çok soğuk.It's much too cold to swim.
Yüzmeyi öğrenmek bir çocuk oyuncağı.It's a cinch to learn to swim.
Yüzen çocuk benim erkek kardeşim.The swimming boy is my brother.
Filmleri izlemek çok ilginç.Watching movies is very interesting.
Ben sinemaya gitmeyi çok severim.I adore going to the cinema.
Egzersiz eksikliği nedeniyle çok az iştahım var.I have little appetite due to lack of exercise.
Çok fazla egzersiz yarardan çok zarar getirebilir.Too much exercise can do more harm than good.
Araba sürerken çok dikkatli olamazsın.You cannot be too careful when you drive.
Araba süremeyecek kadar çok sarhoşsun.You're too drunk to drive.
Taşıyabildiğin kadar çok kutu getir.Bring as many boxes as you can carry.
İti an çomağı eline al.Speak of the devil, here comes Kathy.
Yağmur, çocukların okul bahçesinde beyzbol oynamalarına engel oldu.The rain prevented the boys from playing baseball on the playground.
Çocuklar yağmura rağmen okula gitti.The children went to school in spite of the rain.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
Yağmur yağdığı için çok az sayıda kişi deniz kenarındaydı.Few were at the seaside because it was raining.
Çok yağmur yağdı ve dolayısıyla beyzbol maçı iptal edildi.It rained heavily, and consequently the baseball game was called off.
Çok yağmur yağmaya başladı.It began to rain in earnest.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Astronotlar kendi coşkulu tezahüratları ve alkışlarlarıyla karşılandı.The astronauts were greeted by their enthusiastic cheers and applause.
Uzaydan bakınca, dünya çok güzeldir.Seen from space, the earth is very beautiful.
Bir insan çok fazla içebilir fakat bir insan asla yeterince içmez.One can drink too much, but one never drinks enough.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Ben çok içtikten sonra oda dönmeye başladı.The room started to spin after I drank too much.
Çok fazla içtim ve yer ayaklarımın altında dönüyor gibi görünüyordu.I drank too much and the ground seemed to spin under my feet.
Bir bakışta, çocuğun aç olduğunu anladı.At a glance, he knew that the child was hungry.
Bazı Siyahiler daha radikal çözümler arıyor.Some Blacks seek more radical solutions.
En iyi yazan çocuk ödülü kazanır.The boy who writes best wins the prize.
En küçük çocuk her sabahı kreşte geçirdi.The youngest child spent every morning at a nursery.
Biz çoğunlukla politika tartışarak bütün gece otururduk.We would often sit up all night discussing politics.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod