Ana içeriğe geç
Sözlük

co ile cümle

co kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dün buraya gelen çocuk odur.That is the boy who came here yesterday.
Bu kadar çok parayı toplamak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to collect so many coins?
Bir gece eve çok yorgun ve üzgün gelmişti.One night he came home very tired and sad.
Bir kişinin hangi ülkeden geldiğini söylemek çok zor.It is very hard to tell what country a person comes from.
Cömert bir adam hayır kurumuna iki milyar yen katkıda bulunduA generous man contributed some two billion yen to charity.
Alpine kayağını Nordic kayağından daha çok seviyorum.I like Alpine skiing better than Nordic skiing.
Hayat olduğu gibi onun için çok ilginç değil.Life as it is is very uninteresting to him.
Her çocuk bir bebek gibi davranılmasına karşı çıkar.Every child objects to being treated like a baby.
Her çocuğun aynı eğitim fırsatlarına sahip olması zorunludur.It is essential that every child have the same educational opportunities.
Arapça çok önemli bir dildir.Arabic is a very important language.
Amerikalılar çok et yer.Americans eat a lot of meat.
Amerikalılar çok cana yakın insanlardır.Americans are very friendly people.
Amerikalılar boş zamanlarının çoğunu evde geçirirler.Americans spend much of their free time at home.
Amerika çok büyük.America is very large.
Amerika çok geniştir.America is very large.
Amerika 1492 yılında Columbus tarafından keşfedildi.America was discovered by Columbus in 1492.
Amerika daki çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Amerika'da çoğu suçlu uyuşturucuya bağımlıdır.Many criminals in America are addicted to drugs.
Amerikan mutfakları Japon mutfaklarından çok daha büyüktür.American kitchens are much bigger than Japanese ones.
Amerikalı çocuklar bu sözcükleri işiterek büyürler.American children grow up hearing those words.
ABD'de, çoğu insan on sekiz yaşına ulaştığında oy kullanabilir.In the U.S., most people can vote when they reach eighteen years of age.
Amerika'da pek çok orman yangını var.There are a great many forest fires in America.
Amerika'dan çok sipariş aldık.We have received many orders from the U.S.
Ebeveynlerine çok fazla bel bağlama.Don't depend on your parents too much.
Çok ilginç bir roman değildi.It wasn't a very interesting novel.
Şeyleri çok ciddiye almayın.Don't take things too seriously.
Umarım çok uzun süre beklememize gerek yok.I hope we don't have to wait for too long.
Çok iyi görünmüyorsun. Bugün işe gitmesen iyi olur.You don't look very well. You had better not go to work today.
Çocuk çok fazla ilgi ile şımarır.A child is spoiled by too much attention.
O, çok büyük olduğu için şaşırdım.I was surprised because it was very big.
O gelmeden önce çok beklememiştim.I had not waited long before he appeared.
Çok fazla şey bekleme.Don't expect too much.
Başkalarına çok bağımlı olmayın.Don't be too dependent on others.
Diğerlerine çok fazla güvenme.Don't rely too much on others.
Diğerlerine çok fazla güvenmeyin.Don't lean too much on others.
Diğer insanlara çok fazla güvenme.Don't depend on other people too much.
Çok gazete okumam.I don't read newspapers much.
Çok fazla yemediğinizden emin olun.Be sure not to eat too much.
Hava çalışılmayacak kadar çok sıcak.It is too hot to work.
Çok fazla içmek tehlikelidir.It is dangerous to drink too much.
Çok fazla içki içmek tehlikelidir.It is dangerous to drink too much.
Çok zamanım yok.I do not have much time.
Çok zamanım yok. Acele eder misin?I don't have much time. Could you hurry?
Çok sıcaklamış görünmüyorsun.You don't look so hot.
Şansını zorlama çocuk.Don't press your luck, kid.
Çok ümit yok.There is not much hope.
Senin umutlarını çok fazla üste taşıma.Don't get your hopes up too much.
Duşta yakalandığım zaman çok ileri gitmemiştim.I had not gone very far when I was caught in a shower.
Beyzbol oynayamayacak kadar çok karanlık.It's too dark to play baseball now.
Çok film izlemem, ancak iyi bir belgesele dayanamam.I don't watch a lot of movies, but I can't resist a good documentary.
Şimdi tenis oynanmayacak kadar çok karanlık.It's too dark to play tennis now.
Yapacak çok işim olduğu zaman gergin ve heyecanlı hissediyorum.I feel tense and agitated when I have too much work to do.
O, çok iyi bir piyanist değildi.She was not a very good pianist.
Eğer çok fazla düzeltilirse o konuşmaktan vazgeçecek.If he is corrected too much, he will stop talking.
Ben birçok çocuğa bakmak zorunda kaldığım için yıprandım.I was worn out because I had to take care of so many children.
Denize gitmek için henüz hava çok soğuk.It's too cold to go to the sea yet.
O kadar çok gürültü vardı ki, konuşmacı kendisini duyuramadı.There was so much noise that the speaker couldn't make himself heard.
Sen o kadar çok değiştin ki seni zorlukla tanıyabiliyorum.You have changed so much that I can hardly recognize you.
O, cevap vermek için çok fazla sinirli olduğu için yere baktı.Being too nervous to reply, he stared at the floor.
O konuda çok fazla övünme.Don't boast too much about that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
co ile cümle - Sayfa 48 - co kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App