Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Çok sayıda köpek yaşamaktadır.Many dogs are alive.
Şehir merkezinde çok sayıda otel var.There are many hotels downtown.
Artık civarda çok fazla çevirmeli telefon görmezsin.You don't see many dial phones around anymore.
Çok sıcak oldu.It has become very warm.
Çok iyi bir gazete, değil mi?It's a very good newspaper, isn't it?
Çok sayıda insan vardı.There were so many people.
Çok, çok sıcak bir geceydi.It was a very, very hot night.
Çok zor bir görev omasına rağmen, ben elimden geleni yapacağım.Although it is a very difficult task, I will do my best.
Çok soğuk bir kıştı.It was a very cold winter.
Çok şaşırdım, şarkım birçok genç insanı cezbetti.Much to my surprise, my song appealed to many young people.
Seni çok fazla rahatsız ettiğim için üzgünüm.I am sorry that I have troubled you so much.
O bir gülümseme ile "çok teşekkür ederim" dedi."Thank you very much", she said with a smile.
Ağrı çoğunlukla geçti.The pain has mostly gone away.
Çoğu işçi her yıl otomatik ödeme zammı alır.Most workers get an automatic pay raise every year.
Pek çok hastanede klinik kayıtları alfabetik sıraya göre tutulur.The clinical records in most hospitals are kept in alphabetical order.
Çoğu gelişmekte olan ülkeler aşırı nüfustan müzdarip.Most developing countries are suffering from overpopulation.
Çoğu Japon pirinçle beslenir.Most Japanese live on rice.
Çoğu Japon, suyu musluktan içer.Most Japanese drink water from the tap.
Çoğu Japon öğrencinin çok çalıştığını düşünmüyor musunuz?Don't you think most Japanese students work hard?
Çoğu kuşlar yalnızca gündüz görebilir.Most birds can see only by day.
Çoğu erkek çocukları babalarına benzer.Most boys take after their fathers.
Birçok erkek çocuk bilgisayar oyunları sever.Most boys like computer games.
Çoğu insan mutluluğun peşinde yaşıyor.Most people live in pursuit of happiness.
İnsanlar en çok evde oldukları zaman rahat eder.People feel most at ease when they are at home.
Çoğu insan yaz mevsimini sever, ama bana gelince, kışı daha çok severim.Most people like summer, but as for me, I like winter much better.
Çoğu insan TV izlemeyi sever.Most people like watching TV.
İnsanların çoğu altmış yaşında emekli olur.Most people retire at the age of sixty.
Çoğu insan altmış yaşında emekli olur.Most people retire at the age of sixty.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu insanın hayatı çevreleri tarafından belirlenir.The lives of most people are determined by their environment.
Çoğu insan, öyle düşünüyor.Most people think so.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.Parents are usually concerned about their children's future.
Birçok çocuk onun adını bilir.Most boys know his name.
Çoğu genç onun adını bilir.Most boys know his name.
Çoğu kadın modaya çok önem verir.Most women make much of fashion.
Çoğu kadın makyajlı oldukları kadar genç değil.Most women are not so young as they are painted.
Çoğu çalışan yılda bir kez zam istiyor.Most employees expect a pay raise once a year.
Kızların çoğu naziktir.Most girls are kind.
Çoğu kızlar naziktir.Most girls are kind.
Çoğu iş çok keyifli değildir.Most work is not very pleasant.
Çoğu ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Women live longer than men in most countries.
Çoğu balinalar planktonla beslenir.Most whales feed on plankton.
Çoğu öğrenci sıkı çalışır.Most students study hard.
Çoğu öğrenci okula yürüyerek geliyor.Most students come to school on foot.
Çoğu öğrenci okul gezilerinde Kyoto'nun görülmeye değer yerlerini geziyorlar.Most students do the sights of Kyoto on their school excursion.
Öğrencilerin çoğu sporları sever.Most students like sports.
Çoğu öğrenciler dönem sınavı için hazırlık yapıyor.Most students are doing preparation for the term examination.
Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.Most living creatures in the sea are affected by pollution.
Çoğu Avrupalı, bir Japon'u bir Çinli'den ayırt edemez.Most Europeans cannot tell a Japanese from a Chinese.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
Amerikalıların çoğu hamburger sever.Most Americans like hamburgers.
Çoğu durumda, araba kazaları uykusuzluktan kaynaklanır.In most cases, car accidents result from lack of sleep.
Bizim çok fazla sorunumuz yoktu.We didn't have much trouble.
Yaşlı bir adamla tanıştıklarında çok uzaklaşmamışlardı.They had not gone very far when they met an old man.
Biz çok fazla eğlenmedik.We didn't have much fun.
Çoğu durumda, onun cevapları doğru.In most cases, his answers are right.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
O diyete başladığından beri çok zayıfladı.She's lost a lot of weight since she went on a diet.