Coşkun Özarı 1931 yılında doğdu.Karuse vaksalihoone ehitati 1931. aastal.
1970'ler ve 1980'lerde bu değişiklik daha da özenli ve coşkun bir hal aldı.1970.–1980. aastatel muutus kujundi- ja värvikeel vaoshoitumaks ja peenemaks.
1945), Türk sinema oyuncusu Coşkun Hekimoğlu (d.1945) ja kirgiisi näitleja Sovetbek Žumadõlov (s.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.De fapt, mă încântă să fiu aici cu toţi renumiţii care asistaţi la o chestie ca asta, să ştiţi.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.Franchement, je suis enchantée d'être ici avec tous les esprits brillants qui participent à cet évènement.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.솔직히 이 자리에 와서 너무 좋아요. 대단한 분들이 많아서요.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.Sono sinceramente onorata di essere qui in mezzo a tutti i luminari che sono ospiti a TED.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.Честно говоря, я горжусь тем, что я здесь среди всех этих выдающихся людей.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.Честно казано, преливам от радост, че съм тук с всички останали.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.האמת, אני מאוד נרגשת רק מהיותי כאן עם כל המאורות הגדולים הנוכחים כאן.
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.بصراحه ،أنا فخوره بأن أكون هنا مع كل النجوميه التي تكتسبها بحضورشئ مثل هذا ، تعلمون .
Açıkçası, tüm coşkunuz ile katılımınız sayesinde, burada beni çok gururlandırıyorsunuz.こんな著名人の方々と一緒に参加できて 本当に、素晴らしい
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Aguas profundas são as palavras da boca do homem; e a fonte da sabedoria é um ribeiro que corre.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Aguas profundas son las palabras de la boca del hombre, y arroyo que rebosa es la fuente de la sabiduría
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Die Worte in eines Mannes Munde sind wie tiefe Wasser, und die Quelle der Weisheit ist ein voller Strom.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Een verstandig man zegt diepzinnige dingen; de bron van wijsheid voedt een beek, die nooit droog valt.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.명철한 사람의 입의 말은 깊은 물과 같고 지혜의 샘은 솟쳐 흐르는 내와 같으니라
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Le parole della bocca dell'uomo sono acqua profonda, la fonte della sapienza è un torrente che straripa
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Lời nói của miệng loài người là giống như nước sâu; Nguồn sự khôn ngoan khác nào cái khe nước chảy.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Lời_nói của miệng loài_người là giống như nước sâu ; Nguồn sự khôn_ngoan khác_nào cái khe nước chảy .
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Mély víz az ember szájának beszéde, buzogó patak a bölcseségnek kútfeje.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Ordene i en manns munn er dype vann, visdoms kilde er en fremvellende bekk.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Orden i en mans mun äro såsom ett djupt vatten, såsom en flödande bäck, en vishetens källa.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Ord i Mands Mund er dybe Vande, en rindende Bæk, en Visdomskilde.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Perkataan orang dapat merupakan sumber kebijaksanaan dalam seperti samudra, segar seperti air yang mengalir
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Slová úst muža sú jako hlboké vody, rozvodnený potok prameň múdrosti.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Slova úst muže vody hluboké, potok rozvodnilý pramen moudrosti.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Słowa ust męża mądrego są jako wody głębokie, a źródło mądrości jako potok wylewający.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Syviä vesiä ovat sanat miehen suusta, ovat virtaava puro ja viisauden lähde.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Vode globoke so besede iz ust vrlega moža, potok vrvrajoč je modrosti vrelec.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Οι λογοι του στοματος του ανθρωπου ειναι υδατα βαθεα και η πηγη της σοφιας, χειμαρρος αναπηδων.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Думите из устата на човека са като дълбоки води, И изворът на мъдростта е като поток.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Слова уст человеческих – глубокие воды; источник мудрости – струящийся поток.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.מים עמקים דברי פי איש נחל נבע מקור חכמה׃
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.كلمات فم الانسان مياه عميقة. نبع الحكمة نهر مندفق.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人 口 中 的 言 語 、 如 同 深 水 . 智 慧 的 泉 源 、 好 像 湧 流 的 河 水
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人口 中 的 言語 、 如同 深水 . 智慧 的 泉源 、 好像 湧流 的 河水
Bunların hiç etkisi olmadı. Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Dit soort dingen wordt beïnvloed: mensen brengen hun ware zelf.
Bunların hiç etkisi olmadı. Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)На мнение работодателей повлияло лишь то, как люди преподносят себя,
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Astfel de lucruri. Practic, persoanele îşi aduc propriile personalităţi.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Az ilyesfajta dolgok. Az emberek önmagukat adják, alapjában véve.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Ces sortes de choses. Les gens apportent leur vraie personnalité fondamentalement.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Disse slags ting. Folk bringer deres sande selv, dybest set.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Este tipo de coisas. As pessoas mostram-se como são.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Estos asuntos. Cada persona trae su verdadera personalidad, básicamente.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)이런 요소들이 문제였던거죠. 사람들은 진짜 자기 자신을 드러냅니다.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Ljudje prikažejo svojo pravo sliko.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Luottavainen- Intohimoinen - Innostunut - Aito - Rento - Mukaansatempaava
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Människor tar med sig sina sanna jag. De tar med sig själva.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Những cái như thế này. Mọi người lộ rõ bản chất của mình, về cơ bản.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Questo tipo di cose. In sostanza le persone portano se stesse.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Solche Dinge. Die Leute zeigen sozusagen ihr wahres Ich.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Takéto veci. Ľudia prinášajú svoje pravé ja.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Tego rodzaju rzeczy. Ludzie wnoszą swoje prawdziwe ja.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Tyto věci. Lidé v podstatě přináší své pravé já.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Αυτά τα πράγματα. Οι άνθρωποι βγάζουν βασικά τους αληθινούς εαυτούς τους.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)На прийняття рішень вплинуло лише те, як людям вдалось фактично викласти свою сутність.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)Такива неща. Хората показват самите себе си.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)דברים כאלה. אנשים מביאים איתם את העצמי האמיתי שלהם.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)هذه الأشياء. الأشخاص يحضرون ما هم حقيقة عليه