Kitlesel cinsel saldırı, Mısır siyasetinde tartışmalı bir rol oynadı.Hänellä oli pahamaineinen ja kiistelty rooli Länsi-Georgian politiikassa.
İşTar, Asurlu aşk ve cinsellik tanrıçası.Impi, muinaissuomalainen rakkauden ja seksuaalisuuden jumalatar.
Erkeklerin eşcinsel cinsel ilişkisine yönelik hapis cezaları uygulamaları 1970'lerin başına kadar devam etti.Syytökset lapsiin kohdistuneista seksuaalirikoksista nousivat laajempaan julkisuuteen vasta vuonna 1997.
Bien, hamilelik nedeninin Şeytan'la cinsel ilişkiye girmekten meydana geldiğine dair itirafta bulundu.Kaikki tajuavat nyt olevansa tekemisissä paholaisen kanssa.
"Lose Control" şarkısı cinsel bir fırsattan bahsediyor.Kappaleesta ”Lose Control” kuvattiin musiikkivideo.
Frijit, cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır.Frigidi tarkoittaa sukupuolisesti kylmää naista.
Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.Hänen on väitetty joutuneen säännöllisesti isänsä seksuaalisen väkivallan kohteeksi.
Tutsak edildiği dönemde çeşitli cinsel ve fiziksel şiddete uğradı.He joutuivat usein fyysisen ja seksuaalisen väkivallan kohteiksi.
Geceleyin iki kadın cinsel ilişkiye girer.Molemmat sukupuolet ovat aktiivisia yöllä.
Doludizgin bir cinsellik bu örgünün dokusuna işlenmiştir.Jumalainen näytelmä on kirjoitettu kokonaan tuon maanpaon aikana.
Büyük karıncayiyenler 2,5 ila 4 yaş arasında cinsel olgunluğa erişirler.Sateenkaariboat tulevat sukukypsiksi 2,5–4 vuoden ikäisinä.
Bu genellikle cinsel saldırı korkusu ile ilişkilendirilir.Useimmiten seksuaalista väkivaltaa kokee nainen.
İlkel kabilelerde aynı klanın üyeleri birbirleriyle evlenemez ve cinsel ilişkiye giremezdi.Saman abusuan jäsenet ovat sukulaisia eivätkä saa mennä keskenään naimisiin.
Agrafobi, cinsel istismara maruz kalma korkusudur.Gelotofobia on sairaalloinen pelko joutua naurunalaiseksi.
Fakat, birkaç sene boyunca cinsel anlamda beraber olmadılar.Sisarukset eivät ole olleet tekemisissä toistensa kanssa enää vuosiin.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Varmaa sen sijaan on, että seksuaalinen suuntautuminen ei ole valinta.
Bu akımda cinsellik ve pornografinin her iki cinsiyet için de açık olması gerektiği savunuldu.Naista piti kiihottaa ja miellyttää, jotta seksuaaliakti olisi molemmin puolin antoisa.
Şarkı sözlerinde cinsel imalar bulunmaktadır.Hänen musiikissaan on uskonnollisia vaikutteita.
Cinsel olgunluğa 2 yılda erişir.Työaikarikkomus vanhentuu kahdessa vuodessa.
Bu tür tabular, örneğin din, boşaltım veya cinsellikle ilgilidir.Tällaiset tabut liittyvät esimerkiksi uskontoon, eritteisiin tai seksuaalisuuteen.
Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.Οι επιστήμονες γενικότερα δεν πιστεύουν ότι ο σεξουαλικός προσανατολισμός είναι θέμα επιλογής.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Επιθυμεί κάποια μέρα να επιστρέψει στις ρίζες της.
Cinsel ilişki ve kan nakliyle bulaşma riski de bulunmaktadır.Μπορεί επίσης να μεταδοθεί μέσω της σεξουαλικής επαφής και μεταγγίσεων αίματος.
Genellikle cinsel olmayan temas yoluyla bulaşır.Συνήθως η επαφή είναι μη σεξουαλικής φύσης.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Της αρέσει αν ντύνεται σαν νοσοκόμα.
Cinsel ilişki sıklığından bağımsız olarak spermisit kullanımı İYE riskini artırır.Η χρήση σπερματοκτόνων, ανεξάρτητα από τη συχνότητα των σεξουαλικών επαφών, αυξάνει τον κίνδυνο ουρολοίμωξης.
Cinsel gücü arttırır.Η σεξουαλική ορμή μπορεί να αυξηθεί.
Erkek eşcinselliği cinselliğinde bir konum.Θα έχουμε μια χώρα ομοφυλόφιλων.
O bu tür terimlerin insan cinselliğinin düzgün ve doğal işlevini aşağıladığını iddia etmiştir.Τις έβλεπε ως πρόσφορο τρόπο για να εκθέσει την ανόητη και σφάλλουσα φύση του ανθρώπου.
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Αποχή από τη σεξουαλική πράξη.
Cinsel ilişki sırasında işlevsel olan uzunluktur.Οξείς πόνοι κατά τη διάρκεια της σεξουαλικής επαφής.
Kitap, Steven Meisel tarafından çekilen tahrik edici cinsel ve açık fotoğraflardan oluştu.Αποτελούταν από σεξουαλικά προκλητικές και ακατάλληλες εικόνες και φωτογραφήθηκε από τον Steven Meisel.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Ένα άλλο μπορεί να είναι η πεποίθηση κάποιου σχετικά με τη σχέση ανάμεσα στην ψυχή και το σώμα.
Hem erkek hem dişi bir yaşında cinsel olgunluğa erişir.Ωριμάζουν σεξουαλικά σε ηλικία ενός έτους.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Kvinder er i overtal, når der tales om piskesmæld.
Seks bebek mastürbasyona yardımcı olmak için cinsel bir eşin boyutu ve cinsel oyuncak türüdür.En sexdukke er en slags sexlegetøj i størrelse og form af en seksuel partner for hjælp i onani.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Senere har Shaw og den inficerede Halloway samleje.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Risikofaktorer omfatter den kvindelige anatomi, samleje og familiens sygdomshistorie.
Bu da insanlarin Prince'in cinsel tercihinin sorgulamasına neden oldu.Dette førte til at Knight blev åben om sine seksuelle præferencer.
Cinsel erişkinliğe ilk sene sonunda girerler.De bliver kønsmodne ved udgangen af deres første år.
Birincil frengi genellikle başka bir kişinin bulaşıcı lezyonları ile cinsel temas yoluyla bulaşır..Primær syphilis modtages typisk via direkte seksuel kontakt med en anden persons infektiøse læsioner.
Eşcinselliğin toplum tarafından hoş görülmemesine ek olarak hemcins cinsel ilişkileri kanunen yasaktır.Homofile forhold er forbudt efter malawisk lovgivning.
Cinsel birleşme insan soyunu sürdüren üremenin temel yöntemidir.Samleje er menneskers mest grundlæggende måde at reproducere sig på.
Yunuslar, erkek cinsel organlarını birbirlerine sürterler.Nogle mænd beskadiger selv deres egne kønsorganer.
Cinsel istismarda bulunmamak.Outta Nowhere feat.
Örneğin, şırınga paylaşımı ya da korunmasız cinsel ilişki vb.Som for eksempel at snakke om hash eller fri sex.
Cinsellik sadece üreme amaçlıdır.Sex var et spørgsmål om forplantning.
Carey’e göre beraber takıldılar ancak cinsel veya duygusal anlamda bir yakınlaşmaları olmadı.Hun fortæller at de bare hang ud og intet seksuelt eller intimt fandt sted.
Yahudilikte evlilik dolayısı ile cinsel ilişki sadece bir Yahudi kadın ve erkek arasında yapılabilir.Også fastsattes grusomme straffe for kønslig forbindelse mellem en jøde og en kristen kvinde.
Ancak Sevi, eşiyle cinsel ilişkiye girmedi.Derudover havde Michelle ikke lyst til sex med kvinder.
Ve bazı cinselliğe gönderme yapan sahneler içermektedir (filmin sahneleri kesilmiş versiyonunda).Genren er henvendt til kvinder (visse scener censureres).
Enfeksiyonların cinsel ilişkiye bağlı olduğu durumlarda, sonra da antibiyotik alımı faydalı olabilir.Hvis infektionerne kommer af samleje, kan det hjælpe at tage antibiotika bagefter.
Bu filmde gösterilen halktan sıradan insanlar arasındaki cinselliktir.I videoerne optræder almindelige mennesker.
Erkek ve dişi memeli bireyler karşılaştıklarında kopülasyon yaparak cinsel birleşme gerçekleştirirler.Både kvinder og mænd kan opleve præstationsangst i forbindelse med samleje.
Bazı enfeksiyonlar cinsel ilişki ve işemeyi acılı yapabilirken bazıları ise çok az bir belirti gösterebilir.Grænserne for, hvad og hvordan man kan illustrere noget, er meget få.
Toplu ilişki, cinsel ilişkinin ayni anda ikiden fazla kişi arasında olan türü.Gruppesex betegner seksuelt samvær mellem mere end to personer på samme tid.
Venereoloji, Cinsel hastalıkları inceler.Venerologi er læren om kønssygdomme.
Cinsel olgunluğa erişme yaşı 2 'dir.Mågen er kønsmoden som 2-årig.
Ama cinsel yönelimle ilgili bir bağlantı bulunamamıştır.Der var ingen tegn på seksuelt overgreb.
"En çok aşk ve cinsellik için..."Mer’ og bedre sex.