Bu arada kendisine karşı bir cinsel taciz davası açılır.Ulterior, se poate deschide în instanță o acțiune de tăgada a paternității.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Trebuie să mai fii atent ca nimeni să nu te urmărească, atunci când introduci parola.
Cinsel dimorfizme doğada bolca rastlanır.Multe prezintă dimorfism sexual.
Bu nedenle ülkemizin belki de en gizli cinsel sorunudur.Este poate cel mai cunoscut caz de discriminare sexuala din istoria fizicii.
Cinsel erişkinliğe ilk sene sonunda girerler.Maturitatea sexuală este atinsă la sfârșitul primului an de viață.
Hiçbir şekilde cinsel ilişkinin gerçekleşememesidir.Binențeles, din discuție nu este evitată nici tema despre sex.
Eskiden, bu eserler narsisizm ya da aşırı derecede cinselleştirilmiş ifade biçimleri olarak görülürdü.Pe de altă parte, nu i-a fost întotdeauna ușor să înțeleagă acest copil, atât de vioi și excentric.
Genellikle cinsel olmayan temas yoluyla bulaşır.În general, contactul nu este de natură sexuală.
Zaman içinde birçok toplum evlilik dışı cinsel ilişkiyi cezalandırarak caydırma yoluna gitmişleridir.Mulți cetățeni s-au plâns de acestă inegalitate, cerând o lege a căsătoriilor independentă de gen.
İnsan cinselliğinin tarihi ^ "Gay Shame" (İngilizce).Evenimentul Zilei. „Homosexuality”.
Kişinin cinsel kimliği her zaman cinsel yönelimiyle uyuşmayabilir.Această uniune sexuală mistică presupune întotdeauna continența sexuală.
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Mai seduceau bărbații la necuviințe sexuale.
Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar.Femelele încep să se reproducă atunci când ajung la maturitate sexuală, de obicei în al doilea an.
Eş cinsel insanlar da burada öldürüldüler.Ar trebui tratați și partenerii sexuali ai femeii.
Elizabeth Wheeler ile evlenmiş, fakat cinsel anlamda eşinden herhangi bir yakınlık görmemiştir.Ea s-a căsătorit cu David Kellet dar acesta a murit de o gripă.
Doğum kontrolü Feminizm Kadın cinsel organı Erkek cinselliğiEmpatia Etica grijii Socializarea de gen
Japonca josei kelimesi sadece "dişi" anlamına gelir ve cinselliğin doğrudan bir göstergesi değildir.În Japoneză, cuvântul josei înseamnă "femelă" și nu are nici o conotație legată de manga.
Cinsel olgunluğa üç yaşında ulaşır ve 28 yıl kadar yaşayabilir.În captivitate pot trăi până la 34 de ani.
Bir asansörde cinsel olarak taciz edildi.Ea a fost hărțuită sexual într-un lift.
Eş cinsel evliliği yasal olmalıdır.Căsătoria gay ar trebui să fie legală.
Kuzey Amerikalılar cinsel ahlak açısından Avrupalılardan daha tutucudur.Nord-americanii sunt mai conservatori decât europenii în ceea ce privește moralitatea sexuală.
O muhtemelen onunla cinsel ilişkiye girmedi.Probabil că ea nu a întreținut relații sexuale cu el.
O muhtemelen onunla cinsel ilişkiye girmedi.Probabil că ea nu a avut contact sexual cu el.
O, ona cinsel yaşamından bahsetmeni istemiyor.El nu vrea să vorbești despre viața ta sexuală cu el.
Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.Hărțuirea sexuală la locul de muncă poate fi o problemă serioasă.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Így egy nap feláldozza nekik Siorit.
Ridgway'in hayatında yer almış çoğu kadına göre, onun doymak bilmeyen bir cinsel arzusu vardı.Az életében részt vevő nők szerint Ridgway-nek kielégíthetetlen szexuális étvágya volt.
Hepatit C’nin cinsel ilişki yoluyla bulaşıp bulaşmadığı bilinmemektedir.Nem ismert, hogy a hepatitis C nemi úton terjed-e.
Örneğin, evlilikte üreme ve cinsel haz olumlu emirlerdendir.A házasság törvényei, illetve a nemi kapcsolatokban szükséges mértékletesség.
Kadınlar arası cinsel ilişki ise Azerbaycan topraklarında hiçbir zaman suç olmamıştır.A szigetországban soha nem tartották bűnnek a homoszexualitást.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.Ő egy kislány volt, aki csapdába esett ülésében és megfulladt.
Cinsel olgunluk, bir canlının üreme yetisini kazandığı yaş ya da döneme verilen addır.A nemi érettség az a kor vagy állapot, melynek elérésével egy élőlény képessé válik a szaporodásra.
Freud'la birlikte, akıl hastalıklarının kaynağının cinsel gelişim olduğunu kabul etti.Egyetértett Freuddal abban, hogy a mentális betegségek eredete a szexuális fejlettséggel van összefüggésben.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Ne közeledj senkihez szexuálisan, hacsak nem kapsz erre jelzést.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Odin női gyógyítónak öltözött.
Çoğu insan kendi cinsel yöneliminde çok az tercih hissi deneyimler ya da hiç deneyimlemez.Mások alig vagy egyáltalán nem tapasztalnak szexuális izgalmat.
Doğum sırası ve erkeklerin cinsel yönelimi arasındaki ilişki araştırmacılar tarafından ortaya atılmıştır.Az első őslakosok érkezésének ideje vita tárgyát képezi a kutatók között.
Vajinismus tedavi yöntemleri: Bilişsel terapi: Genel olarak cinsellik hakkında bilgilendirmeyi içerir.Konzervatórium: A melegházasság ellen: kérdezz-felelek a homoszexualitásról.
Bu noktada ‘olmak’taki eksiklik ‘sahip olmak’la ilişkili olarak cinsel bir boyut kazanacaktır.Úgy érzik, hogy hiba van ahhoz képest, amilyennek lennie „kellene.”
"Poker Face"in sözlerinde cinsel ima ve sataşmalar görülmektedir.A Poker Face-nek burkolt szexuális célzatú szövege van.
Cinsel içerikli davranışları bulunur.Lásd: Helyzetfüggő szexuális magatartás.
İnsanlardan bir tanesinin cinsel organı özellikle resmedilmiştir.Egy részüknél az emberi test nagyon absztrakt.
Bazı vajinal enfeksiyonlar cinsel yolla aktarılır.A járványos betegségek egy bizonyos része szexuális úton terjed.
Cinsel olgunluğa erişmede vücut gelişiminin tamamlanması esastır.Hatásának kialakulásához szexuális ingerlésre van szükség.
O zaman bir kızla cinsel ilişkide bulunup hamile bıraktığı bilinmektedir.A lány úgy érzi valami probléma lépett fel a terhességével kapcsolatban."
Bunların çoğu kendi cinsel yönelimlerine dair kamuoyuna açılmamayı tercih etmiştir.Így sokan nem fogadják el szexuális irányultságukat.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Ennek egyik oka lehet, hogy az ugatás fő funkciója az ember és a kutya közötti kommunikációban keresendő.
Erkekler eşleri dışındakilerlede cinsel ilişki yaşıyordu.Hivatalos személyek kapcsolata mások feleségeivel.
Bu arada kendisine karşı bir cinsel taciz davası açılır.Bűnösnek vallotta magát egy kamaszfiú szexuális zaklatásában.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.Az ivarérettséget 15 hónapos korában éri el.
Şehvet cinsel istek duygusudur.A libidó a nemi vágyat jelenti.
Eş cinsel insanlar da burada öldürüldüler.Seksityöläisiä on jopa murhattu.
Günümüze kadar gelen ilk Taoist cinsellik metinleri Mawangdui'deki gömütlerde bulunmuştur.Varhaisimmat tunnetut taolaiset seksuaaliset kirjoitukset on löydetty Mawangduin haudoista.
Hayvanların cinsel davranışları aynı tür içerisinde bile çok çeşitlilik gösterebilmektedir.Eläinten seksuaalinen käyttäytyminen ilmenee monissa eri muodoissa jopa saman lajin sisällä.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Hän kiusaantuu puhuttaessa seksuaalisuudesta.
Çalışmalarının çoğu cinsiyet ve cinsellik konuları ile ilgilidir.Useat hänen kappaleistaan käsittelevät seksuaalisuutta ja sukupuolisuutta.
Erkek eşcinselliği cinselliğinde bir konum.Kappaleen teemana on miesten homoseksuaalisuus.
Kadınlar arası cinsel ilişki ise Azerbaycan topraklarında hiçbir zaman suç olmamıştır.Azerbaidžan ei ole pelannut kertaan naisten arvokisoissa.
Erkekler cinsel olgunluğa ulaştıklarında gruptan ayrılır.Ihmiset saavuttavat sukukypsyyden murrosiässä.
Öyküde cinsel temalar da bulunur.Kappaleessa on myös uskonnollisia viittauksia.