Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.JULIET Jos he näkevät sinut, he murhaa sinut.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.Juliet Nếu họ nhìn thấy ngươi, họ sẽ giết ngươi.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.JULIET Om de ser dig, kommer de att mörda dig.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.JULIET Se eles te ver, eles vão te matar.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.JULIET S'ils ne te voient, ils te assassiner.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.JULIET Wenn sie dich sehen tun, werden sie ermordet dich.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.그들이 그대를 볼 경우 줄리엣, 그들은 그대를 살해합니다.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.ΙΟΥΛΙΕΤΑ Αν βλέπουν εσένα, θα σου φόνο.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.ДЖУЛЬЕТТА Если они видят тебя, они будут убивать тебя.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.Жулиета Ако те не те види, те ще ти убийство.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.ג'ולייט אם הם רואים אותך, הם ירצחו אותך.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.جولييت اذا انظر اليك ، فإنهم القتل اليك.
Onlar seni görmek JULIET, onlar sana cinayet.ロミオ可惜は、thineの目でより多くの危険がある
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Dalšího dne jsme byli svědky vraždy amerického velvyslance a útoku na konzulát.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Egy másik nap arra ébredtünk, hogy meggyilkolták az amerikai nagykövetet és megtámadták a konzulátust.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.În altă zi ne-am trezit cu ştirea asasinatului ambasadorului Americii şi atacului consulatului.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Innego dnia podano o zamordowaniu amerykańskiego ambasadora i ataku na konsulat.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Ngày khác chúng tôi thức dậy với tin tức về vụ tàn sát đại sứ Mỹ và vụ tấn công vào lãnh sự quán.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Op een andere dag ging het over de moord van de Amerikaanse ambassadeur en de aanval op het consulaat.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Otro día amaneció con la noticia del asesinato del embajador estadounidense y el ataque al consulado.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Μια άλλη μέρα ξυπνήσαμε στο άκουσμα της δολοφονίας του Αμερικανού πρέσβη καθώς και της επίθεσης στην πρεσβεία.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.Друг ден се събудихме с новината за убийството на американският посланик и атаката на консулството.
Öteki gün, konsolos saldırıya uğruyor, Amerikan büyükelçisi cinayete kurban gidiyordu.На другой день нам сообщили об убийстве американского посла и нападении на консульство.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.A casa estava cheia de jovens que estavam em prisão preventiva por coisas como assassínio.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Centrul era plin de tineri arestaţi preventiv pentru delicte grave precum omorul.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Dat huis zat vol met jongens die in voorlopige hechtenis zaten voor zaken als moord.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Dieses Haus war voller kleiner Jungen, die in U-Haft waren wegen Dingen wie Mord.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Este centro estaba lleno de chicos jóvenes que estaban en prisión preventiva por cosas como asesinato.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Ez az otthon tele volt fiatal fiúkkal, akik vizsgálati fogságon voltak olyan dolgok miatt, mint gyilkosság.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.그곳은 살인같은 죄를 지은 소년들로 가득했습니다.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Ngôi nhà đó chứa đầy những đứa trẻ bị tạm giam vì những lí do như giết người chẳng hạn.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Quella casa era piena di ragazzi in custodia preventiva per cose come omicidi.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Ten zakład był pełen chłopaków, którzy czekali na rozprawy o morderstwo.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Αυτό το οικοτροφείο ήταν γεμάτο νεαρά αγόρια που είχαν προφυλακιστεί για εγκλήματα όπως φόνος.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Домът беше пълен с момчeтa задържани като заподозрени за убийство например.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.Этот дом был полон мальчиков, которых считали причастными к убийству.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.הבית היה מלא נערים שנכלאו שם בגלל דברים כמו רצח.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.ذلك المنزل كان مليء بأولاد في الحبس الاحتياطي لتُهم مثل القتل.
O yuva cinayet gibi şeylerden tutuklu gençlerle doluydu.殺人やなんかのね これが私の人生の準備段階だったのです
Peki ya birebir cinayetler?Dar în cazul crimelor individuale?
Peki ya birebir cinayetler?E que dizer dos homicídios individuais?
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Bien, hay buenas estadísticas porque muchos municipios registraron la causa de muerte.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Dobře, k tomu máme pěkné statistiky, protože mnohé obce zaznamenávaly příčinu smrti.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Là nous avons de bonnes statistiques, puisque beaucoup de villes enregistraient les causes de décès.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Na ten temat posiadamy dobre statystyki, ponieważ wiele gmin rejestrowało przyczyny śmierci.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Nos, remek statisztikáink vannak, mivel sok településen feljegyezték a halál okát.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Nun, es gibt gute Statistiken, weil viele Kommunen die Todesursachen aufzeichneten.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.V tomto prípade existujú dobré štatistiky, pretože obce viedli záznamy o príčinách smrti.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Е, там има добри статистики, защото много общини са записвали причината за смъртта.
Peki ya birebir cinayetler? Evet, pek çok yerel yönetim ölüm nedenini kaydettiği için iyi istatistikler var.Здесь имеется подробная статистика, поскольку многие муниципалитеты регистрировали причины смертей.
Peki ya birebir cinayetler?개별적 살인은 어떨까요? 이에 대해선 좋은 통계 자료가 있습니다.
Peki ya birebir cinayetler?levend verbrandde. Daarvan zijn goede statistieken, want vele gemeenschappen registreerden doodsoorzaken.
Peki ya birebir cinayetler?А як щодо індивідуальних вбивств?
Peki ya birebir cinayetler?מה עם רצח אישי?
Peki ya birebir cinayetler?و ماذا عن القتل من شخص لآخر ؟ حسنا , هناك إحصائيات جيدة ,
Peki ya birebir cinayetler?犯罪学者のマヌエル アイズナーは
Polis komşuları olan Craig Stephen Hicks'i tutuklayıp birinci dereceden cinayet ile suçladı.La policía ha arrestado a su vecino Craig Stephen Hicks, y lo ha acusado de homicidio premeditado.
Polis komşuları olan Craig Stephen Hicks'i tutuklayıp birinci dereceden cinayet ile suçladı.Полиция арестовала их соседа, Крэйга Стивена Хикса, предъявив ему обвинение в убийстве первой степени.
Polis komşuları olan Craig Stephen Hicks'i tutuklayıp birinci dereceden cinayet ile suçladı.Полицията е задържала техния съсед Крейг Стивън Хикс и го съди за убийство от първа степен.
Polis komşuları olan Craig Stephen Hicks'i tutuklayıp birinci dereceden cinayet ile suçladı.اعتقلت الشرطة جارهم، كريج ستيفن هيكس، ووجهت له تهمة القتل العمد من الدرجة الأولى.