Mary, çikletini bana ver.Mary, give me your chewing gum.
Stimorol, başlangıçta Danimarka şirketi Dandy şirketi tarafından üretilen bir çiklet sakızıdır.Stimorol is a brand of chewing gum originally produced by the Danish company Dandy.
Büyük oranda yurtdışında üretilen çiklet gibi bazı mallara ise istisnalar uygulanacak.Exceptions will be made for goods which are not widely produced at home, such as chewing gum.
Stimorol, başlangıçta Danimarka şirketi Dandy şirketi tarafından üretilen bir çiklet sakızıdır.Dynamics NAV fue inicialmente desarrollado por una empresa danesa.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Ter ondersteuning bij het stoppen met roken is er nicotinehoudende kauwgom op de markt.
Gökkuşağı Atı: En iyi arkadaşı Prenses Ciklet'tir.Latająca Końska Głowa – najlepsza przyjaciółka Star z Mewni.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Саме тому рекомендовано використання нікотинозамісних продуктів для тих, хто бажає кинути палити.
Tam adı Prenses Bonnibel (Şeker Kız) Ciklet'tir.Справжнє прізвище — Еміль Кіцило (Кіцила).
Prenses Ciklet'e gökkuşağı yapar.До Куянівки веде залізнична гілка.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.A boltosok ilyenkor mindenféle dolgokat, például hagymát, aszpirint, vagy egy rágót adnak, mert nincs aprójuk.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.De winkelier geeft je dan een ui, een aspirine of kauwgum omdat ze geen munten hebben.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.가게 주인은 양파나 아스피린, 껌 몇 개로 거스름 돈을 대신하려고 합니다. 왜냐하면 그들은 잔돈이 없기 때문입니다.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.los comerciantes tienden a darle cosas como una cebolla o una aspirina, o un chicle, porque no tienen cambio.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.Prodavači vám musí dát věci jako cibuli nebo aspirin, nebo žvýkačku, protože nemají drobné nazpět.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.Продавец даёт вам вместо этого или луковицу, или аспирин, или жвачку, потому-что у него нет маленькой сдачи.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.בעלי החנויות נוטים לתת לך דברים כמו בצל או אספירין או פיסת מסטיק, כי אין להם כסף קטן.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.يعطونك بالمتجر أشياء كـ بصلة أو أسبيرين، أو قطعة علكة، بسبب أن ليس لديهم فكة.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.ガムをよこすことが多いのです 小銭が無いのです ボーダフォンはその問題に気づくと