cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Blackie yemek yerken çok ses çıkarıyor.Blackie makes a lot of noise while he eats.
Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı?Bill, did you take Spot for a walk yet?
Kötü bir fırtına nedeniyle dışarı çıkamadı.He could not go out because of a bad storm.
Yoğun kar dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy snow kept us from going out.
Yoğun bir kar fırtınası dışarı çıkmamızı engelledi.A heavy snowstorm kept us from going out.
Şiddetli yağmurdan dolayı dışarı çıkamadı.He could not go out because of the heavy rain.
Lütfen külot ve sütyenin hariç tüm elbiselerini çıkar.Please take off all your clothes except your underpants and bra.
Sevgililer Günü'nde onlara çikolata vermeyi durduracağız.I'll stop giving them chocolate on Valentine's Day.
Sevgililer Günü'nde çikolata göndermek, Hristiyan olmayanlar için aptalca bir başlangıç.It is a silly practice for non-Christians to send chocolates on St. Valentine's Day.
Oynamak için dışarı çıkabilir miyim, baba?Can I go out to play, Dad?
Pat elbiselerini çıkardı ve içeri daldıPat stripped off his clothes and dived in.
Bir otobüs yoluma çıktı.A bus got in the way.
Merdivenden yukarı çıkarken dikkatli olun.Take care when you climb up the ladder.
Yürüyüşe çıkmak için en iyi mevsim sonbahardır.Autumn is the best season for going on hikes.
Evet, yarın izne çıkacağım.Yeah, I'm going to take tomorrow off.
Durum ya batarsın ya da çıkarsın noktasına geldi.The situation has come to the point where we either sink or swim.
Defterinizi ve kalemlerinizi çıkarın.Get out your notebooks and pens.
Arabanın altından bir kedi çıktı.A cat got out from under the car.
Nancy yalnız bir yolculuğa çıktı.Nancy set out on a solo journey.
Onun niçin bizimle gitmek istemediğini çıkarabiliyor musun?Can you figure out why he won't go with us?
Bıçaktaki parmak izleri onun suçunu ortaya çıkardı.The fingerprints on the knife attest to her guilt.
O ne kadar çok çalışırsa çalışsın labirentin dışına çıkamadı.No matter how hard he tried, he could not get out of the maze.
Tom elbiselerini çıkardı ve pijamalarını giydi.Tom took off his clothes and put on his pajamas.
Tom odadan sinsice çıkarken yakalandı.Tom was caught sneaking out of the room.
Tom Cumartesi akşamı kız arkadaşını dışarı çıkardı.Tom took his girlfriend out on Saturday night.
Tom ilk kez sahneye çıkar çıkmaz gençler arasında popüler oldu.Tom became popular among teenagers as soon as he made his debut on the screen.
Tom'un televizyona çıkması rica edildi.Tom was asked to appear on television.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.Tom lost no time in parting with the money.
Her halükârda, sadece yağmur durursa, sonra dışarı çıkabiliriz.Anyway, if it just stops raining, then we might be able to go out.
Tony gömleğini çıkardı ve onunla piyanoyu ile temizledi.Tony took off his shirt and cleaned the piano with it.
O kadar sıcaktı ki ceketimi çıkardım.It was so hot I took my coat off.
Hava son derece sıcaktı, bu yüzden ceketimi çıkardım.It was extremely hot, so I took my coat off.
Çok soğuk olduğu için dışarı çıkmadım.I didn't go out because it was very cold.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.It was such a cold day that we decided not to go out.
Öylesine güzel bir gündü ki biz yürüyüşe çıktık.It was such a pleasant day that we went for a walk.
Dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Lütfen şapkanı çıkar.Please take off your hat.
Lütfen üçüncü kata çık.Please go up to the third floor.
Eğer sigara içeceksen, lütfen dışarı çıkın.If you are going to smoke, please go outside.
Bu yanlış anlama nasıl ortaya çıktı?How did this misunderstanding ever arise?
Dışarı çıktığında kapı otomatik olarak kilitlenecekThe door will lock automatically when you go out.
Kapının arkasından bir adam çıktı.A man appeared from behind the door.
Çıt çıkarmayacağım.I'll be as quiet as a mouse.
Çıkarabilirken hayatın tadını çıkarın.Enjoy life while you may.
O, beklenin tersine ortaya çıkmadı.She didn't turn up after all.
Ben bir süreliğine dışarı çıkıyorum.I'm going out for a while.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Sadece kafamı dağıtmak için yürüyüşe çıkacağım.I'll just go for a walk to clear my head.
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a short walk?
Lütfen bana biraz daha çikolata ver.Please give me a little more chocolate.
Çikolata tatlıdır.Chocolate tastes sweet.
Çikolata kakao çekirdeklerinden yapılır.Chocolate is made from cocoa beans.
Tam o konuşuyorken bir yangın çıktı.Just as he was speaking, a fire broke out.
O, dışarıya çıkarken büyük bir deprem vardı.Just as he was going out, there was a great earthquake.
Tam dışarı çıktığımda, yağmur yağmaya başladı.Just as I went to go out, it began to rain.
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Tam dışarı çıkıyorken, o içeri geldi.He came in just as I was going out.
Buradan çıkalım.Let's get out of here.