cik ile cümle

cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom John ile Mary'nin ne kadar zamandır çıktıklarını merak etti.Tom wondered how long John and Mary had been dating.
Biz çıktığımızda yağmur yağıyordu; biz vardığımızda güneşliydi.It was raining when we left; it was sunny when we arrived.
Alman çobanlar uyuşturucu maddeleri ortaya çıkarmada iyidir.German Shepherds are good at sniffing out drugs.
Tom sadece pantolon askısını çıkardı.Tom just got his braces off.
Bu alışveriş merkezi o kadar büyük ki çıkışı bulamıyorum.This mall is so big that I can't find the exit.
Tom köpeklerin evden çıkmasına izin verdi.Tom let the dogs out of the house.
Ölüm cezasını destekler misin yoksa karşı mı çıkarsın?Do you support or oppose the death penalty?
Bu gece dışarı çıkalım.Let's go out tonight?
Tom dans etmek için dışarı çıktı.Tom went out dancing.
Tom, iPhone'unu çıkardı.Tom pulled out his iPhone.
İntiharı tek çıkış yolu olarak gördü.He saw suicide as the only way out.
Dışarı çıkarken şemsiyeni almayı unutma.Don't forget to take your umbrella when you go out.
Bir film seyretmek için dışarı çıkmayı önerdi.He suggested going out to watch a movie.
Çıkartılan leke hala etekte görünüyor.The stain that was removed was still visible on the skirt.
Paolo bana ertesi gün ava çıkacağımızı söyledi.Paolo told me we'd go hunting the following day.
Mary elbiselerini çıkardı.Mary stripped off her clothes.
Ben çikolata yiyeceğim.I will eat chocolate.
Brian, New York'a gitmek için yola çıktı.Brian left heading for New York.
Boş yere oturmayalım. Dışarı çıkalım ve bir şey yapalım.Let's not just sit around. Let's go out and do something.
Okul ne zaman Noel için çıkmaya izin verir?When does school let out for Christmas?
Bu kasabadan birçok büyük insan çıktı.Many great men came from this town.
Tom dışarıya kolay yoldan çıktı.Tom took the easy way out.
Şimdi yola çıkarsan yarın akşama kadar Boston'da olursun.If you leave now, you'll be in Boston by tomorrow evening.
Stresle nasıl başa çıkıyorsun?How do you handle stress?
Tom kilitli dolabını açtı ve kitaplarını çıkardı.Tom opened his locker and took out his books.
Canım yürüyüş için dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out for a walk.
Bizim sırrımız, hükümet tarafından ortaya çıkarıldı.Our secret was discovered by the government.
Hoop, ben yine gaz çıkardım!Oops, I farted again!
Sonra gerekli makineyi nereden alacağımız sorunu ortaya çıktı.Then arose the question of where we were to get the necessary machinery.
Bandajı çıkarın.Remove the bandage.
Bugün o, salt gerçeği nasıl ortaya çıkaracağını öğrendi.Today she learnt how to find out the real truth.
Kışın çikolata yemeyi severim.In winter I like to eat chocolate.
Küçük çocuk annesiyle birlikte yürüyüşe çıkar.The little boy goes for a walk with his mother.
İyi iş çıkardın.You have done well.
Bu gece dışarı çıkmalıyız.We ought to go out tonight.
Çikolatayı sevmiyorum.I don't like chocolate.
Beni çıkaramadın mı?Don't you recognize me?
Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktık.After breakfast, we went for a walk.
Weigongcun metro istasyonunun üç çıkışı vardır.Weigongcun subway station has three exits.
Az önce çıktı.It just came out.
Reklamlara çıkmışlar.They're on commercials.
Dışarı çıkıp mavi göklere bak.Go out and look at the blue skies.
Oradan çıksan iyi olur.You'd better get out of there.
O, şalını çıkardı.She took the shawl off.
Tom nehirde yüzmeye gitti, ama o dışarı çıktığında elbiseleri çalınmıştı.Tom went swimming in the river, but when he got out, his clothes had been stolen.
O benim kızımla çıkıyor.He's dating my daughter.
O başa çıkabileceğinden daha fazlasını üstlendi.He took on more than he could handle.
Bu yıl tatile çıkmayacağım.I'm not taking a vacation this year.
Üç yıllık yokluğun ardından umulmadık bir şekilde ortaya çıktı.He appeared unexpectedly after three years of absence.
Onun gerçekle başa çıkabileceğini sanmıyorum.I don't think he can handle the truth.
Saçın yine çıkacak.Your hair will grow back.
En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.The earliest civilizations arose in Mesopotamia.
Herkes çıksın.Everybody leave.
Tom merdivenlerden yukarı çıkıyor.Tom is going up the stairs.
Motor hırıltı çıkarıyor.The engine is purring.
Tom güneşin keyfini çıkarıyor.Tom is basking in the sun.
O, öfkeyle ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı.She threw off her shoes and socks in anger.
Hava kuruduğunda boğaz kurur ve öksürük çıkar.When air dries, the throat dries, and cough comes out.
Çok üzgünüm ama senin dışarı çıkmana izin veremeyiz.I'm very sorry, but we can't let you out.
Çıkar onu buradan!Get him out of here!

İlgili Sayfalar