cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Daha çok yerli bir konuşmacı gibi ses çıkarmak için ne yapabilirim?What can I do to sound more like a native speaker?
Hapishaneden çıktığımda başka bir suç işlemeye niyetim yoktu.When I got out of jail, I had no intention of committing another crime.
Hapisten çıktığımda, aldığım ilk şey bir ekonomi arabasıydı.When I got out of jail, the first thing I bought was an economy car.
Hapishaneden çıktığımda, eski eşim ve ben yeniden evlendik.When I got out of prison, my ex-wife and I got remarried.
Yola çıktığımız zaman yanımızda yalnızca 200 dolarımız vardı.When we started out, we had only 200 dollars between us.
Niçin dışarı çıkıp biraz temiz hava almıyoruz?Why don't we go out and get a little fresh air?
Yiyecek bir şey almak için neden dışarı çıkmıyoruz?Why don't we go out and get something to eat?
Hiç en iyi arkadaşının eski erkek arkadaşı ile çıkmayı düşünür müsünüz?Would you ever consider dating your best friend's ex-boyfriend?
Dışarı çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?Would you like to go out and get something to eat?
Balığa çıkmayı mı yoksa ava çıkmayı mı tercih edersin?Would you rather go fishing or go hunting?
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Anlaşılmak için bir yerli konuşucu gibi ses çıkarmana gerek yok.You don't need to sound like a native speaker to be understood.
Biriyle çıkmadan önce sarımsak yememelisin.You shouldn't eat garlic before going out on a date.
Hawaii'de biz okyanusta tüm yıl boyunca yüzmenin keyfini çıkarabiliriz.In Hawaii, we can enjoy swimming in the ocean all year round.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Ofisten saat kaçta çıkıyorsun?At what time do you exit from the office?
Çikolata severim.I love me some chocolate.
Çikolata aromalı dondurma yemeyi seviyorum.I like to eat chocolate flavored ice cream.
Yaşlı kadınlar, genç erkeklerle çıkmaktan hoşlanırlar.Old women like dating young men.
O daha da iyileşti, bu yüzden yakında hastaneden çıkabilecek.He has gotten better, so he'll soon be able to leave the hospital.
Elbiselerim ıslandı bu yüzden onları çıkardım.My clothes get wet so I took off them.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum ama gün çok sıcak.I would like to take a walk, but the day is too hot.
Bu anın tadını çıkarmalısın.You should savour this moment.
Yaşlı adam hızlı bir koşuşturmayla yola çıktı.The old man set off at a quick trot.
Organların satışı yasal hale getirilirse potansiyel sağlık sorunları ortaya çıkabilir.If the sale of organs is legalised, potential health problems may arise.
Yürüyüş yapmak için bir süre dışarı çıkalım.Let's get out for a while to take a walk.
Dışarı çıktığında Tom'un ne kadar çok bira içtiğine şaşırırdın.You'd be amazed how much beer Tom drinks when he goes out.
Yangın çıktığında Tom neredeydi?Where was Tom when the fire broke out?
Hapishaneden çıktığımda, Tom tekrar ayaklarımın üstünde durmama yardımcı oldu.When I got out of prison, Tom helped me get back on my feet.
O, bir çikolata satın almak için dursaydı, Tom treni kaçırmış olacaktı.Tom would have missed the train if he had stopped to buy a chocolate bar.
Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.Tom went out to look for something to eat.
Tom bir kalem çıkardı ve yazmaya başladı.Tom took out a pencil and started to write.
Tom paltosunu çıkardı çünkü onu giymek için çok sıcaktı.Tom took off his coat because it was getting too hot to wear it.
Tom paltosunu çıkardı ve onu yere attı.Tom took off his coat and threw it on the floor.
Tom paltosunu ve eldivenlerini çıkardı.Tom took off his coat and gloves.
Tom elbiselerini çıkardı ve duşa girdi.Tom took off his clothes and stepped into the shower.
Tom cüzdanını cebinden çıkardı.Tom took his wallet out of his pocket.
Tom kimse bakmıyorken vazodan bir çiçek çıkardı.Tom took a flower out of the vase while no one was looking.
Tom her sabah yürüyüşe çıkar.Tom takes a walk every morning.
Tom gizlice dışarı çıkar ve adamlarla birkaç bira içerdi.Tom snuck out and had a few beers with the guys.
Tom sessizce elbiselerini giydi ve ayak uçlarına basarak odadan çıktı.Tom slipped quietly into his clothes and tiptoed out of the room.
Tom gelecek Cumartesiye kadar hastaneden çıkmalı.Tom should be out of the hospital by next Saturday.
Tom pazartesi günü nadiren dışarı çıkar.Tom seldom goes out on Monday.
Tom sesi çıktığı kadar çığlık attı.Tom screamed at the top of his lungs.
Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like going out.
Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't imagine going out in this weather.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom şapkasını giydi ve dışarı çıktı.Tom put his hat on and went outside.
Tom plana karşı çıktı.Tom opposed the plan.
Tom asla daha yaşlı kadınlarla çıkmaz.Tom never dates older women.
Tom çikolatayı çok sever.Tom likes chocolate very much.
Tom kedisinin dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out.
Tom yüzümü kara çıkardı.Tom let me down.
Tom çikolata yemeyi sevmeyen bir kadın tanıyor.Tom knows a woman who doesn't like to eat chocolate.
Tom kelliğini gizlemek için şapkasını çıkarmadı.Tom kept his hat on to hide his baldness.
Tom banyodan henüz çıktı ve saçları hâlâ ıslak.Tom just got out of the bath and his hair is still wet.
Tom cuma günü bir seyahata çıkıyor.Tom is leaving on a trip on Friday.
Tom oğlunun intiharı ile başa çıkmada sorun yaşıyor.Tom is having trouble dealing with his son's suicide.
Tom oğlunun intihar etmesi gerçeğiyle başa çıkmada sorun yaşıyor.Tom is having trouble coping with the fact that his son committed suicide.
Tom evini satışa çıkaracak.Tom is going to put his house up for sale.