Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.Let's have a serious talk about your future.
Çevre kirliliği ile nasıl uğraşacağın ciddi bir konudur.How to deal with environmental pollution is a serious matter.
Borsa ciddi biçimde durgun.The stock market is severely depressed.
Ciddi bir konuşmaya girdik.We entered into a serious conversation.
Duruma ciddi olarak bakıyoruz.We regard the situation as serious.
Bu yaz ciddi bir su sıkıntısı çekiyoruz.We are suffering from a severe water shortage this summer.
Kıyılarımızın kirliliği çok ciddi.The pollution of our coasts is very serious.
Hiç ciddi bir hastalık geçirdiniz mi?Have you ever had any serious illness?
Ciddileşmeden önce yangın söndürüldü.The fire was put out before it got serious.
O ciddi bir şey midir?Is it anything serious?
Güçlü yenin Japon ekonomisine etkisi çok ciddi oldu.The influence of the strong yen on the Japanese economy has become very serious.
Durum ciddileşiyor.The situation is growing serious.
Kanadı ciddi biçimde hasar görmüş bir kuş buldum.I found a bird whose wing was severely damaged.
Doktor hastaya ciddi biçimde baktı.The doctor looked gravely at the patient.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Şehirlerimiz ciddi kirlenme sorunları yaratıyor.Our cities create serious pollution problems.
O mezun olduğundan dolayı, daha ciddi olmalıdır.Now that he has graduated, he must become more serious.
Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.Take things a little more seriously.
Onu ciddiye almayın.Don't take it seriously.
Onu ciddiye alma.Don't take it seriously.
Beni ciddiye almayın. Ben sadece şaka yapıyorum.Don't take me seriously. I'm only joking.
Ciddi sorular sadece, lütfen.Serious inquiries only, please.
Tom çalışmaları hakkında ciddi değil.Tom is not serious about his studies.
Bu sert oyunlarda oyuncular sıklıkla ciddi olarak yaralanır ve hatta bazen ölürdü.So, players were often seriously injured and sometimes even killed in these rough games.
O, ciddi bir soruna neden olabilir.It may give rise to serious trouble.
Bu ciddi bir sorundur.That's quite a problem.
Hastalığın etkileri ciddi değildi.The effects of the illness were not serious.
Öğretmen öğrencileri ciddi olarak azarladı.The teacher scolded his students severely.
Oğlan ciddi bir hastalıkla mücadele etti.The boy battled against a serious illness.
O zamandan beri onun inancı ciddi olarak sarsıldı.Since then, his faith has been severely shaken.
Kazanın ne kadar ciddi olduğunu anlamak için sadece bu makaleyi okumalısın.You have only to read this article to see how serious the accident was.
Toplantıya katılmaya ciddi olarak söz vermedim.I didn't commit myself to attend the meeting.
Çok ciddiye almayın!Don't take it so hard!
Yakında yağmur yağmazsa, ciddi kuraklık problemleri olabilir.Unless it rains in Ethiopia soon, there could be severe drought problems.
Bu ciddi sorunu derhal kararlaştırmalıyız.We need to settle this serious matter at once.
George çalışması hakkında ciddi değildir.George is not serious about his study.
Jane'in başı ciddi belada.Jane is in serious trouble.
Jane'in ciddi bir sorunu var.Jane is in serious trouble.
Sam işi hakkında ciddi.Sam is serious about his work.
Neyse ki, yangın çok ciddi olmadan önce söndürüldü.Fortunately, the fire was put out before it became too serious.
Bu skandal, şirketimizin kamuoyundaki imajına ciddi olarak zarar verdi.This scandal has severely damaged the public image of our company.
Bu ciddi görünmeyebilir.This may not sound serious.
Benim burada ciddi bir ağrım var.I have a severe pain here.
Ciddi bir hastalığa yakalanabilirsiniz.You may get a serious disease.
Oldukça ciddi bir haberim var.I've got some rather serious news.
O ciddi midir?Is it serious?
Ciddi mi?Is it serious?
O, ciddi gibi görünüyor.It seems to be serious.
İyi bir büyücü olmak istediğim hakkında çok ciddiyim.I'm very serious about wanting to be a good magician.
Deney sırasında yaralandım ve yara oldukça ciddiydi.I got hurt during an experiment, and the injury was pretty serious.
İşleri o kadar ciddiye almayın.Don't take things so seriously.
Şeyleri çok ciddiye almayın.Don't take things too seriously.
O kadar ciddi olma. Bu sadece bir oyun.Don't be so serious. It's only a game.
Onun o projeyi ciddiye almasını sağlamak için buradayız.We have got to get him to take that project seriously.
Polis suçun ciddi olduğunu göz önünde bulundurdu.The police considered the crime to be serious.
Evlenmek ciddi bir konudur.Getting married is a serious matter.
Evlilik ciddi bir konudur.Marriage is a serious matter.
Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.Due to severe educational influence the child became a wholly different person.
Günümüzün en ciddi problemi aşırı nüfustur.The most severe problem at present is that of over-population.
İfade özgürlüğü ciddi şekilde sınırlandı.Freedom of speech was tightly restricted.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod