cidden ile cümle
cidden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Soruyu kendimize cidden ve derinden sorsak.А се запитайте най-сериозно и дълбоко.
Şu kişi cidden!Ce tot face persoana asta?!
Şu kişi cidden!Cette personne est vraiment !
Şu kişi cidden!Die person ist leibhaft!
Şu kişi cidden!Orang ini benar-benar!
Şu kişi cidden!Questa persona è davvero!
Şu kişi cidden!Ta osoba jest prawdziwa!
Şu kişi cidden!Πραγματικά αυτό το άτομο!
Şu kişi cidden!هـذا الشخص حقاً..!
Tamamen dili tutuldu. Hey Ha Ni. Cidden iyi gözükmüyor mu?Hän jäätyi totaallisesti. hei Ha Ni Eikö hän olekkin hyvän näköinen?
Tanrım, cidden o herif...Istenem, komolyan, az a fickó...
Tanrım, cidden o herif...Αααα αλήθεια, αυτός ο ηλίθιος.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.Dios mío, que mal te sientes.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.이런, 여러분은 분명히 죽을 것 같은 기분을 느낄겁니다.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.Боже мой, вы чувствуете себя ужасно.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.אלוהים ישמור, ההרגשה היא איומה.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.ياالهي ، هل تشعر بالفزع.
Tanrım, kendinizi cidden berbat hissediyorsunuz.われわれはバイオスフィア内を身体を引きずるように歩いていました
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Ce n'est pas difficile d'imaginer de mettre la même chose sur le portable de quelqu'un.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Het zal nauwelijks moeilijker zijn om hetzelfde op een mobiele telefoon te bevestigen.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Jest ciężko wyobrazić sobie umieszczenie tej samej rzeczy na telefonie noszonym przez człowieka.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.이런 감지기를 휴대전화에 탑재하는 것을 상상하는 것은 결코 어렵지 않습니다.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.No es tan difícil imaginar hacer lo mismo con los teléfonos que portan las personas.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Non ci vuole molto a immaginare di mettere la stessa cosa sul telefono di una persona.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Nu e o exagerare să îţi imaginezi ataşarea acestora la un telefon purtat de o persoană.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.Не составит особого труда представить, как такой же датчик встраивается в чей-то телефон.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.זה ממש לא מופרך לדמייך את אותו דבר על טלפון הנישא על ידי אדם.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.إنه من الصعب تخيل وضع الشيئ نفسه على هاتف يحمله إنسان.
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.同じものを取り付けるというのは ここからすぐに想像できますね さて 携帯にセンサーを付けるという 考え方は新しいものではありません
Vay be! Cidden...Huh, komolyan?
Vay be! Cidden...Ουα πραγματικά!
Vay be! Cidden...حقا واو
Vay canına! Bu cidden inanılmaz.واو انها طريقة خارجة عن المألوف
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var. Ama tek çıkış yolu yukarı çıkmak. Oraya nasıl geçeceğiz?Fajn.
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.야, 쟤들이 진짜 우리 도움을 필요로 하는것 같은데
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.Mand, de virkelig har brug for vores hjælp deroppe.
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.Mereka benar-benar butuh bantuan kita di atas sana.
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.Ragazzo, hanno davvero bisogno dl nostro aiuto lassù.
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.يا رجل , انهم بحاجة لمساعدتنا فى الاعلى حقا .
Vay canına, cidden yardımımıza ihtiyaçları var.とにかくここから上に脱出しないと
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.A jak se ukázalo, tihle lidé mě opravdu naučili něco o zapadnutí mezi místní.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.A jak się okazało ci ludzie naprawdę nauczyli mnie paru rzeczy o wtapianiu się w środowisko tubylców.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Este é John Doolikahn, que é o xamã dos kalash.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.그런데 오히려 보시는 것처럼 이 사람들은 저에게 부족민과 어울리는 법을
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Und tatsächlich habe ich von diesen Leuten noch ein oder zwei Dinge über Integration lernen können.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Và hoá ra những người này đã dạy tôi vài điều về cách hoà nhập cùng người bản xứ.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Y resultó que esos chicos me enseñaron bien un par de cosas sobre cómo mezclarte con los lugareños.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.І, як виявилося, ці хлопці навчили мене, справді навчили, як потоваришувати із місцевими.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Но так получилось, что эти ребята преподали мне хороший урок того, как нужно вливаться в местные общины.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.ומה שיצא, היה שהחברה האלה באמת לימדו אותי דבר או שניים על השתלבות
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.و .. كما تبين لاحقاً , فقد علمني هؤلاء الرجال .. امراً أو إثنين عن كيفية الاندماج فعلاً
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.実際にやってみると この人たちは 地元住民に溶け込むのに どうしたらいいか 教えてくれました
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı.지금이 바로
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.A ja myślę, że już pora zmienić go w skałę.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler. (Alkışlar)Dan saya rasa sekaranglah saatnya untuk mengubah pasir itu menjadi batu.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.En ik denk dat het nu echt tijd is om er steen van te maken.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.E penso che sia giunta l'ora di trasformarla in pietra.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.Je crois que maintenant, le moment est venu de le transformer en pierre.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.Nó là cát, và tôi nghĩ bây giờ chính là lúc biến nó thành đá.
Ve bence şu an cidden onu taşa dönüştürme zamanı. Teşekkürler.Penso que chegou o momento de a transformar em pedra.