ci ile cümle

ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kuraklık nedeniyle çimler kurudu.Because of the drought, the grass has withered.
Kuraklık dönemi ürüne ciddi hasar verdi.The spell of drought did severe damage to the harvest.
Güneş ışığı onun cildini geliştirdi.The sunshine improved his complexion.
Kuraklık, hasada ciddi hasar verdi.The drought did severe damage to the harvest.
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Biz Japonya'da balığı sık sık çiğ yeriz.We often eat fish raw in Japan.
Japonya'da insanlar bir eve girdikleri zaman ayakkabılarını çıkarırlar.In Japan people take off their shoes when they enter a house.
Japonya'da bir eve girdiğinizde ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor.You are supposed to take off your shoes when entering a house in Japan.
Japonya ve Çin, pek çok yönden birbirinden farklıdır.Japan and China differ from each other in many ways.
Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Cinayetlerin sayısı Japonya gibi bir ülkede bile artmaktadır.The number of murders is increasing even in a country like Japan.
Bir Japon evine girerken ayakkabılarını çıkarmalısın.You must remove your shoes when you enter a Japanese house.
Japonya ekonomik güçte Çin'i aşıyor.Japan surpasses China in economic power.
Japon arabalarının yeni modelleri genellikle ilkbaharda çıkar.New models of Japanese cars usually come out in the spring.
Japonya'nın nüfusu Çin'in sekizde biri kadardır.The population of Japan is one-eighth as that of China.
Japonya'nın iklimi Çin'inki kadar sıcak.The climate of Japan is as warm as that of China.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Japonya savaştan beri refahın tadını çıkarıyor.Japan has enjoyed prosperity since the war.
Japonya, Çin'den hammadde ithal eder ve Çin'e hazır ürün ihraç eder.Japan imports raw materials from China and exports finished products to it.
Japonların Çinlilerle bir sürü ortak yönü var.The Japanese have a lot in common with the Chinese.
Japonlar eve girerken ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when they enter a house.
Japon hükümeti sorunla başa çıkamaz.The Japanese government can't cope with the problem.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerek.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerekiyor.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Islak elbiselerini çıkar.Take off your wet clothes.
Kedi çitin altında süründü.The cat crept under the hedge.
Kedi çitten geçti.The cat got through the hedge.
Kedi güneşin keyfini çıkarıyordu.The cat was basking in the sun.
Biraz sıcak çikolata isterim.I'd like to have some hot chocolate.
Çıplak ayakla sıcak kumda yürüyemeyiz.We cannot walk on the hot sand with bare feet.
Kirlilik problemleri yıldan yıla gittikçe ciddileşiyor.From year to year, pollution problems are becoming more and more serious.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Çiftlik yola bitişik.The farm abuts on the road.
Çiftlik yola dayanıyor.The farm abuts on the road.
"Ben bir çiftçi olmak istiyorum" dedi Pip."I want to be a farmer," said Pip.
Çiftçi onları meşgul etmeyi severdi.The farmer liked to keep them busy.
Ahır çiftlik evinin tam arkasında.The stable is right behind the farm house.
Çiftçiler, tahıl tohumlarını ilkbaharda ekerler.Farmers sow grain seeds in spring.
Çiftçiliğe ne dersin?What about farming?
Çiftlik evlerinin ahırları vardır.Farmhouses have barns.
Çiftlikte çalışan bir adam var.There is a man working on the farm.
Bazı çiftçiler çiftlikte çalışıyorlar.Some farmers are working on the farm.
Çiftçi bütün gün tarlasını sürdü.The farmer plowed his field all day.
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.The transition from farm life to city life is often difficult.
Çiftçi tarlaya tohumları serpiyor.The farmer is scattering seeds over the field.
Çiftçiler tarlada çalışmakla meşgul.Farmers are busy working in the field.
Çiftçiler baharda tohum ekerler.Farmers sow seeds in the spring.
Çiftçiler kışın da sıkı çalışır.Farmers work hard in the winter, too.
Çiftçiler ne yapacağını bilmiyordu.The farmers didn't know what to do.
Çiftçiler iyi elmaları kötü olanlardan ayırır.Farmers separate good apples from bad ones.
Çiftçiler sürekli havadan şikayet eder.Farmers always complain about the weather.
Aktörler tarihi kostümlerle ortaya çıktılar.The actors appeared in historical costumes.
Uzun boylu adam evden çıktı.The tall man came out of the house.
Erik Mart ayında çiçek açar.Plum blossoms come out in March.
Müze köşenin civarındadır.The museum is around the corner.
O çileden çıktı.He exploded with anger.
Benim ciddi bir cilt sorunum var.I have a serious skin problem.
Ben kuru bir cilde sahibim.I have dry skin.
Yağlı bir cildim var.I have greasy skin.
Ağustos başında İngiltere'ye yola çıktı.He left for England at the beginning of August.

İlgili Sayfalar