Ben sadece zemini cilaladım.I just waxed the floor.
Az önce zemini cilalamayı bitirdim.I've just finished waxing the floor.
Tom'un yaraları çok ciddi değil.Tom's injuries aren't very serious.
Gergedanın üç türü ciddi olarak tehlike altında.Three species of rhinoceros are critically endangered.
Tom'un yaralanmaları ciddi değil.Tom's injuries aren't serious.
Tom işitme cihazını kaybetti.Tom lost his hearing aid.
O eserin ikinci cildine sahip değil misin?Don't you have the second volume of that work?
Tom Mary'ye karşı çok cimriydi.Tom was very mean to Mary.
Tom çok ciddi bir adam.Tom is a very serious guy.
Tom çok cimri bir kişidir.Tom is a very mean person.
Tom benim için çok cimriydi.Tom was very mean to me.
Tom çok cimriydi.Tom was very mean.
Sel suları, kasaba civarını harap edecektir.The flood waters will devastate the nearby town.
O ciddi bir hataydı.That was a serious mistake.
Ben hâlâ Tom'un bir cinsiyetçi olduğunu düşünüyorum.I still think Tom is a sexist.
Kurumsal ırkçılık ciddi bir sorundur.Institutional racism is a serious problem.
Kendinizi çok ciddiye almamaya çalışın.Try not to take yourself too seriously.
Obezite ciddi bir sorundur.Obesity is a serious problem.
Şişmanlık ciddi bir sorundur.Obesity is a serious problem.
Mary'nin bazı ciddi psikolojik sorunları vardır.Mary has some serious psychological issues.
Neyse ki, Tom ciddi olarak yaralanmadı.Fortunately, Tom did not get seriously hurt.
Onunla patates cipsi de ister misin?Would you like fries with that?
Erkekler cinsel partnerlerinin sayısını abartma eğilimindedir.Men tend to exaggerate their number of sexual partners.
Benim cildim kuru.My skin is dry.
Cibuti az gelişmiş bir ülkedir.Djibouti is a less developed country.
Pedofili çok ciddi bir suçtur.Pedophilia is a very serious offense.
Cimnastikçi denge kirişi üzerinde kaydı.The gymnast slipped on the balance beam.
Ben ciddi olup olmadığını söyleyemem.I can't tell if you're serious.
Ciddi olup olmadığını söyleyemem.I can't tell if you're serious or not.
Cider lütfen.Cider please.
O yumuşak bir cilde sahip.She has soft skin.
İntihal, akademik etiğin ciddi bir ihlalidir.Plagiarism is a serious transgression of academic ethics.
Önerimiz ciddiye alınmadı.Our offer wasn't taken seriously.
Bu ülkede cinsiyet eşitliği vardır.There is gender equality in this country.
Çocuklar ciddi olarak yaralanmamıştı.The children weren't seriously injured.
Hiçbir ciddi yaralanma bildirilmedi.No serious injuries have been reported.
Cinler bu ormanda yaşıyor.Gnomes live in this forest.
Operasyon sırasında ciddi biçimde yaralandım.I was severely wounded during the operation.
Diğer birkaç kişi ciddi şekilde yaralandı.Several others were seriously wounded.
Salt Lake City'den Phoenix'e olan uçuşlar hakkında uçuş bilgisi alabilir miyim?Could I have flight information on flights from Salt Lake City to Phoenix please?
Cinlerin doğayla güçlü bir bağlantısı vardır.Elves have a strong connection to nature.
Bence Tom cevabı cidden bilmiyor.I think Tom really doesn't know the answer.
Bunun ciddi olduğunu sanmıyorum-ama uğrayacağımı düşündüm.I don't think it's serious - but I thought I'd stop by.
Mary'nin en nefret ettiği şey ciddiye alınmamaktır.The one thing that Mary hates the most is not being taken seriously.
Cinayet silahı asla bulunmadı.The murder weapon was never found.
Ben kendimi ciddiye alırım.I take myself seriously.
Müzik konusunda ciddiyim.I am serious about music.
Alaaddin, sihirli lambayı ovuşturduğu zaman bir cin çıktı.A genie appeared when Aladdin rubbed the magic lamp.
Sunumda konuşmacı daha çok cinsiyet eşitsizliğinden bahsetti.During the presentation the speaker talked mainly about gender inequality.
Tavuğun civcivleri yumurtadan çıkıyorlar.The hen's chicks are hatching.
Tom beni ciddiye almıyor.Tom won't take me seriously.
Tom artık otuz civarında olmalı.Tom should be around thirty by now.
Neredeyse tanıdığım her kadın cinsel tacizin bir örneğini yaşadı.Nearly every woman I know has experienced some instance of sexual harassment.
Gerçekten mi? Ciddi misin?Really? Are you serious?
Neden her şeyi çok ciddiye alıyorsun?Why do you take everything so seriously?
Onların hepsi ciddi.They're all serious.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.This is one of the most serious problems facing this country.
O bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.That is one of the most serious problems facing this country.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi problemlerden biridir.It is one of the most serious problems facing this country.
Muhtemelen ciddi olamazsın.You can't possibly be serious.