Ana içeriğe geç
Sözlük

cesaretin ile cümle

cesaretin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Sukces zależy od waszego hartu ducha, Sukces zależy od waszego hartu ducha, wiary w siebie i ciężkiej pracy.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Tú éxito estará determinado por tu propia fortaleza, tu propia confianza, tu trabajo individual bien hecho.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Váš úspech bude ovplyvnený vašou statočnosťou, sebadôverou, vlastnou tvrdou prácou.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Váš úspěch bude záležet na na vaší statečnosti, na vaší smělosti, na vašem vlastním těžkém úsilí.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Votre réussite dépendra de votre propre force morale, de votre confiance en vous, de vos efforts individuels.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Ваш успех будет зависеть от вашей собственной силы духа, уверенности в себе и вашего личного большого труда.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Ваш успіх визначить ваша сила духу, ваша впевненість і ваша важка праця.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.הצלחתכן תלויה באומץ שלכן, בביטחון העצמי ובעבודה הקשה שתשקיעו.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.نجاحك سيتم تحديده بثباتكم الخاص، بثقتكم أنتم، عملكم الفردي الجاد.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.あなたの不屈の精神に あなたの自信に そして懸命さによって決まります それが私達の住む世界の現実なのです
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıEn dag kom min fru hem från jobbet och samlade modet, genom många tårar, att ha en väldigt ärlig konversation.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıJednoho dne přišla z práce a sebrala odvahu a přes spoustu slz jsme si upřímně promluvili.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı어느날, 제 아내는 일터에서 돌아와서 많은 눈물을 흘리다가 용기를 내어 아주 솔직한 대화를 하자고 했습니다.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMoja żona przyszła kiedyś z pracy i przez łzy zebrała się na odwagę, żeby przeprowadzić szczerą rozmowę.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMột hôm vợ tôi đi về nhà và lấy hết can đảm, với rất nhiều nước mắt, để có một cuộc trò chuyện trung thực.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıЕдин ден жена ми се върна от работа и събра куража през много сълзи да проведем един открит разговор.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıיום אחד אישתי באה הביתה מהעבודה אזרה אומץ, דרך הרבה דמעות, לדבר שיחה כנה.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıحتى عادت ذات يوم زوجتي من عملها وتشجعت وقالت لي الحقيقة .. بين كثير من الدموع حيث كانت صريحة للغاية
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı涙を流しながら思い切って 正直な気持ちを打ち明けてくれました 「貴方のことをもう愛してないの」と
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Een ding bleef heer Bunting de moed, de overtuiging dat dit inbreker was een inwoner in het dorp.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Egy dolog tartotta Mr. sármány bátorsága, a meggyőzés, hogy ez a betörő egy rezidens A községben.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Eine Sache gehalten Mr. Bunting Mut, die Überzeugung, dass diese Einbrecher ansässig war im Dorf.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Ena stvar vodi pogum gospod strnad je, the prepričevanja, da je to Vlomilec je rezident v naselju.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.En sak höll Mr Bunting mod, den övertalning att detta inbrottstjuv var bosatt i byn.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedna věc, kterou držel pan Bunting odvaha, přesvědčení, že zloděj byl rezidentem v obci.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedna vec, ktorú držal pán Bunting odvaha, presvedčenie, že zlodej bol rezidentom v dedine.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedno przechowywane odwagę Pan Bunting to, przekonywania, że to włamywacz był rezydentem we wsi.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.한가지 씨 깃발천의 용기를 보관,이 강도는 거주자라고 설득 마을 인치
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Một điều giữ lòng can đảm của ông Bunting, thuyết phục tên trộm này là đối tượng cư trú trong làng.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Satu hal yang terus keberanian Mr Bunting; persuasi bahwa pencuri ini adalah penduduk di desa.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Uma coisa que manteve a coragem do Sr. Bunting, a persuasão de que esse ladrão era um residente na aldeia.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Una cosa mantenuto coraggio Mr. Bunting, la persuasione che questo ladro è stato un residente nel villaggio.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Una cosa que mantiene el valor del Sr. Bunting, la persuasión de que el ladrón era un residente en el pueblo.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Une chose gardé le courage de M. Bunting; la persuasion que ce cambrioleur était un résident dans le village.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Un lucru păstrat curajul domnului Bunting lui; convingere că acest hoţ a fost rezident în sat.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Yksi asia pitää Mr. Bunting rohkeus, houkuttelu, jolla tämä murtovaras oli asukas kylässä.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Ένα πράγμα που διατηρούνται θάρρος του κ. Bunting του? Την πειθώ ότι αυτό διαρρήκτης ήταν κάτοικος στο χωριό.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Едно нещо, което запази кураж на г-н овесарка, убеждаване, че този крадец е местно лице в селото.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Одна вещь хранится смелость г-н Бантинг, убеждение, что это грабитель был жителем в деревне.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Одна річ зберігається сміливість пан Бантінг, переконання, що це грабіжник був жителем в селі.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.أبقى شيء واحد شجاعة السيد الرايات و، والإقناع أن هذا اللص كان مقيما في القرية.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.村インチ 彼らはお金の割れ目を聞いて、強盗は、ハウスキーピングを発見したことに気づいた
Buna cesaretinin olup olmadığını anlamaya yönelikmiş gibi duruyordu.누군가 그 소녀가 춤을 추게 만든 것 같았어요. 전 또 영감을 얻었죠.
Buna cesaretinin olup olmadığını anlamaya yönelikmiş gibi duruyordu.Takže to vyzeralo, ako keby to bola od nej výzva. A tým ma inšpirovala.
Buna cesaretinin olup olmadığını anlamaya yönelikmiş gibi duruyordu.Ze lachten, knuffelden elkaar en renden weg. Het leek dus een weddenschap te zijn.
Buna cesaretinin olup olmadığını anlamaya yönelikmiş gibi duruyordu.אז נראה כאילו מישהו איתגר אותה לעשות את זה. אז קיבלתי השראה מזה.
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Ä-älä ruikuta, pikkuveli.
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Não te acobardes, irmãozinho!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Nie płacz, braciszku.
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Non essere così fifone, fratellino!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!¡No te acobardes, hermanito!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Vær nu ikke en tøsedreng, lillebror!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Var inte en sån mes, lillbrorsan!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Μη δειλιάζεις, μικρέ αδερφέ!
C-Cesaretini yitirme, kardeşim!Не хнычь, братишка!
Cesaret, İngilizcede ilk kullanılmaya başlandığında cesaretin gerçek tarifi -영어 단어 'courage(용기)'는 심장을 의미하는 라틴어 'cor'에서 왔는데
Cesaret, İngilizcede ilk kullanılmaya başlandığında cesaretin gerçek tarifi -Le courage, la définition originelle du courage,
Cesaret, İngilizcede ilk kullanılmaya başlandığında cesaretin gerçek tarifi -אומץ, ההגדרה המקורית של אומץ (courage) כאשר היא הגיעה לראשונה לשפה האנגלית -
Cesaret, İngilizcede ilk kullanılmaya başlandığında cesaretin gerçek tarifi -الشجاعة , المعنى الأصلى والفعلي للشجاعة عندما جاءت لأول مرة إلى اللغة الإنجليزية --
Cesaret, İngilizcede ilk kullanılmaya başlandığında cesaretin gerçek tarifi -心を表わす"cor"という言葉が 英語に入ってきたものです
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod