Beyaz kalkık merak gözleri Unto cennet kanatlı haberciكما هو رسول مجنح من السماء حتى أعين بيضاء مقلوبة يتساءل
Beyaz kalkık merak gözleri Unto cennet kanatlı haberci彼は怠け者-ペーシング雲をbestridesとき彼に見つめるためにフォールバックする人間の
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Bedenk even dat er in het "aards paradijs" geen mandarijntjes waren. Daar bestond geen watermeloen.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Il n'y avait pas de mandarines dans le jardin d'Eden. Il n'y avait pas de cantaloup.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.În grădina Edenului nu existau mandarine. Şi nici pepeni galbeni.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.에덴의 동산에 탄제린[껍질이 잘 벗겨지는 작은 오렌지]은 없었습니다. 어떤 칸탈루프[껍질은 녹색에 과육은 오렌지색인 메론]도 없었죠.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Não havia tangerinas no jardim do Paraíso. Não havia melões.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Nie było mandarynek w ogrodach Edenu. Nie było tam żadnych kantalup (rodzaj melona).
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Saben, no había mandarinas en el Jardín del Edén. No había ningún melón.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Tudják, nem voltak mandarinok az Édenkertben. Nem volt sárgadinnye.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Vedete, non c'erano mandarini nel giardino dell'Eden. Non c'erano melanzane.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Viete, v rajskej záhrade nemali žiadne mandarínky. Nemali tam žlté melóny.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Víte přece, že v ráji nebyly mandarinky. Ani melouny.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Wissen Sie, es gab keine Mandarinen im Paradies. Es gab keine Cantaloupe-Melonen.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Ξέρετε, δεν υπήρχαν μανταρίνια στον κήπο της Εδέμ. Δεν υπήρχαν πεπόνια.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Знаете ли, нямало е мандарини в Райската градина. Нямало е канталупи.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.Между прочим, в Райском саду не было мандаринов. И канталупов не было.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.אתם יודעים, לא היו מנדרינות בגן-עדן. לא היה מלון.
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.أتعرفون , لم يكن هناك تانجرين ( برتقال يوسفي ) في جنة عدن . لم يكن هناك أي كنتالوب .
Biliyorsunuz, cennet bahçesinde satsuma mandalinası yoktu. kantalup kavunu da yoktu.メロンもありませんでした クリスマスツリーもありませんでした みんな作られたのです
Billur dağlar cennete yükseliyor, etekleri de hoş ormanlara, tropik bir cennete uzanıyor.Vidíme krystalické hory sahající až k nebesům, svažující se k překrásným pasekám, tropický ráj.
Billur dağlar cennete yükseliyor, etekleri de hoş ormanlara, tropik bir cennete uzanıyor.Widzimy kryształ w górach, sięgający nieba i tych licznych polan, i tropikalny raj.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Anh nói rằng anh được sinh ra trên một thiên đường.
Bir cennette doğduğunu söylerdin."Azt mondtad a Paradicsomban születtél.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Dici di essere nato in paradiso.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Dijiste que naciste en un paraíso.
Bir cennette doğduğunu söylerdin."Dizes que nasceste no paraíso.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Du sagtest doch, du seist im Paradies geboren worden.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Je zegt altijd dat je in het paradijs bent geboren.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.마치 천국에서 태어났으니
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Opowiadałeś mi, że urodziłeś się w raju.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Spui că te-ai născut în paradis.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Tu dis que tu es né au paradis.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Tvrdíš, že jsi se narodil v ráji.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Λες πως έχεις γεννηθεί στον παράδεισο.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Ти ж кажеш, що народився у раю.
Bir cennette doğduğunu söylerdin.Ты говоришь, что ты родился в раю.
Bir cennette doğduğunu söylerdin." אתה אומר שנולדת בגן עדן,
Bir cennette doğduğunu söylerdin.أنت تقول بأنك ولدت في الفردوس
Bir cennette doğduğunu söylerdin.パラダイスを もう一度作りましょう」
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Een van de inwoners van de biosfeer noemde het "De hof van Eden bovenop een vliegdekschip."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Einer der Biosphärianer nannte es einen "Garten Eden auf einem Flugzeugträger".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Jak powiedział jeden z Biosferczyków: "Eden na pokładzie lotniskowca".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Jeden z Biosféřanů to nazval "rajská zahrada na palubě letadlové lodi."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.바이오스피어에서 살던 한 사람은 그것을 "항공모함 꼭대기의 에덴 동산"이라고 불렀습니다.
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Một trong những nhà sinh quyển học gọi nó là "vườn Địa Đàng trên hàng không mẫu hạm."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Salah satu penghuni Biosfer menyebutnya "Taman Eden di atas kapal induk."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Un des biosphériens l'appelait le "jardin d'Eden sur un porte-avions".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Uno dei Biosferiani lo chiamava "l'Eden sopra alla portaerei".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Uno de los 'Biosferos' la llamaba "Jardín de Eden colocado arriba de un porta aviones."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Unul dintre biosferiani a numit-o "grădina Eden deasupra unui portavion".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Един от жителите на Биосферата я нарече "Райска градина, разположена върху самолетоносач."
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.Один из биосферианцев звал её "Эдемским садом на борту авианосца".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.אחד מחברי הביוספירה קרא לזה "גן עדן על גבי נושאת מטוסים".
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.واحدة من "البيوسفاريين" كان يدعوه جنة عدن فوق حاملة طائرات.
Biyosferlilerden birisi buraya "uçak gemisinin tepesindeki cennet bahçesi" diyordu.呼びました そしてもちろん居住区があり
Biz hala Cennete sahibiz.Abbiamo ancora il paradiso.
Biz hala Cennete sahibiz.Chúng ta vẫn còn thiên đường.
Biz hala Cennete sahibiz.Încă mai avem Paradisul.
Biz hala Cennete sahibiz.우리는 여전히 천국을 가지고 있어요.